Anasayfa / Özel Egitim / Üstün Zekalı/Yetenekli Çocuk İle Yaşamak Olası Probleme Alanları 4

Üstün Zekalı/Yetenekli Çocuk İle Yaşamak Olası Probleme Alanları 4

12.Aşırı duyarlık

Üstün yetenekli çocuklar, her yaş diliminde birtakım problemlerin net ve kesin olarak farkındadır.Yüksek farkındalık ve gözlem kabiliyetleri sayesinde savaş, açlık, gücü kötüye kullanma, şiddet gibi olumsuz birtakım davranışlar ya da olaylar hakkında korku geliştirebilirler.Özetle, tüm dünya problemleri hakkında kaygı duyabilirler. Bu çocuklar çok erken yaşta dahi bu noktalardaki hassas tutumları yüzünden kendilerini olumsuz, üzgün ve çaresiz hissedebilirler.

Bu çocuklar, yaşıtlarıyla kıyaslandıklarında onların fazlasıyla şiddet ve nükleer savaştan çok korktukları ve çekindikleri saptanmıştır. Şiddetten çekinmelerinin ve sakınmalarının bir sebebi de medyada gördükleri çocuk kaçırma, terörizm, cana kastetme gibi ölümle sonuçlanan kazalar hakkındaki haberlere tanık olmalarıdır.

Bunların yanında bu çocukların farklı ek korkuları da olabilir. Bunların arasında ölüm, hastalık, hamilelik, düşük yapma, iş bulamama, arkadaş bulamama, yalnız kalma, sevilmeme ve zihinsel yetersizliği olma gibi konular sayılabilir.

Erken yaşta olmalarına rağmen bu çocuklar ölümün farklı boyutlarının farkında olabilirler. Ölümün anlamını sorgulayabilirler ve ölme konusunda bir takıntıya sahip olabilirler. Ölümle ilgili birtakım dramatik sahneleri drama şeklinde oynayabilir veya kaza ile ölmüş bir canlıyı gömmek için eve getirebilirler.

Ölümün doğal bir süreç olmasına karşılık aile bireylerinin bunun üstesinden gelmesi oldukça zordur.Çoğu yetişkinler ise çocuklarla konuşmaktan kaçınırlar. Bunun sonucu olarak çocuklar, suçluluk gibi uygun olmayan hislere kapılabilirler. Çocukların sorularına erişkinler tarafından büyük bir açık yüreklilikle cevap verilmelidir. Çünkü konuşulmadığında çocuklar, doğru olmayan çıkarsamalarda bulunabilirler.

Üstün zekâlı çocukların bu yüksek duyarlılığı onları sosyal yaşantıdan biraz uzaklaştırabilir ve hatta kendilerinde yanlış bir şey bile olduğunu düşünebilirler. Bu yoğunluktaki duyarlılık, hem olumlu hem de olumsuz etkilere neden olabilir. Bunu belirleyen kritik nokta, çocuğun algılaması ve verdiği dönütle ilgilidir.

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ilgilendikleri konularda oldukça uzun bir süre dikkatlerini toplayabilirler. Bununla birlikte benzer bir durum, ödevlerin tamamlanmasında gerçekleşmeyebilir.Çocuk ödevlerini tamamlamadan önce zaten kendi sevdiği konuyu içeren kitaplarıyla, bilgisayarıyla ya da projesiyle yoğun olarak ilgilendiğinden ailesinin onu yemeğe çağırdığını duymayabilir. Bu durum onun ailesini göz ardı etmesinden ya da duymazdan gelmesinden değil çağrıldığının farkında olmayışındandır.

Eğer çocuk, çağrıldığını duymazsa, nazik bir kucaklama ya da dokunmayla onu uyarabilirsiniz. Bunun yanında gözlerine bakarak etkilemek de mükemmel sonuç verir. Bağırıp çağırmak genellikle aileleri amaçlarına ulaştırmadığı gibi çocuklarının da duyarsızlaşmasını sağlar. Bağırma alışkanlığı olan ailelerin çocukları genellikle bu durumda görmezden gelme davranışını kazanabilirler.

Bireylerin kaygı ve huzursuzlukları, programları önceden plânlayarak ve bunu uygulayarak biraz daha azaltılabilir. Büyük olasılıkla ailedeki yetişkinler birbirinden ?Şu kitabı yerine koy.?,?Hadi şimdi alışverişe gidiyoruz? gibi anlık yönergeler yerine ?Saat 3?te alışverişe çıkmak zorundayım.?gibi içinde emir bulunmayan ve bilgi barındıran yönergeler duymaktan hoşlanırlar. Bu durumda aile,benzer formdaki cümleleri kendi çocuğu için de kullanmalıdır. Örneğin; bir yerden ayrılmak gerektiğinde anne şöyle bir cümle kurarak çocuğun kendi davranışlarını ayarlamasını sağlayabilir: ?Ayrılmadan 10 dakika önce sana haber vereceğim?.

Bazı zamanlarda çocuk kendini duyusal uyaran bombardımanına tutulmuş gibi hissedebilir. Çocuğu bu duygudan kurtarmak için onun rahatlamasını sağlamalıdır. Söz gelimi evde daha sessiz ve sakin bir köşeye gitmesi için yönlendirilmelidir. Anne babalar evlerinde çocuğun huzurlu olabileceği özel bir yer hazırlamalıdırlar. Üstün zekâlı çocuklar, özellikle görme, ses ve çevreden gelen pek çok uyarana oldukça hassastır. Doğadan, müzikten ve renklerden derin bir şekilde etkilenirler.

Çoğu kişinin göremediği ufak noktaları ve ayrıntıları onlar yakalayabilir. Güven ve huzur veren bireylerle olmaya gereksinimleri vardır. Bazı çocuklar, uykuya dalmada problemler yaşayabilirler.Bunun sebebi de zihinlerinin aşırı yüklenmesidir. Onlara sürekli uyaran sağlayan kitap, televizyon gibi araçları bırakamamalarıdır. Bazen, hemen uykuya dalarlar fakat gecenin bir yarsında zihinleri pek çok güzel düşünülerle dolu olarak uyanırlar. Bu gibi durumlar için aile,çocuğun baş ucunda kayıt cihazı bulundurabilir. Böylelikle ertesi gün bu harika fikirlerini kaybetmeyeceğini ya da unutmayacağını bilen çocuk, rahatlamış bir şekilde uykusunu sürdürecektir.

Zihinsel yükün belli aralıklarla boşaltılması gerektiğinden, birtakım rahatlama tekniklerine yer verilebilir. Bununla birlikte fiziksel egzersizler zaman zaman öylesine rahatlatıcı olur ki çocuklar bu durumu alışkanlık hâline getirebilirler. Bunun nedeni, ağır egzersizlerden beynin, kasların ağrısını hafifletmek için çıkardığı morfin benzeri maddelerdir.

Bu maddeler beyin tarafından doğal bir şekilde üretilir. Bu maddelerin verdiği rahatlığı hisseden çocuk, yeniden ağır egzersiz yapmak için motive olmuş olur. Eğer bu durum yoğun bir şekilde yaşanırsa fizik egzersizlerinin uygulamasında aşırıya kaçılmış olur. Aile böyle bir durumla karşılaştığında çocuğun dengeyi sağlaması için ona egzersiz plânları yaparak yardımcı olması gerekmektedir. Ayrıca onu yeni oyunlar öğrenmesi, yeni arkadaşlıklar edinmesi ve böylelikle rahatlaması için yönlendirmelidir.

13.Çocuklar için rahatlama teknikleri

Çocuğa zihnini bir noktada yoğunlaştırıp meditasyon yaparak rahatlamasını öğretebilirsiniz.Örneğin; açık bir zihnin tamamen kendine dönük bir şekilde bütün dış uyaranlardan uzak, kendi içinde bir tutarlılık ve rahatlık sağladıktan sonra, içindeki düşünceleri yönlendirmeye izin verilebilir.

? Bir rahatlama pozisyonunda nefes alışları sayma çift etkiye sahiptir. Bu egzersiz hem rahatlamayı hem de pek çok fikrin peşinde koşan zihnin biraz daha kontrol altında tutulmasına yardımcı olur.Çocuğun birden başlayarak 10?a kadar nefes alıp verişini saymasını sağlayın. Bu egzersize çocuk kendini rahat hissedinceye kadar devam edebilir. Aile, yeterince rahatlama sağlanmamışsa,çocuğa sayma olgusunu tekrar ettirebilir.

? Çocuğun rahatlaması için farklı bir fiziksel etkinlikten de yararlanılabilir. Onu yatar ya da oturur bir durumda gözleri kapalı ve rahatlamaya hazır bir pozisyon almasını sağlayabilirsiniz. Daha sonra tüm kaslarını ayaktan başa olacak şekilde teker teker kasıp daha sonra da serbest bırakmasını isteyebilirsiniz. Böylelikle çocuk farkında olmadan gündelik hayatında vücudunun bir noktasını istemsiz olarak kastığında bu duyguyu hatırlayarak derhal gevşeyecektir.

14.Düzenli olmak veya olmamak

Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar, her zaman düzenli ve tertipli olmayabilir. Dağınıklık ve karışıklık için geliştirdikleri özel bir toleransları vardır. Bu çocuklar, yarınların enerji krizini çözebilirler ama bugün aradıkları bir kalemi bulamayabilirler. Odalarında yarı tamamlanmış projeler, lego şehirler, pul koleksiyonları ve pek çok farklı ilgi alanına dair eşyalar vardır. Ödev kâğıtlarının temiz ve düzenli olarak verilmesi bu çocuklar için öncelikli öneme sahip şeyler arasında sayılmaz.

Benzer bir şekilde odalar da bu kurala katılır. Aslında derli toplu olmanın standardı kişiden kişiye değişmektedir. Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar genellikle eşyalarını atmaktan nefret ederler.Örneğin, güzel bir kaya parçasını nerede, nasıl ve ne zaman bulduklarını çok net hatırlamakla birlikte ertesi gün okula götürmek zorunda oldukları kitabı bulmaları uzun bir süreyi alabilir. Gözlemleri oldukça keskindir ve detaylar konusunda da farkındalık seviyeleri oldukça yüksektir. Eğer etraflarında bir şey kayıp ve eksikse bunu hemen fark ederler. Ailelerin bu noktada çocuğun haklarına saygı göstermesi gerekir. Ona ait olan eşyalar odada yer kaplıyor diye bir torbaya doldurulup atılamaz.

Büyük bir çoğunlukla okullar, zamanı kullanma ve düzenli olma becerilerini öğretmez. Bundan dolayı ailelerin bu noktada verecekleri destek çok önemlidir. Örneğin, aileler haftalık ya da aylık ?Neleri saklamak istiyorum?? oturumları düzenleyebilirler. Çocuğun okula ait birtakım notlarını ya da onun için önemli olan pek çok şeyi atmak istememesi doğaldır. Bununla birlikte aile, bu notları belli bir konu başlığı altında düzenli tutmasını ve her birinin belli bir konu başlığı altında dosyalanıp özel yerlerde saklamasını sağlayabilir.

Düzeni sağlamak için kutulardan, dosyalama sistemlerinden yararlanılabilir. Üzerindeki etikete konu adı veya numara veren çocuk, bunları düzgün bir şekilde saklamalıdır. Ayrıca okul yaz tatiline girdiğinde aile tekrar ?Bu sene hakkında neler hatırlamak istiyorum?? oturumu düzenlemelidir.Geçmiş yıla ait ne tür belgelerin saklanacağı ve hangilerinin atılacağı hakkında çocuğun bir karara varması gerekmektedir.

Proje çalışmalarının bir portfolyo içinde saklanması sayesinde, ileride öğretmenlerin onu daha iyi değerlendirmesine olanak tanıyacak bir sistem de kurulmuş olur. Çocuğun eşyalarını saklamak için kutulardan yararlanılacaksa onun yaratıcılığını kullanarak kutuyu bir sanat eseri hâline dönüştürmesine olanak verilebilir. Bu kutular dolduğunda yeniden düzenleme için uygun zaman gelmiş demektir.

Çocuğun kendisinin örgütlediği bir alanının göreceli olarak daha az dağınık olmasına yardımcı olunmalıdır. Bu durumda aileler birtakım kurallardan yararlanabilirler, örneğin; ?Cumartesi sabahı hiçbir şey yerde durmamalıdır?. Odada içecek kutularının bulundurulmasına izin verilmez. Çocuğun günlük kullandığı eşyalar, günlük olarak yerlerine kaldırılır.

15.Erken okuyanlar

Bazı üstün yetenekli/zekâlı çocuklar okumayı kendi başlarına öğrenirler. Genellikle bu çocukların ne zaman ve nasıl okuma kodunu söktükleri konusunda herhangi bir fikrimiz olmayabilir. Bununla birlikte erken okuma hiçbir zaman üstün zekâlılığın bir göstergesi değildir.

Bazı çocuklar okumasını 3 yaş gibi erken bir dönemde öğrenirler. Bu çocukların bazılarına okuma konusunda aileleri, kreşteki öğretmenleri ya da bakıcıları yardımcı olmuştur. Diğer üstün yetenekli/zekâlı çocukların ise farklı alanlarda ilgileri olabilir ve okuma onlar için öncelikli konular arasında sayılmayabilir. Ana okullarında ya da birinci sınıfta okumasını öğrenemeyen bir öğrenci üstün zekâlı olamaz gibi bir etiket kullanılmamalıdır. Benzer şekilde de okul öncesi okumayı öğrenen çocuklara üstün zekâlı etiketi konmamalıdır.

Erken okuyan çocuklarda dili ustalıkla kullanma, erken çocukluk döneminde uzun süreli dikkat, sembollerin uygun biçimde kullanılması, erken neden-sonuç ilişkisini bulma becerilerinin toplamı, çocuğun üstün olduğuna dair kanımızı etkileyecek ip uçlarından sadece bazılarıdır. Çok yüksek seviyede üstün zekâlı olan çocuklar, 4 yaşın altında okumasını öğrenebilirler. Bu tür çocuklarla çalışan okul öncesi kurumlar, onun gelişimine ve ihtiyaçlarına bağlı olarak kendi programlarını ayarlamak zorundadırlar.

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların bir kısmı, okul öncesinde okumayı öğrenirken diğer bir kısmı ise birinci sınıfın sonunda hâlâ okumayı sökememiş olabilir. Çoklu zekâ kuramından da destek alarak çocukların belli zekâ alanlarında farklı seviyelerde oldukları söylenebilir. Okumasını geç öğrenen üstün yetenekli/zekâlı çocuğun çok daha farklı alanlarda yaşıtı bireylerden olumlu bir şekilde farklılaştığı gözlemlenecektir.

16.İletişim

Pek çok üstün yetenekli/zekâlı çocuk çevresiyle iş birliği içindedir, sosyaldir ve sevilir. Çoğunlukla lider olarak görülür. Ailelerin bu çocukları olumlu bir yöne doğru yönlendirmelerinde fayda vardır.Aksi durumda, çete liderlerinin aslında pek çoğunun üstün yetenekli/zekâlı çocukların olduğu unutulmamalıdır. Bu tür çocuklar, büyük bir şanssızlıkla bir şekilde olumsuz olarak yönlendirilmişlerdir.

Üstün yetenekli/zekâlı çocukların ailelerinin çok daha şanslı olduğu ve bu ailelerin işlerinin çok daha kolay olduğu kanısı yanlış bir inançtır. Aslında bu durum, aileler için oldukça zorludur. Bu çocukların çok daha fazla kaynağa ihtiyaçları vardır. Benzer şekilde aile içinde çok daha fazla iletişim içinde olmaya ihtiyaç gösterirler. Aileleri, çocuklarının okul sonrasında ve hafta sonunda ne yaptıklarını yakından izlemek zorundadır. Bu çocukların kimlerle arkadaşlık ettiği oldukça önemlidir. Aileler, çocuklarının arkadaşlarını arayarak kedilerini tanıtmalı ve aileler arasındaki ilk iletişim başlatılmalıdır.

Zaman içinde pek çok çocuk ailelerinin kendi hayatlarına daha az karışmasını ister. Bu ilişki diplomatik bir şekilde her zaman sıcak tutulmalıdır. Yaşıtların oluşturduğu grupların etkisi her çocuk üzerinde inanılmaz bir baskının oluşmasını sağlayabilir. Örneğin; belli bir zamana kadar hem davranışlarının hem de akademik başarısının çok yüksek olduğu bir kız çocuğunun davranışları okul başarısı tam zıt yönde değişmiştir.

Aile durumu ?Sanki kızımız değil de evde bir yabancı ile birlikteymiş gibiyiz.? diyerek duygularını paylaşmıştır. Bu gözlemden bir süre sonra ise aile, kızlarının madde bağımlılığı hakkında bilgi sahibi olmuştur. Aile, yaşam ortamını pozitif bir havaya sokmalıdır. Örneğin; eve pizza ısmarlamalı, içecekler hazırlanmalı, belki de hep birlikte bir film seyredilmelidir. Bu şekilde olumlu bir atmosferin sağlandığı evlerde çocuk zamanının bir kısmını evde geçirme eğilimi gösterecektir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Rehberlik Servisinde Kullanılan Formlar

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında kullanılacak tüm formları bulabileceğiniz bir alanda yer almaktasınız. Psikolojik Danışmanlık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir