Anasayfa / Yaşam / Terörizmin Amacı; “Güvenlik Duygumuzu” Aşındırmaktır

Terörizmin Amacı; “Güvenlik Duygumuzu” Aşındırmaktır

Bugün yine acıyla biterken bir kez daha terör nedir? sorusu aklımıza geliyor. Terör nedir, neden olur neden hayatımızı etkiler ve güvenliğimizi tehlikeye sokar biraz bilgi vermek istedik.

Terörizmin ne olduğu, ne anlama geldiği ve sonuçlarının neler olabileceğini anlamak için yapılmak istenen çalışmaların önünde engeller bulunmaktadır. Poland (1988) ortak bir tanıma ulaşılamamış olmasının, terörizm ile ilgili çalışmaların en şaşırtıcı ve karamsar sorunu olduğunu vurgulamaktadır. Latince “terrere” sözcüğünden türetilmiş olan “terör” günlük konuşma dilinde “büyük korku, dehşet, tedhiş” anlamlarında kullanılmaktadır. Son dönemlerde bu geniş tanımlamaya, terörün “siyasi bir amaç için” yapılıyor olması da eklenmiştir (Yılmaz, 1989). Püsküllüoğlu (1999) terörü, örgütlü bir biçimde, birilerine –genellikle de iktidarlara- karşı zor, şiddet gibi araçlara başvurarak kaygı yaratıp birtakım istekleri kabul ettirmek ya da bazı kimseleri cezalandırmak için gerçekleştirilen bir eylem biçimi olarak tanımlamaktadır.

Araştırmalar, sadece “terörün ne olduğu” sorusu üzerinde değil, aynı zamanda, “teröre yol açan nedenler” üzerinde de yoğunlaşmaktadır. Teröre yol açan nedenleri sorgulayan araştırmalar, farklı terör olaylarının arkasında farklı nedenlerin olduğunu göstermektedir. Farklı çalışma alanlarında araştırmalar yapan bilim insanları, bir yandan ekonomik koşullar, etnik ilişkiler, hükümetlerin politikaları ve dini güdülerin terörist hareketlerin ortaya çıkışındaki etkisini incelerken diğer yandan da kişilik ve demografik özellikler gibi bireysel özelliklerin kişilerin terörist eylemlere katılma kararıvermelerine etkisini incelemişlerdir (Laquer, 1999).Crenshaw (1990), arkasındaki psikolojik etmenler anlaşılmadan terörizmin ne olduğunun anlaşılamayacağını vurgulamıştır. Çünkü terörizmin ne olduğunu anlayabilmek için öncelikle teröristin amacını ve etkilediği kitlenin tepkilerini de analiz etmek gerekir. Ancak Silke’nin çalışması, terörizm ile ilgili çalışmaların sadece yüzde 6’sının psikolog ve psikiyatristlere ait olduğunu göstermiştir (Silke, 2001).Psikolojinin terörizm alanındaki çalışmaları,1960 sonrasında daha çok “insanlar neden terörist oluyorlar? Teröristlerin motivasyon kaynakları nelerdir?” gibi sorularla başlamıştır (Wardlaw,1989).

Bu çalışmalar, evrimsel ve psiko-biyolojik yaklaşım gibi biyoloji temelli kuramlarla başlamış, bireysel psikoloji ve davranış üzerinde yoğunlaşan davranışçı yaklaşım ve psikodinamik yaklaşım gibi çalışmalar tarafından takip edilmiştir. Posty ve Denny (1990) de yaptıkları çalışmada, teröristlerin çoğunda sanıldığının aksine psikopatoloji görülmediğini vurgulamaktadırlar. Karar alma yaklaşımı, sivil haklar ve sivil özgürlükler arasında oluşan gerilime dikkat çekerken; kişilik gelişimi yaklaşımı, terörizmin nedeni olarak dünya görüşlerinin çatışmasından çok, benlik görüşlerinin çatışmasını göstermektedir (Volkan, 2005). Son dönemde ise grup dinamiği (group dynamics) yaklaşımı, özgeci/ rasyonel (altruistic/rational) yaklaşım ve baskıcı/sessiz (oppression/silencing) yaklaşım gibi sosyal ve toplumsal temelli yaklaşımlar teröre neden olan etkenlerin araştırılmasında temel alınmaktadır (Locicero ve Sinclair, 2008). Kişiler, farklı toplumsal yapılardan gelen, farklı ideolojik, toplumsal ve dini görüşler taşıyan ve birbirinden çok farklı eylem yöntemleri ve yapılanmaları seçen grupların üyesi olmaktadırlar. Bu kişilerin neden terörü bir eylem biçimi olarak seçtiklerini anlamak için var oldukları sosyal ve toplumsal temelleri araştırmak gerektiği vurgulanmaktadır (Post ve Denny, 2002; Schmidt ve Jongman, 1988; Stuckless ve Goranson, 1992).

Aynı yaklaşımlar, terörist olmanın bir süreç içinde gerçekleştiğini vurgulamaktadırlar. Bu süreç, genellikle aniden ve hızlı gerçekleşen bir durum olmaktan çok toplumsal dinamiklerin içinde olduğu pek çok faktörün etkisiyle ve zamanla olgunlaşmaktadır. Bu faktörler arasında biyolojik faktörler, sosyal kimlik ve yabancılaşma, intikam psikolojisi, statü ve toplumsal ödüller, zorunlu katılımlar ve elverişli toplumsal durum sayılmaktadır (Post ve Denny, 2002; Schmidt ve Jongman, 1988; Stuckless ve Goranson, 1992).

Dengeli ve kestirilebilir bir çevrede kendilerini güvende hissederek yaşamak isteyen bireyler, çoğunlukla, güven duygusuna yönelik bir tehdit söz konusu olana kadar, sahip oldukları güvenlik duygusunun farkında olmazlar (Holloway ve Fullerton, 1994). İnsan gruplarının kendilerini korumak ve güvende hissetmek için yarattıkları psikolojik ve fiziksel sınırlar, “tehlikeli olan” ile “güvenli olan”ı ayırıp tehlikeli olanı grubun dışında bırakmak için grubun ortak kararı sonucunda belirlenir. Çünkü bireyler olumlu bir benlik algısına sahip olmak ve kendilerini güvende hissetmek için kendilerini toplumsal bir grup içinde tanımlarlar ve sosyal kimlik edinirler. Kendilerini eklemledikleri bu gruplar herhangi bir şekilde tehdit edilirse veya kişiler gruplarına yönelik bir tehdit algılarlarsa, olumlu özellikleri kendi gruplarına, olumsuz özellikleri ise grup dışına yüklerler. Bu yolla ortak güvenlik duygusu yaratırlar (Tajfel, 1982). (Tajfel, 1982). Güvenlik duygusunu ortak/paylaşılan düşünce şemaları yoluyla oluşturan ve sürdüren gruplar toplumsal bir doku meydana getirirler (Holloway ve Fullerton, 1994).

Terörizmin amacı da, bu toplumsal dokuyu aşındırmaktır (Koltko-Rivera ve Hancock, 2004). Toplumun emniyet, güven ve birlik duygusunu sarsmaya yönelik psikolojik saldırı olarak da düşünülebilecek terörizm, grup kimliğini ve güven duygusunu hedef alıp kırmaya çalışır (Hamaoka, Shigemura, Hall, ve Ursano, 2004). Uzun sureli olarak terör ve savaş gibi politik şiddete maruz kalmış toplumların stres belirtileri göstermede yüksek risk taşıdığı vurgulanmaktadır (Hournai, Armenian ve Zurayk, 1986). Ayrıca, kurbanların veya ideolojik, dini ve politik gündemle uzun süreli korku, şok, dehşet ve tiksinme yaşayan kişilerin iyi-olma hali ile sağlığını da büyük ölçüde etkilemektedir (Holloway, Norwood, Fullerton, Engel ve Ursano, 1997).

Terörizm, planlı ve organize bir şiddet içermesi, gizliliği, sadece düşmanı değil masum sivilleri de bilinçli şekilde hedef alması, şiddeti bir siyasal eylem ve propaganda aracı olarak kullanması, ideolojik bir amaca yönelmesi gibi yönleriyle diğer şiddet türlerinden ayrılmaktadır (Demirkent, 1980; Smith, 2008). Birbirinden çok farklı ideolojik güdülerle gerçekleştirilen terör eylemlerinin ortak hedefi, eylemlerin yaratacağı güvensizlik ortamı sonucunda halkın iktidara yönelik bakış açısını değiştirmek ve muhalif seslerin artmasını sağlamaktır (Coaffee, 2006). Şiddet, terörist için amaç değil “araç” tır. Aynı şekilde terörist açısından, hedef alınan kurbanlar sadece hedefi gerçekleştirmek için kullanılan birer araçtır (Bandura, 1990; Kılıçoğlu ve Demiray, 2004).

Terör eyleminde görünürde terörü uygulayan ve teröre maruz kalan olarak adlandırılabilecek iki taraf olmasına rağmen bir de üçüncü taraf vardır. Teröre dolaylı ya da sembolik yollardan maruz kalanların da (medya aracılığıyla teröre şahitlik eden kişiler, terör eylemlerinde hedef alınan sembolik hedeflere kültürel yakınlığı bulunan toplumsal kesimler gibi) terörün tarafları arasında sayılmasını gerektirmektedir.

Terör hakkında derlemeye çalıştığımız bu bilgiler ile az da olsa size bu acının geçmişi, tanımı ve nedenleri hakkında bilgi vermeye çalıştık Kaynak: (Akt. Demirli, 2011), .

Allah terörü insanlıktan uzak tutsun.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir