Anasayfa / Etiket Arşivi

Etiket Arşivi

Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu Nedir?

İnsanlar arası ilişkilerde, kimlik duygu-sunda ve duygulanımda tutarsızlıklar ile itkilerini kontrol etmekte zorluk çekmeleridir. Toplumda görülme sıklığı %2-3 iken psikiyatri kliniklerindeki kişilik bozukluğu vakalarının %30-60’ını oluştururlar. Kadınlarda, erkeklerden 3 kat daha fazla görülür. 1. Gerçek ya da hayali bir terk edilmekten kaçınmak için çılgınca çabalar gösterirler. Terk edilme korkusu içinde yaşarlar. Sevgili veya eşlerinin ya da yakın arkadaşlarının kendilerini terk edeceğinden korkarlar ve terk edilmemek için, inti -har tehditleri ya da girişimleri de dahil olmak üzere, çılgınca çabalar gösterirler. Suçluluk uyandırmak, duygu sömürüsü yapmak ya da borçlu bırakmak gibi yollarla insanları kontrol altında tutmaya çalışırlar. 2. Gözünde aşırı büyütme ve …

Devamı

Obsesif Kompulsif Bozukluklar

Halk arasında?Takıntı hastalığı?,?Titizlik hastalığı ya da?Vesvese?gibi isimlerle tamımlanan Obsesif kompulsif bozukluk (OKB),psikiyatri literatüründe çok uzun yıllardır bilinmesine rağmen,yakın zamana kadar çok nadir görüldüğüne inanılmaktaydı.Ancak 1980?lerde yapılan toplum araştırmaları, bu kabulün aksine bozukluğun son derece sık olduğunu ortaya koymuştur. OKB,psikiyatrik tanı sınıflandırmasına (DSM-4) göre ?Anksiyete Bozuklukları? içinde yeralmaktadır.Hastalığın temel özelliği; obsesyon ve kompulsiyonlardır. Obsesyonlar; tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünceler, duygu, dürtü ve imgelerdir. Kompulsiyonlar ise; tekrarlayıcı obsesyonların yarattığı anksiyeteyi gidermek olan davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Obsesyonlar kişide gerginlik ortaya çıkarırken kompulsiyonlar bu olumsuz duyguların azalmasını sağlar. Bozukluğun Nedenleri Bu bozukluğa sebepleri tam olarak bilinmemektedir.Ancak bunu açıklamaya yönelik bazı varsayımlar mevcuttur. Biyolojik …

Devamı

Çekingen Kişilik Bozukluğu

Çekingen kişilik bozukluğu olan bireyler, uzun yıllara dayanan deneyimleri ile edindikleri bir yetersizlik hissine sahiptirler ve başkalarının kendileri hakkında ki düşüncelerine karşı son derece duyarlıdırlar. Bu durum bireyin, kendi sosyal yaşantısına kısıtlamalar getirmesine ve kendisini sosyal açıdan beceriksiz hissetmesine neden olur. Yetersizlik ve kısıtlılık hisleri nedeniyle, çekingen kişilik bozukluğuna sahip olan birey; meslek hayatından, okul yaşamından kısacası herhangi bir sosyalleşme veya etkileşim gerektiren faaliyetlerin tümünden kaçınma arayışı içerisine girer. Çekingen kişilik bozukluğuna sahip bireyler, genellikle temas halinde oldukları kişinin hareketlerini ve yüz ifadelerini ihtiyatlı bir şekilde değerlendirirler. Onların bu korkulu ve gergin tavırları, başkaları tarafından alay konusu olmalarına sebep olabilir; …

Devamı

Çocukların Anne Babalarıyla Uyumaları Zararlı Değilmiş

Annesi ve babasıyla aynı yatakta uyuyan bir çocuk ileriki yaşamında sanıldığı gibi psikolojik bir durum yaşamadığı uzmanlar tarafından açıklandı. ABD’de yapılan bir araştırma, birlikte uyumanın sağlıklı olduğunu ve çocuğun gelişimi üzerinde uzun süreli etkisi bulunmadığını ortaya koydu. California Üniversitesinden Dr. Paul Okami öncelikle ailelerden çocuklarının uyku planını sunmalarını istediklerini, buna göre, ailelerin yüzde 35inin bebekleri 5 aylıkken aralıklı olarak kendileriyle uyumasına izin verirken, yüzde 9unun sürekli birlikte uyuduklarını söyledi. Okami, çocuklar 5 yaşına gelinceye kadar bu oranın yüzde 6ya düştüğünü, 6 yaşında ise sadece yüzde 3 olduğunu belirtti. Yalnız uyuyanlardan hiç farkları yok Araştırmacılar, 5 aylık oluncaya kadar ailesiyle birlikte …

Devamı

Kokain Kullanımına Bağlı Bozukluklar

Kokain özellikle batı ülkelerinde son yıllarda önemli bir sorun haline gelmiş ve kullanımında ciddi bir artış olmuştur. Kokain kullanımı erkeklerde ve yüksek gelir gruplarında daha yaygın olduğu halde, her gelir grubunda ve cinsiyette kokain kullanımına rastlanmaktadır. Kokain kullanıldıktan hemen sonra davranışsal etkisi neredeyse hemen hissedilir ve 30 ila 60 dakika kadar kısa sürer. Dolayısıyla kullanıcılar etkiyi devamlı hissedebilmek için tekrarlayan dozlara ihtiyaç duyarlar. Olumlu pekiştirici etkisi nedeniyle bağımlılık yapıcı etkisi çok güçlüdür ve bir iki kullanım sonrası bile daha fazla kullanmak için aşermeye yol açabilir. Burun ve damar içine kullanımında haftalar, aylar içinde kötüye kullanım ya da bağımlılığa doğru hızlı …

Devamı

Hallusinojen Kullanımına Bağlı Bozukluklar

En bilinen ve en yaygın kullanılan hallüsinojen LSD (liserjik asit dietilamid ) ya da halk arasında asit olarak bilinen maddedir. Diğerleri meskalin, psilosibin, gibi birbirinden yapıca çok farklı, fakat aynı etkiye yol açan maddelerdir.LSD bağımlıları bu maddeyi genellikle ağız yoluyla kullanırlar. Bununla birlikte göze damlatma,damar içi kullanım ve deriden emilim şeklinde kullanımı da olabilir. Hallüsinojen kullanımını takiben belirgin bir şekilde davranışsal veya psikolojik değişiklikler görülür. Bunlar arasında anksiyete, depresyon, aklını kaybedeceği korkusu, paranoid düşünceler, yargılama bozukluğu ve algı bozuklukları sayılabilir. Çarpıntı, terleme, görme bulanıklığı, el titremesi gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Hallüsinojen kullanımına bağlı kalıcı algı bozukluğu (flashback): Hallüsinojenlerle ortaya …

Devamı