Anasayfa / Etiket Arşivi

Etiket Arşivi

Ramazanın Farkında Olan Ağacın Hikayesi

Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: “Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık”. Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur’an’ını okumaya koyulurdu. Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban …

Devamı

Sevdiklerinize Güvenin

Uzaklarda bir köyde kocası çocuğu dogmadan ölmüş tek başına yasayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar… Gelincik kadının yanından ayrılmaz… Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da oldukça uysallaşır… Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar.. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.. Günler geçer… Ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır.. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir… Gelinciği ve kanlı ağzını görür… Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür …

Devamı

Rehberlik Hikayeleri; Canın Acıdığı Zaman Elimi Sık Anne

Çocukken düştüğünüzü ve canınızın yandığını anımsıyor musunuz? Annenizin acınızı hafifletmek için yaptıklarını anımsıyor musunuz? Annem Grace Rose beni hemen kucaklar, yatağına götürüp oturtur ve “acıyan” yerimi öperdi. Sonra da yatakta yanıma oturur, elimi ellerinin arasına alır ve “canın yanınca elimi sık, o zaman sana seni ne kadar çok sevdiğimi söyleyeceğim” derdi. Elini sıkardım ve her elini sıktığımda hiç durmadan “Mary, seni seviyorum” derdi. Bazen de canım yanmış gibi numara yapar ve bu ayine dönüşen olayı bir daha yaşamak isterdim.Büyüdükçe, bu ayin de şekil değiştirdi ve annem her zaman yaşadığım acıları hafifletip, beni neşelendirmenin yolunu buldu. Lisedeyken zor günlerimde eve döner …

Devamı

Rehberlik Hikayeleri; Büyüdüğün Zaman Ne Olacaksın Anne

Düş gücü, bir insanin en yükseklere uçurabildiği bir uçurtmadır.” Birkaç hafta önce başıma çok değişik bir şey geldi. Yatak odamda bebeklerden birinin altını değiştirirken, beş yaşındaki kızım Alyssa yanıma geldi ve kendisini yatağa attı. “Anneciğim, büyüdüğün zaman ne olmak istiyorsun?”dedi. Önce bir tür oyun oynadığını düşündüm ve oyunu sürdürmek için, “Hımmm. sanırım büyüdüğüm zaman anne olmak istiyorum” dedim. “O sayılmaz, çünkü zaten annesin. Ne olmak istiyorsun?” Peki, belki büyüdüğüm zaman papaz olurum” dedim bu kez. “Anneciğim, o da olmaz, zaten öyle sayılırsın!” Bağışla ama hayatim, “dedim” ne söylemem gerektiğini anlamadım” Anneciğim, sadece büyüdüğün zaman ne olmak istediğini soruyorum sana. Ne …

Devamı

Rehberlik Hikayeleri; Dolunay

Çoook çok eskiden, yeşil bir vadinin içinde bir Irmak kıyısında kurulu bir köy varmış, taa dünyanın öbür ucunda. Çok eski dedik ya,o zamanlar gündüzleri pek güneşli geçermiş, yağmur yağmadıkça; geceleri hep yıldızlı olurmuş, bulutlar olmadıkça. Köy sakinleri tarımla uğraşırlarmış, hayvanlar avlarlarmış, uçsuz,bucaksız arazilerinden, sularını, kaynağı çok uzakta olan köylerinin içinden geçen,ırmaktan alırlarmış. Köyde herkes birbirini sever,sayarmış. Köyde bir tek kişinin kalbinde, öyle büyük bir sevgi varmış ki, bütün köyünküne bedelmiş; Dolun’un İntera’ya olan aşkıymış bu. Kız, Dolun’u bilirmiş de tanımazmış yakından. Dolun dayanamamış; bir gün gitmiş kızın yanına, sormuş İntera’ya onunla evlenip evlenmeyeceğini. İntera demiş ki, Dolun’a: “Evlenirim evlenmeye ama benim …

Devamı

Rehberlik Hikayeleri;Oğluma Nasihatimdir

Eğer, herkes kendini kaybedip seni suçladığı zaman, sen soğukkanlılığını koruyabilirsen; Eğer, herkes senden kuşkulandığında sen kendine güvenip tüm şüpheleri hoşgörüyle karşılayabilirsen; Eğer, sabırla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; ya da iftiraya uğradığında yalana yalanla karşılık vermezsen ve kin tutana kin duymazsan; Eğer, düşlere kapılmadan düş kurabilir; düşünebildiğin halde düşüncelerinin kölesi olmazsan ve aynı zamanda ne çok uysal olup ne de çok akıllıca bir tavırla konuşmazsan; Eğer, ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir, ikisini de karşılayıp yüzleşebilirsen ; ömür verdiğin şeylerin yıkılışını seyredebilir ve yılmadan onu yine kurmaya çalışırsan; Eğer, iş işten geçtikten sonra da yüreğini ve bedenini bütün direncinle …

Devamı