Anasayfa » Etiket Arşivi (sayfa 20)

Etiket Arşivi

Bir Ögrenme Süreci Olarak Aktif Ögrenme

Öğretim programlarında yapılan değişimlerle, öğrencilerin öğrenmeye etkin olarak katılımlarını sağlayan, öğrenme ortamına getirdikleri ön bilgilerini dikkate alan, yaşam boyu öğrenmeyi temel alan, yaparak yaşayarak öğrenmeye olanak tanıyan bir öğretim anlayışının ön plana çıktığı görülmektedir. Öğrenci merkezli öğretimin adeta bir ?slogan? haline geldiği günümüzde, gerçekte öğrenci merkezli öğretim ile öğrenmede öğretmenin hiçbir rolünün olmadığı düşünülmemelidir. Tersine öğrenci merkezli öğretim ile öğrenme sürecinde hem öğrenciler, hem de öğretmenler daha etkin bir rol oynamaktadırlar. Aktif öğrenme düşüncesi yeni değildir. Yüzyılın başından beri çeşitli araştırmacılar tarafından zaman zaman dile getirilmiştir. Ancak özellikle son yirmi, otuz yıl içerisinde popüler bir öğrenme alanı olmuştur. Bunun başlıca …

Devamı

Çocuklar da Hareket Gelişimin Diğer Gelişim Alanlarıyla İlişkisi

1.Hareket ve Bilişsel Gelişim Çocuklar doğa koşullarıyla içiçe oynarken çevredeki olay nesnelerin adlarını öğrenmek, tanımlarını yapmak,birbiriyle bağlantılı kavramları gözleyerek ve deneyerek öğrenir. Okul öncesi çocuklarına sağlanan açık hava oyun sahası gerçek ve canlı bir laboratuvar yerine geçer. 2.Hareket ve Sosyal-Duygusal Gelişim Başkalarıyla uyum ve eşgüdüm sağlama: Kısıtlı ve dar bir alandan bahçeye ve yakın çevreye açıldığı zaman, çocuğun dolaşma olanakları çoğalır, çevresi genişler, yaşıtlarıyla ve yetişkinlerle iletişimi artar. Toplumun kurallarını öğrenme ve benimseme: Bedensel etkinliklerde yer, oyuncak gibi somut şeylerin paylaşılmasına ek olarak, duyguları düşünceleri, paylaşma, dayanışma içinde çalışma ve oynama alışkanlıkları da edinir, sırayla girme, sıra bekleme, başkalarının haklarına …

Devamı

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Çocukların Genel Özellikleri

Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklar da normal yaşıtları gibi temelde aynı psikolojik,fizyolojik, sosyal, duygusal gereksinimlere sahiptirler. Kendi aralarında da bireysel farklılıklar gösterirler. Zihinsel özürlü çocukların en temel/belirgin özelliği olarak gelişim hızlarının yaşıtlarından yavaş olmasını söyleyebiliriz. Bu gecikme gelişimin tüm alanları için geçerlidir. Bir bebeğin zihinsel özürlü olduğunu söylüyorsak, bu bebeğin yuvarlanma, emekleme, yürüme ve konuşmaya başlama gibi gelişim alanlarında yaşıtlarını geriden takip ettiğini ifade ediyoruz demektir. Genel olarak bu çocukların özelliklerini şöyle sırayabiliriz: öğrenmede yavaşlık, dikkat dağınıklığı, konuşma bozukluğu ve gecikmiş konuşma, duyu-motor problemleri, günlük yaşama ilişkin becerilerde yetersizlik (hafif derecede zihinsel özürlülerde bu yetersizlik daha az düzeydedir) sosyal becerilerde …

Devamı

Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocukların Eğitim Hakkı

Bilgili, sorumlu, haklarından yararlanma yeteneği gelişmiş çocukların topluma kazandırılabilmesi ancak iyi bir temel eğitim olanağının sağlanmasına bağlıdır. Sözleşmenin 28 inci maddesi ile hiçbir ayırım gözetilmeksizin bütün çocukların eğitim hakkına sahip olduğu belirtilmekte; eğitimin kalitesini belirleyen bir çerçeve sunulmaktadır. 29. madde çocuk merkezli bir öğretme ve öğrenme modelini öngörerek; öğrencilerin eğitim sürecine aktif biçimde katılacakları, kendi başlarına sorunlarını çözebilecekleri, yaşam boyu öğrenerek doğru kararlar verebilecek özgüveni kazanacakları bir yapıyı gündeme getirmektedir. Aktif ve çocuk merkezli bu yapının sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için bu süreçte ulusal vizyon strateji ve hedeflerin belirlenmesi, ilke, politika prosedürlerinin açıkça tanımlanması, eğitim düzeyi ve başarı için standartların …

Devamı

“Eğitimde Drama” ve “Eğitimde Tiyatro” Kavramlarının Eğitimdeki Yeri ve Önemi

20. yüzyılın ilk yarısından itibaren gelişen modern eğitim anlayışı içinde dramatik oyunun ve tiyatronun ayrıcalıklı bir yeri vardır.Modern eğitim bilimcilerinin birçoğu eski eğitim sisteminin çocuğu; edilgin, sürekli alıcı durumunda bırakan, öğrenmeye değil ezberlemeye yönelten, bir sürü gereksiz ayrıntıyla yoran, koşullandıran, düşünmeye değil kabul etmeye iten yapısına karşı çıkmışlardır. Çocuğun küçük bir yetişkin değil hayatının çocukluk dönemini yaşayan bir birey olarak algılanması, eğitimin merkezine konması ve eğitime onun bulunduğu yerden başlanması gerektiği modern eğitimciler tarafından savunulmuştur. Çocuğun, yaparak, yaşayarak, tüm bedenini kullanarak içine girdiği konuyu daha iyi anladığı, bilgiyi özümsediği ve onun en doğal ve zevkli öğrenme yolunun oynamak olduğu bilinen …

Devamı