Anasayfa / Psikoloji / Sanat, Danışanların Duygularına Pencere Açıyor

Sanat, Danışanların Duygularına Pencere Açıyor

Kişiler, sözel terapide kendilerini ifade etmekte sıkıntı yaşayabilirler. Bazen, hislerini öylesine gömerler ki, söze dökülmeleri zor olur. Bu durumlarda, sanat terapisi etkilidir. Colombus, OH.’de sanat eğitimcisi olarak çalışan Sally Altenburg, insanların sözlerle hisleri gizleyebildiklerini; fakat resimlerde nasıl yalan söyleyebileceklerini bilmediklerini söylüyor.

Örneğin, Sally Altenburg, gençlerdeki yas tepkileri ile çalışırken, onlardan fırtına sırasındaki herhangi bir şeyi çizmelerini ister. Kişilerin bilmediği, çizdikleri şeyin kendilerini yansıttığıdır.

Çoğu, rüzgardan bükülmüş ve koyu fırtına bulutları arasına gizlenmiş ağaç çizerler. Bağlantıyı kumalarına yardımcı olmak için, resim hakkında bir şiir yazmaları istenebilir veya “ağaç hayatta kalmak için ne yapıyor?” veya “ağacın dünyaya verebileceği ne var?” gibi soruları cevaplamaları istenir.

Egzersiz sırasında, bir ergen çok silik bir yazısı olan bir gazete çizmişti, çünkü kendini güçlü hissetmiyordu.Ama fırtınadan kurtulma amacı, kendi hikayesini anlatmaktı. Daha sonra konuştuklarında, ergen bağlantıyı kurmuş ve “resimden sonraki konuşmalarında, hikayesi olduğu ve kendini güçlü hissetmediğini” söylemiştir.

Kullanılan materyal seansın amacına göre belirlenir. İnsanların öfkesi ortaya çıkarılmak istenildiğinde terapist danışanlardan ahşap ve çivilerle heykel yapmalarını isteyebilir. Vurmalar, kişinin öfkesinden kurtulmasını sağlar. Ayrıca, kil öfke çalışmalarında ve kaygı sorunları ile çalışmak için iyi bir araçtır.

Kontrol duygusunu yitirmiş kişiler için, Altenburg, tebeşir, kalem gibi malzemeleri kullanır; çünkü bu malzemeler kontrol edilebilirdir. Projeleri, bir objenin izini sürmek vb. olabilir. Veya, danışanlar çok kontrollü olduklarında, etrafı istedikleri gibi dağıtabilmeleri için boyalar kullanılabilir.

Altenburg, kişilerin problemlerini çözmek için sanat terapisine girmekte tereddüt ettiğini; çünkü yetenekleri olmadığına inandıklarını söylüyor. Fakat, sanat terapisine katılmak için yetenek sahibi olmaya gerek yok. Altenburg, soyut sanatın renklerin seçimiyle çok şey anlatabildiğini; siyah ve kırmızı renklerin öfkeyi ve negatif duyguları yansıttığı, açık renklerin ise olumlu duyguları yansıttığını belirtmektedir.

Tipik bir sanat terapisi seansı, ilişkinin geliştirilmesi için konuşmayla başlar. Tipik bir seansta, danışandan,duvara asılmış bir kağıda bir figür çizmesi istenebilir. Sonra da, danışanlardan, sevgilerini, üzüntülerini, kızgınlıklarını konumlandırmaları ve bu duyguları ifade edecek renkleri seçmeleri istenebilir.Bunlar yapıldıktan sonra, çizilen üzerinde bir süre konuşulur.

Resim çizilmesi faydalı olabilir;fakat kişinin çizdiği ile ilgili sıkıntıları varsa, daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulabilir. Bu durumda; kişiye resmi konuşabilse neler söyleyebileceği sorulabilir.Sanat terapisti için,danışanın seanstan sonra, seansta olanlarla ilgili içi rahat bir şekilde ayrılması önemlidir.

Yas, stres, depresyon, kaygı ve diğer problemlerde, kişilerin bir resmin bütün hikayeyi anlatmayacağını bilmesi önemlidir.
Sanat terapisi doğru uygulandığında, terapist eserin yorumlanmasında çok az bir rol üstlenecektir. Sanat terapisinin önemli bir özelliği, terapistle seanslar bittikten sonra evde tek başına da uygulanabilir oluşudur.İnsanlar, sanatı nasıl yorumlayacaklarını öğrenebilirler ve bunu stresli olduklarında ve depresif hissettiklerinde kullanabilirler. Altenburg’a göre, danışan seans boyunca kendi kendisinin terapistidir ve terapist yalnızca bir rehberdir.

Hakkında counselorgulsah

İstanbul Üniversitesi PDR mezunuyum. MEB'de görev yapıyorum. Mesleğime ve kendime katkı sağlamaya çalışıyorum.

İlginizi Çekebilir

Rehberlikte Konsültasyon (Müşavirlik-Danışma) Hizmetleri

Bu hizmet alanının amacı, okuldaki yönetici ve öğretmenlerin daha yeterli ve ortak bir anlayışa sahip …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir