Son Dakika
Anasayfa / Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik / Çocuk İstismarı / Saldırganlık ve Çocuk İstismar
Saldırganlık ve Çocuk İstismar

Saldırganlık ve Çocuk İstismar

Aile içerisinde ortaya çıkan öfke ve saldırganlığın çocukların istismar ve ihmali biçiminde yansımasını inceleyebilmek için çocuk istismarı ve ihmali kavramlarının açıklanması gerekmektedir.

Çocuk istismarı ve ihmali, anne baba ya da bakıcı gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümü olarak tanımlanabilir. Bu eylem ya da eylemsizliklerin sonucu olarak, çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesi, sağlık ve güvenliğinin tehlikeye girmesi söz konusudur.

Çocuk istismarı; fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar olarak, çocuk ihmali ise fiziksel ya da duygusal ihmal olarak ayrılmaktadır.Çocukların fiziksel ve duygusal istismarında ebeveynlerin olumsuz etkileri önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır.Bu olumsuz etkilerden en önemlisi, ebeveynin gösterdiği saldırgan davranışlardır. Çünkü aile içerisinde ebeveynler saldırganca davranışlarını çocuklarına kolayca yöneltebilmektedirler.

Anne-baba-çocuk arasında ortaya çıkan öfke ve saldırganlığın eşlik ettiği çatışmaların genellikle, ilişkinin eşitsizliği, farklı gereksinim ve beklentiler nedeniyle ortaya çıktığı düşünülür. Örneğin, yetişkinlerin saygı görme isteği ve büyüyen çocuklarının bağımsızlık ve özerklik gereksinimleri sonucu itaat konusundaki çatışmalar gibi.Bu aşamada çocuğa yöneltilen öfke ve saldırgan davranışın nedeni olarak ana babaların denetimi elden bırakmama isteği; çocukların ise anne babaların sınır koymalarına gereksinimleri olması gibi psikolojik nedenler de düşünülebilir. Ayrıca Şahin ve Beyazova?nın (2001) bildirdiğine göre, anne babanın yaşının çok genç olması , işsizlik, ekonomik sıkıntı lar, aile içi geçimsizlik, alkol ya da uyuşturucu kullanı mı, çok çocuklu aile, anne babada ruhsal bozukluk gibi etmenler aile içinde çocuğun istismar ve ihmale maruz kalmasını artırmaktadır.

Starzyk ve Marshall (2003), problemli davranışların özellikle suça yönelik davranışların kökeninin çocukluktaki yaşantılara dayandığını belirtmektedirler.Frias-Armenta (2002), yapmış olduğu araştırmada,çocuklukta fiziksel ve sözel olarak saldırganlığa maruz kalan yetişkinlerin ileriki yaşlarında depresyon düzeyleri, alkol kullanı mı,antisosyal davranış ve kendi çocuklarını cezalandırma gibi davranış özellikleri gösterdiklerini gözlemiştir.

Çayboylu (2002) da, evden kaçan ergenlerin geçmişleri incelendiğinde, ev içerisinden kaçmayı başarana kadar yıllardır fiziksel olarak örselendiklerini(saldırganlığa maruz kaldıklarını ) ifade etmekte, bu çocukların küçük suçları işleme, intihar girişimi, uyuşturucu kullanımı , fuhuşa yönelme gibi kendine zarar verici davranışlarda bulunmak açısından yüksek risk grubunu oluşturduklarını belirtmektedir.

Çocuk istismarı ve ihmalinin özellikle fiziksel istismarın sonuçlarına baktığımızda; bu çocuklarda, çeşitli sakatlıklar, kırıklar, beyin kanamaları , iç organ yaralanmaları sonucu ortopedik sakatlıklar, felçler, havale, zeka özürü, çeşitli organ yetersizlikleri, bu hasarların çok ağır olması durumunda ise ölümün ortaya çıktığını görebiliriz. Yaşamı kurtulanlarda ise depresyon, kaygı bozukluğu, sosyal uyumsuzluk, dışa vurum ya da içe atım sorunları , karşı olma ve karşı gelme bozuklukları vb. gibi ruhsal sorunlar gelişebilir. Bunun yanı sıra zekâ özürü ya da ruhsal örselenme sonucu bu çocuklarda genellikle okul başarısı düşüktür,bilişsel gelişimleri olumsuz yönde etkilenmektedir.

Mommen, Kolko ve Pilkonis (2002) ise, aile içinde fiziksel istismara yol açan saldırganlığın sonuçlarını inceledikleri çalışmalarında, fiziksel istismara maruz kalan çocukların Beck Depresyon Envanterinden almış oldukları puanların fiziksel istismarla karşılaşmayan çocukların almış oldukları puanlardan anlamlı düzeyde yüksek olduğunu ortaya koymuşlardır.

Bütün bu açı klamalardan, aile içinde ortaya çıkan öfke ve saldırganlığın olumsuz etkilerinin tüm aile bireyleri, özellikle de çocuklar için oldukça fazla olduğu görülmektedir. Çoğu zaman bu olumsuzlukların etkileri çocuklarda onarılmaz sonuçları ortaya çıkarmaktadır.

Hakkında İdris Gündüzalp

Profile photo of İdris Gündüzalp
İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danısmanlık ve Rehberlik Bölümü mezunu olup şuanda "Klinik Psikoloji" Yüksek Lisans Programına devam etmekteyim. Milli Eğitim Bakanlığı ve Özel Sektörde çeşitli deneyimlerim oldu.Uzun yıllardır PdrGünlüğü Sitesinin Editörlüğü yapmaktayım.Temel mesleki amacım Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanına katkı sağlamaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>