Anasayfa / Klinik Psikoloji / Panik Atak Nedir? Tedavi Yolları Nelerdir?

Panik Atak Nedir? Tedavi Yolları Nelerdir?

Panik atak, bir anda ortaya çıkan ve bireyi zora sokan bir endişe nöbetidir. Birey panik anında inanılmaz şiddetli duygular yaşar. Onun için dünya tam bir kabusa döner ve kişi muazzam bir felaket senaristi gibi görev yapmaya başlar. Dünyasının son bulacağına ve kimsenin ona yardım edemeyeceğine kişi kendisini ölesiye inandırır. Kendini gerçekleştiren kehanet dediğimiz durum bu hastalıkta açıkça görülür. Kişi paniğe girdiği farklı yerlerde atak yaşayacağına inanır ve sonrasında da ataklar kaçınılmaz olabilir.

Panik Atağın Belirtileri

Kalpte çarpıntı

Terleme

Nefes alamama

Titreme

Organlarında karıncalaşma hissetme

Gözlerin kararması

Bayılacağını, öleceğini düşünme vs.

Panik Atağın Nedenleri

Araştırmacılar panik atakta büyük ölçüde genetiğin rol oynadığına inanıyorlar. Öyle ki bu hastalığa yakalananların ailelerini de incelediğimizde bu hastalığa yakalanan akrabaların var olması durumu fazlaca gözleniyor. Bunun dışında çocukken kaybedilen bir yakının olması veya yine çocuk yaşta anne babadan ayrılma konusunda problemler yaşamak panik atağın nedenlerini oluşturabiliyor.

Nörolojik açıdan baktığımızda bazı araştırmacı doktorlar panik atak davranışlarının, beyinde LC(Locus Coreleus) dedikleri yerde bir hareketlenme sonucu oluştuğunu  söylüyorlar. Hatta bununla ilgili maymunlarla yapılan bir deneyde, bu bölgenin uyarılması sonucu maymunların da insanlardaki gibi panik atak davranışları sergiledikleri gözlemlenmiştir.

Temelde ise aslında kolayca müdahale edilebilecek olunan sebep, bireylerin aşırı stres altında olmaları ve bununla başa çıkabilecek fiziksel ve ruhsal yeterliğe sahip olmamalarıdır. Burada psikolojik tedavi çok büyük önem kazanmaktadır. Psikolojik tedavi sonrası bireylerin aslında başa çıkma becerileri kazandıkları ve bu sayede hayatlarındaki pek çok alanda iyileşme yaşadıkları gözlenmiştir.

Etkileri Nelerdir ?

Fiziksel olarak baktığımızda panik atak, kişilerin gidecekleri yerleri, girecekleri ortamları  kısıtlayan bir bozukluktur. Kişiler bir kez bir yere koşullandılar mı bir daha oraya gitmek istemezler, oraya gittiklerinde ataklarının tetikleneceğinden korkarlar. Daha sonra ise bu korku ağı genişler. Benzer yerlere gitmekten de çekinirler. Kişi kalabalık bir kafede bunu yaşamışsa bir daha kolay kolay kalabalık ortamlara giremez. O ortama girdiğini düşündüğünde dahi panik atak belirtileri yaşamaya başlar. En nihayetinde bazı danışanlarda korku ağı o kadar genişler ki kişi kendisini evine hapsedebilir ve dışarı çıkmaktan kendisini mahrum bırakabilir. Bu da panik atakla birlikte depresyonu da beraberinde getirebilir ve kişi hayattan zevk alamaz hale gelebilir.

Bedensel belirtilerine bakmaya devam ettiğimizde bu kişilerde uykusuzluk, beslenememe, mide bulantısı, bazı organların uyuşması, karıncalaşması, kusma ve nefes alamama gibi konular da sorun yaratabilir.

Bu kişilerin ilişkilerini incelediğimizde de olumsuz bir tabloyla karşılaşabiliriz. Danışanlar çevresindekilere anlatmak istemeyebilirler yaşadıklarını. Bazı danışanlar gitmek isterler ancak sahip oldukları korku ağının genişliği onlara izin vermez. Dolayısıyla o dönem sosyal ilişkileri zayıflayabilir. Danışan yalnızlaşabilir, yalnızlaştıkça içine kapanabilir, içine kapandıkça beraberinde depresyon gibi hastalıklar da danışanın çevresini sarabilir.

Bireylerin gelecekle ilgili düşüncelerine baktığımızda ise çoğunlukla karamsar olduklarını görebiliriz. Bir gün kalp krizi geçireceklerini, panik sırasında bayılacaklarını, bu panik atakların onları öldüreceklerini ve her panik atak sırasında dünyanın sonunun geldiğini düşünebilirler. Bu düşüncelerin koşullanılan durumla alakalı olduğunu açıkça görebiliriz. Örneğin uykuya dalmadan önce panik geçiren bir kimse uyumaktan dahi korkar duruma gelebilir.

Nasıl Başaçıkılır

Panik atak tedavisinde ilaçla tedavi ve psikolojik destek seçenekleri ön plana çıkmaktadır. Araştırmalara baktığımızda antidepresan ilaçların hastalığın belirtilerini kontrol altına alabildiğini, kimi zaman ortadan kaldırabildiğini de görebiliyoruz. Ancak psikolojik desteksiz bir ilaçla tedavi kalıcı bir çözümün anahtarı maalesef olamıyor. Aynı zamanda belirtilerin ilaçla ortadan kalktığını düşünen ve buna inanan bireyler, antidepresan ilaçlara da bağımlı hale gelebiliyor ve ilacı bıraktıklarında hastalığın tekrar ortaya çıkacağından korkuyorlar. Bu da yukarıda bahsettiğimiz korku ağını yeniden gün yüzüne çıkarabiliyor. Bu yüzden yüz yüze bir psikolojik tedavi oldukça gerekli gözüküyor. Burada da pek çok Psikoloji Kuramı ile tedavi söz konusu olabilmektedir. Ancak Panik Atakla çalışırken Bilişsel Davranışçı Kuramlar daha işlevsel olabilmektedir. Bireylerin bilişlerini düzenlemek ve daha sonra davranışsal ödevler vererek öğrendiklerini yaşama uygulamak, araştırmalar sonucu etkililiği tespit edilmiş çalışmalardır.

Bireylerin ilk etapta hisleriyle, düşünceleriyle ve eylemleriyle ilgili farkındalık yaşamaları önemli görülmektedir. Bireylerin Bilişsel Davranışçı Kurama göre panik atağa yol açan olumsuz otomatik düşünceleri bulunmalı ve bu düşüncelerin işlevselleriyle değiştirilmeleri sağlanmalıdır. Kişiye olay anı, öncesi ve sonrasında neler hissedip, neler düşünüp, neler yaptığını yazdırdığımız zaman bu,  biz ruh sağlığı çalışanlarına ve bireyin kendisine otomatik düşünceleri hakkında yoğun ipucu verebiliyor. Bu olumsuz otomatikleşmiş düşüncelerin yerine işlevsellerini koyma çalışmaları işe yarar bir tekniktir.

Bunun dışında kişinin gitmekten çekindiği, gideceğini düşündüğü zaman panik atak yaşamaktan korktuğu yerler psikolojik yardım sürecinde beraberce listelenebilir. Daha sonra ilk önce kolaydan zora doğru bu yerlere yolculuk danışma seanslarında kişilere hayal ettirilebilir. Bunu da gerçek yaşama uygulama etkinlikleri takip edecektir. İlk denemelerde güven duyulan kişilerle bu yolculukları gerçekleştirmek plana dahil edilebilir. Bu kişileri yüreklendirir, cesaretlendirir. Bu sayede kendisinin de başarabileceğine daha fazla inanabilecektir.

Bunun dışında Kişinin korkuları Kanıt-Karşı Kanıt Tekniği ile analiz edilebilir. “Atak geldiğinde öleceğim” durumunun karşısına “Daha önce de oldu ve bir süre sonra hayatıma devam edebildim, ölmeyeceğim” karşı kanıtı yazılabilir ve kişinin kendi bilişini düzenlemesine olanak sağlanır.

Bireylere Gevşeme Egzersizleri öğretilebilir. Bu da panik sırasında bedenlerini rahatlatabilmeleri ve bilişlerinin işlevsel olmayan düşüncelerle mücadele edebilmesi için fayda sağlayan bir tekniktir.

Hakkında Burak Azak

Eskişehirliyim ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Lisans 2014/2015 mezunuyum. 2015 Kpss sınavında Türkiye 13.sü olarak Gebze Beylikbağı Ortaokuluna atandım. Üniversite son sınıfımda 12.Ulusal PDR Öğrencileri Kongresi Düzenleme Ekibi Başkan Yardımcılığı görevinde bulundum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir