Anasayfa / Pedagoji / Özgüvenimizin Gelişiminde Kendimizi Görme Şeklimizin Önemi

Özgüvenimizin Gelişiminde Kendimizi Görme Şeklimizin Önemi

Özgüvenin en önemli unsurlarından biri olan kendini görme biçimi,bireyin nitelikleri ve kusurları ile  ilgili doğru  ya da yanlış değerlendirmesi,kendine güvenin önemli bir değer dayanağıdır.Burada kendini tanımanın  yanında  bireyin  kendisinde  var olduğuna  inandığı  nitelikler,kusurlar,imkanlar ya da sınırlar  önemlidir.Kendini  kabul  kavramıyla  ilgili  kuramsal  yayınlara baktığımızda,benlik saygısı kendini kabul kavramının bir sonucu olarak kabul edilmektedir.Kendini kabul  kavramı,kendine saygı (self esteem) ve kendine güven (self confidence) gibi kişinin kendi benliğine  karşı  geliştirdiği  olumlu  bir tutumu  ifade etmektedir. Ancak kendini kabul diğer ikisine kıyasla daha kapsamlıdır.

Büyük  ihtimalle  kendini  kabul  eden  bireyler  başkalarını  da  kabullenebilirler.Bu konuda  yapılan araştırmaları  incelediğimizde her ikisi arasında yüksek bir ilişki bulunmuştur. Rosenberg?e göre kendini kabul ise, bireyin kendini tanıması, değerlerinin ve sınırlarının  farkında  olmasından dolayı  bireyin  kendisini  olumlu  algıladığı  ölçüde pişmanlık duymadan kabul etmesidir.

Erken  yaşlarda  kötü  biri  olma  duygusunu  oluşturan  en  önemli şey  bireyin kendini  bir  şekilde yalnız  bırakılmış  hissetmesidir. Eric  Erikson?un  temel güvensizliğe  karşı  güven  duygusunun oluştuğu  dönem  olarak  tanımladığı  zaman dilimidir.  Çocuğun  bu  mesajı  alabileceği  pek  çok yol  vardır.  En  başından  ihtiyaç duyduğunda  anne  babasının  yanında  olduğunu  görememek benlik  duygusu  üzerinde ciddi  tahribat  yaratacaktır.  Bu  dönemde  ne  yazık  ki  pek  az  çocuk hatanın  kendinde olmadığını  görebilir.  Kendilik  algısı  çocukta  oluşmaya  başlar  ama  insan  bu algıyı zaman içerisinde değiştirip geliştirebilir.

Kendilik  algısı  düşük  bireyler  kendini  kurban  olarak  görmekten  uzaklaşıp, bunun  yerine  daha yararlı  ve  daha  net  kararlar  alabilen,  kendi  hayatlarının sorumluluğunu üstlenen kişiler olarak kendilerini algıladıkları bir öğrenme sürecinde olduğunu düşünebilirler.

Birçoğumuz  kendimizi  yargılar  ya  da  başkalarının  verdiği  yargıları benimseriz. Bu yargılar bizi çoğu zaman başarılı ve sorumlu bir hayat yaşamak için gereken amaçtan yoksun bırakır.Geçmişimizden dolayı ne kadar büyük bir suçluluk duyarsak duyalım ya da bu günümüzden ne denli utanırsak utanalım hayatta bir amaç peşinde koşmaktan vazgeçmek hiç de olgun bir davranış değildir.Çünkü  bizler,kişiliğimizden,  problemlerimizden,korku  ve  kaygılarımızdan çok  daha  fazla  şeyleriz.Ve  hepimiz  hayatımızın  bütün  amaçlarını  dolu  dolu yaşayabilme gücene sahibiz.

Kendimizi kabul  edip  onayladığımız  zamanlar gelişiyor  ve değişiyoruz.Kendini onaylama ve kabul etme, olumlu değişimlerin anahtarıdır. Yaşam  enerjimizin kaynağı  olan dayanma gücümüz yaşamı ve kendimizi olduğu  gibi kabullendiğimiz  zaman uyanır.Eksikliklere yoğunlaştığımız zaman  ya da hayatı boş ve anlamsız gördüğümüzde yaşamımızı  oluşturmaktaki  bireysel sorumluluğumuzu kabul etmediğimizde bu gücü yitiririz.

Özgüvenin oluşmasındaki iki temel nokta kendini  sevmek  ve kendini kabul etmektir.Kendimizi  algılayışımız  kendi gözümüzdeki değerimiz bu konuda çok önemlidir.Hiç kimse  doğuştan  sağlıklı  bir  özgüvene  sahip değildir.Bunu yaşam boyunca,engellerle  birer birer karşılaştıkça  kazanırız.  Kişinin kendini tanımaya ihtiyacı vardır.Özgüven konusunda ilk yapılacak şey bireyin kendini keşfetmesidir.

Kendimizi keşfe yönelik sorular sormak her  zaman kolay değildir;çünkü cevaplarının yaşamımızı  değiştireceğini biliriz.Ancak bu sorular cevapsız kaldığı takdirde birey kendini kurban olarak  görmeye başlayabilir.Kendi adına bu soruları cevaplayan birilerinin yaşam tarzına kendini  uydurmaya çalışabilir.Ya da bu soruları görmezlikten gelerek ruhunu duyarsızlaştırma  yolunu tercih  edebilir.Her  iki  durumda  bireyin  kendi  gözündeki  imajını zedeler.Çünkü varoluşsal  sorunlarla  başa çıkamayacak kadar yetersiz olduğunu içten içe kabul etmektedir.Dışarıya  karşı  bunu  gizlemekte  başarılı  olsa  bile  bireyin  kaçamayacağı tek yer kendisidir.

Maslow?a göre bu tip bir korku savunma amaçlıdır.Çünkü böyle bir durumda insan kendine duyduğu  güveni,  sevgi  ve  saygıyı korumaya  çalışır.Kendini küçümsemesine  basit,değersiz,aşağı  ve zayıf,kötü  hissetmesine sebep  olabilecek bilgilerden korumaya eğilim gösterir.Kendini  ve kendine ait ideal benliğini,hoşa gitmeyen özelliklerden,bastırma,kaçma gibi savunma mekanizmalarıyla korur. Ayrıca gelişme karşısında direnç gösterebilir.Bütün bunlar bireyin kendisiyle yüzleşmemesinden kaynaklanır.Kendisiyle ilgili gerçeklerden kaçarak kendine güvenini  ve  saygısını  korumaya  çalışır.Halbuki  kendini  gerçekleştirmiş insanlarda bu  tür korkular  ve  kaçınmalar  çok  daha  azdır.Onlar  hatalarına,yanlışlarına gülüp geçebilme olgunluğuna  sahiptirler. Kaçma  sorunu  bireyin  kendini  tanıması  kendini kabul  etmesi  ve hatalarının,  yanlışlarının  üzerine  cesurca  gidebilmesiyle  çözülebilir.

Bütün  bunlardan  özgüvenin  en  önemli  sorununun  korkmak  ve  kaçmak olduğunu  rahatlıkla söyleyebiliriz.  Bunların  tam  tersi  ise  inanç,  azim  ve  cesarettir. İnsan  kendisi  olduğu  ve kendisi  için  kendinden  yana  olduğu,  özellikle  kendi yeteneklerini,  aklın  sevme  gücünü  ve yaratıcı  gücünü  tam  olarak  geliştirerek  mutluluğa ulaşabiliyor.

Kendimizi  arzuladığımız  hayat  için  yeterli  ve sevilebilir görmek,büyütmek ve gelişmek için bu uğurda gayret gösterip emek verebilmek, kendimiz olabilmek bize özgüven kazandıracak,mutluluğumuzu ve yaşamlarımızdan zevk alma oranımızı arttıracaktır. Bireyin  kendini  görme biçimini  yapıcı  bir  yönde  geliştirebilmek  için  gözde canlandırma tekniği kullanılabilir.

Gözde  canlandırma  kendilik  algısını  geliştirmekte  çok  önemli  bir  adımdır.Bireyin  kendinde olumsuz,  yetersiz  olarak  gördüğü  özelliklerinin  tam  tersini canlandırması  yönünde alıştırmalar yapılabilir. Örneğin  eğer birey kendisini zayıf ve yardıma  muhtaç  görüyorsa,  kendisini  güçlü  ve verimli  biri  olarak  gözünde canlandırma  alıştırmaları yapabilir.Ya da kendini  değersiz  ve hiçbir şeye  layık görmeme  eğilimindeyse  yaşadığı dünyaya  önemli  katkılarda  bulunan  değerli, iyi şeyleri hak eden biri olduğunu açıkça gösteren sahneler  oluşturabilir. Kendisini,hastalıklı, kazalara  açık,  keyifsiz  biri  olarak  görüyorsa  bu  yargısını  son  derece sağlıklı,  neşeli,  dikkatli bir  kişi  olduğunu  canlandırmaya  dönüştürebilir.

Çünkü insan, düşlediği ve inandığı şeydir.Olumlu değişimlerin anahtarı şimdi ve burada kendimizi onaylamak ve kabul etmektir.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Özgüveninizi Arttırmanın Yolları

Her şey sizinle başlıyor, daha iyi olan için bazı şeyleri değiştirmeyi istemek zorundasınız. Çevreyi ve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir