Anasayfa / Özel Egitim / Özel Eğitime Muhtaç Çocukların Tanılanmasında Hangi İlkelere Uyulmalıdır?

Özel Eğitime Muhtaç Çocukların Tanılanmasında Hangi İlkelere Uyulmalıdır?

Engelliliğin tanılanması o sorunun nasıl çözüleceğine de ışık tutacaktır. Tanılamada engelin ne olduğu, nasıl olduğu, nasıl oluştuğu, ne şiddette yada sıklıkta, ne kadar süreyle devam ettiği ve müdahale edilirse yada müdahale edilmezse ne olabileceği yukarıdaki ilkeler ışığında kestirilmeye çalışılır. Doğrudan veya dolaylı olarak özel eğitim alanında eğitim almış profesyonel özel eğitimci (görme, işitme, konuşma vb.), hekim (psikiyatri, ortopedi, göz, kulak burun boğaz, nöroloji, vb.), psikolog (psikometri, danışma, klinik ve gelişim psikoloğu gibi), sosyal çalışmacı ve fizyoterapistler çoğu zaman bir ekip oluşturarak çocuğun sorununu tanılayıp onun nasıl sağaltılacağı ve sorunun gidişatının ne olacağı, hangi yaklaşımın benimseneceği konusunda bir karara varabilirler.

Örneğin; öğrenme güçlüğü çeken bir çocuğun sorununun nereden kaynaklandığını anlamada psikolog veya psikiyatrist zihinsel fonksiyonları, zeka ve zihinsel gelişimi ölçen testlerle tespit edebilirler. Görme sorunu olan çocuğun sorununun nereden kaynaklandığını göz doktoru, işitme özürü olan çocuğun işitme kaybının ne düzeyde ve nereden kaynaklandığını Kulak Burun Boğaz uzmanı, konuşma bozukluğu olanın sorununun boyutunu konuşma terapisti veya gelişimci, felçli bir çocuğun sorununun ne olacağını da nörolog veya ortopedist belirleyebilirler. Çocuğun akademik yönden gelişiminin sağlanabilmesi bu alanda yetişmiş uzman öğretmenlerin devreye girmesi gerekir. Gerçekte yapılması gerekende budur. Ancak ülkemizin eğitim sorunlarının temelinde yetişmiş özel eğitimci ve uzman eksikliği de yer almaktadır. Bu alanda çok sınırlı bilgilere sahip olan sınıf öğretmeni yada branş öğretmenleri öğretmenlik görev ve rolleri yanında sınıfındaki engelli çocuğun topluma kazandırılması konusunda da hayati bir rol üstlenebilir ve üstlenmelidir. Nitekim özürlü çocuğu olan ebeveynlerin en fazla anlayış ve destek beklentisi içinde oldukları kişilerden biri de öğretmenlerdir.

Öğretmenin sorunun belirlenmesindeki rehberlik rolü 

Öğretmen okulda rehber öğretmen yoksa, gelişimsel ve psikolojik açıdan mesleki destek alamıyorsa kendi öznel yargılarına göre sınıftaki bir çocuğun özürlü olup-olmadığına karar verebilmektedir. İlköğretim okullarımızda okuyan çocuklarımızın bir bölümü her hangi bir sebeple özel eğitime ihtiyaç duymaktadır. İçine kapalı, ailesinde sorun yaşayan, sevilmediği, çirkin olduğu inancında olan, sınavlardaki aşırı heyecan nedeniyle başarısız olan, okuldan kaçan, tahtadaki yazıları göremeyen, dikkatini toplayamayan, işitmeyen, kekeleyen, aşırı şımartılmış evin tek çocuğu, babaannesi yada anneannesi yanında yetişmiş farklı ebeveyn tutumuna maruz kalmış, felçli, organ eksikliği olan, üstün yada donuk zekalı vb. çocuklar bir şekilde yardıma muhtaçtır.

Sınıftaki her hangi bir şekilde özel eğitime gereksinimi olan çocuklar için en önemli duygusal ve akademik destek arkadaşlarından sonra öğretmenidir. Öğretmen önemlidir. Sınıfın doğal lideridir. Öğretmen sınıfındaki özel eğitime muhtaç çocuğun belirlenmesinde profesyonelce olmamak kaydıyla diğer davranış bilimlerinde sıklıkla kullanılan ?klinik yaklaşımı? izleyebilir. Öğretmen sorunun ne olduğunun belirlenmesi aşamasında mesleki sınırlarını aşmadan kısaca gözlem, görüşme ve test etme yöntemlerini uygulayabilir.

Gözlem: Görme ve işitme duyularımızla yaptığımız bir bilgi edinme yoludur. Öğretmen ders sırasında amaçlı bir duyarlılıkla (tıpkı bir anne ya da babanın çocuğundaki en ufak bir değişmeyi fark etme duyarlılığı gibi) öğrencilerini izler. Öğrenci akranlarından beklenmeyen bir tepki, bir davranışı sergilediği zaman (örneğin; yalan söylemeye başlaması, notlarının ısrarla düşmeye başlaması vb.) öğretmen bu değişmeyi fark edebilmelidir.

Görüşme: Görüşme öğretmenin bu konuda uyarıldığını, motive olduğunu ve çocuğun ne sorunu olduğunu anlamaya niyetli olduğunu açıkça gösteren bir bilgi edinme şeklidir. Görüşme çocuğu incitmek, suçlamak yada yargılamak için yapılmayacağı için öğretmenin görüşme isteğini çok uygun bir dille yapması ve çocuğun yargılanma duygusunu hiç yaşamaması gerekir. Görüşme öğretmenler odası, koridor yada müdürün odasında ve başkalarının şahitliğinde yapılmamalıdır. Mümkünse ve okulun görüşme odası varsa orada okul çıkışında yada derslere başlamadan önce yapmak uygun olabilir. Çocuğun özürü çok belirgin ve önemli bir duyu kaybıyla yada kişilikle ilgiliyse, öğretmen daha detaylı bilgi almak üzere çocuğun iznini alarak ailesiyle görüşebilir. Görüşme samimi, yargının hiç olmadığı bir şekilde devam etmelidir. Öğretmenin görüşme isteği öncelikle çocukta güven ve kabul duygularının gelişmesini sağlayacaktır. Kendisinin önemsendiğini gösterecek, sorunun çözümü için çocuğun aktif katılımını sağlayacaktır.

Test etme: Özel eğitime muhtaç çocukların tespiti için profesyonel biri tarafından tanı konulmasının vazgeçilmez bir önemi vardır. Özellikle bazı testlerin sonuçlarının yorumlanması uzmanlık ister. Buna rağmen öğretmen, öğretmenlik yaptığı okulda bazı basit testleri ve özellikle grup tarama testlerini kullanarak çocukların hangisinde sorun olduğu, ne derecede engelli olduğu, ne gibi müdahalelerin yapılacağı ve hangi düzeyde kimlerden yardım alabileceğini tespit edebilir. (Can.2002.s,217)

Özel eğitime muhtaç çocukların tanılanmasında öğretmene düşen görevler

Öğretmenler sınıfındaki özel eğitime muhtaç çocukların yanında öğrencilerin sorunlarını ?sorun tarama testleri? ile tespit edebilir. Bu listeler sınıfa grup olarak uygulanır ve sınıfta en fazla yada en şiddetle hissedilen sorunların ne olduğu tespit edilebilir. Burada öğretmenin duyarlı olacağı nokta bütün çocuklar arasında özel eğitime muhtaç çocuğun dışlanıp-dışlanmadığıdır. Sınıfın ön yargıları ve engelli bir çocuğun konum olarak sınıfın neresinde olduğunu görmek mümkün olacaktır. İlköğretimin özellikle alt sınıflardaki öğrencileri engelli çocuklara karşı yoğun negatif duygular içinde olduklarını göstermektedirler.

Özürlü bir çocukla kimse oynamak istememektedir. Şayet bir grup oyun oynuyorsa engellinin oyunda bir ayrıcalıklı bir konumu olduğu sezilmektedir. Örneğin; engelli bir öğrencinin oyun kuralları gereği oyundan çıkması gerekirken arkadaşları fazladan bir şans daha vermekte, onu korumaya almaktadırlar. Onlarla tartışmaya girdikleri zaman engelli olmayanların kaybeden taraf olmayı gönüllülükle kabul ettikleri bilinmektedir. (Can.2002.s,213)

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Rehberlik ( PDR) ve Eğitimle İlgili Mevzuatlar

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği Afetlerde Uygulanacak Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönergesi MEB Bağlı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir