Anasayfa / Pedagoji / Ölüm ve Ölümün Kavramının Tanımları

Ölüm ve Ölümün Kavramının Tanımları

Ölüm ve yaşam birbirinden çok farklı  kavramlar olarak görünse de kimi görüşe göre yaşam ve ölüm bir bütünü oluşturmakta,ölüm yaşamın amacı olarak kabul edilmekte ve yaşamı tamamlamaktadır. Bu yüzden ölüm, salt anlamsız bir son olarak değil, yaşamın bütünlenmesi ve onun en gerçek yönüyle,amacı olmasıyla,uyumlu olduğu görülmektedir.

Doğrudan yaşanmayan ancak gerçekleştiğinde ise var olmayacağımız; yaşamın tam ve kesin olarak sona ermesi anlamına gelen ölüm, tüm dönem ve kültürlerde yaşamın önemli bir olayı  olarak kabul edilmiştir.

Farklı kültürlerde, toplumlarda, disiplinlerde bireyin kişiliğine, yaşına, dinine, kültürel konumuna bağlı  olarak da farklılıklar gösteren çok farklı  ölüm tanımlamaları yapılmıştır.Tüm bu tanımlarda yer alan ortak noktalar canlı organizmanın kendini yenileme yeteneğini yitirmesi,hayati organlardan birinin ya da bir kaçının tamamen işlevini yitirerek hayatın sonlanması  ve kaçınılmaz olmasıdır.

Bireysel ve toplumsal açıdan ölüm hiçbir dönemde basit bir olay olarak anlaşılmamıştır.Eski çağlarda karşılaşılan sembolik işaretler, ölümün basitçe sadece bedenin ölümüyle eş zamanlı  olarak algılanmadığını göstermektedir.Ölüm her yaş döneminde farklı  algılanmıştır. Büyüme çağında olan çocuk için ölüm ?gerileme? olarak algılanır.Çocuk ölümü tanımaktan kaçınır ve bu olay için zamansız olduğunu düşünmekle birlikte bu durum karşısında suskun kalarak tepki verir. Genellikle yaşlı insan ölme sırası  açısından en uygun kişi olarak düşünülür ve yaşlı  bireyin yakınları tarafından üzüntü duyulsa da beklentinin gerçekleşmiş  olması  psikolojik açıdan güven sağlar.Böylelikle,ölüm,var olduğuna inanmak istediğimiz bir oyunun kurallara göre oynanmasıdır.

Ölüm farklı  dinlerde de farklı  anlamlar ifade etmektedir.Yahudilikte ölüm ağır bir ceza ve korkunç bir gerçek; Hristiyanlıkta ölüm sadece bedenin kaybı ve hayatın daha güzel bir şekle bürünmesi;Müslümanlıkta ise insan ruhunun bedenden ayrılarak Allah katına yükselmesi olarak değerlendirilir.

Ölüm üzerine yapılan bilimsel çalışmalar çeşitli felsefi düşüncelerden kaynak almışlar ve bu düşünceleri araştırmalarla test etmeye çalışmışlardır.

Varoluşçu Psikoloji ölümü, insanların içinde bulunduğu en büyük ikilem olarak açıklamaktadır.Bu görüşe göre insan isterse ölümü seçebilir ama istemese de ölümü yaşayacaktır.Bu yaklaşıma göre ölüm,varoluşun çözemediği fakat yaşamak zorunda olduğu, belki de yaşamın anlamının içinde saklı olduğu en büyük gizemdir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Pdr mi Psikoloji mi Okumalıyım ?

Üniversite tercih döneminde en çok merak edilen sorulardan biri olan pdr mi psikoloji mi okumalıyım …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir