Anasayfa / Aile / Ergenlik / Ölüm ve Ergenlikte Ölüm Kavramı

Ölüm ve Ergenlikte Ölüm Kavramı

Ölüm algısına bakış açısı yaşam dönemi özelliklerine bağlı olarak farklılıklar gösterebilmektedir.Örneğin Psikoanalitik araştırmacılara göre küçük çocukların ölümü anlama ve kabullenme kapasiteleri,onların bilişsel ve duygusal olgunluk düzeyi ile sınırlıdır. Onlara göre çocuklar, ölümle ilgili olarak gereksiz kaygı gösterebilirler ve bu kaygıları genellikle, ölümün biyolojik boyutunu algılayamamalarından kaynaklanır. Bu noktada ölüm kavramının birey tarafından farklı yaşam dönemlerinde algılanışı ve konunun bireye açıklanma biçiminin önemi ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bireye gelişimi sürecinde ölüme karşı gerçekçi ve yapıcı bir bakış açısı kazandırmak oldukça önemlidir.

Ergenlikte Ölüm Kavramı

Birey ergenlik çağına girdiğinde ölüm, kişiyi kaygıya, depresyona ve çeşitli fobiler geliştirmeye itebilmektedir. Çünkü genç, hayatı sindire sindire duymak, tatmak, dünyayı tanımak, heyecan dolu ümitlere, uzak, erişilmesi güç hedeflere ulaşmak ister. Yani hayatın, sınırsız bir anlamda yaşandığımı gözler. Sonra da, ölümle ilgisini gözden geçirir. Bu da, onda çoğu zaman kaygı uyandırır. Ülkemizde, 15-17 yaşlarındaki liseli gençler üzerinde yapılan bir araştırmada, ön sıralarda gelen ilgi ve kaygı konusunun, ölüm ve ölüm ötesiyle ilgili düşünceler olduğuna ilişkin veriler elde edilmiştir Araştırmalar gençlerin % 40?a yakınının, acı çekerek ölmek, dünya savaşları, ölüm ve sonrasıyla ilgili sürekli korkuları olduğu sonucunu çıkarmıştır (Tanhan ve Arı, 2006).

Rosenthal, gençlerin ölümden korkmalarının birçok sebebi olduğunu söyler ve normal olarak gençlerde,hayata dönük ilgiler ve emellerin bir coşkunluk içerisinde varlıklarını hissettirdiklerini vurgular.Sonra da gencin ölümle varlığının sona ereceğini ve hayatın zevklerinden mahrum kalacağını düşünerek ölümü, kaygı ve korku ile karşılamasına belirtir (Rosenthal, 2000).

Slaughter?a göre ergenlikte ölüm, ölüm duygusundan ve düşüncesinden daha belirgin olarak görülmektedir.Yani ergenler bu dönemde ölümün felsefi ve psikolojik boyutunu düşünmek yerine ölmek için kolaylıkla harekete geçebilmektedir (Slaughter, 2005). Yaşanan çok yönlü değişimin, bu değişime ayak uyduramamanın ve toplumsal destek azlığı gibi faktörlerin bu dönemdeki intihar olaylarında etkili olduğu düşünülmektedir (Cotter, 2003).

Wass ise ergenlik döneminde, ergenin ben merkezli oluşunun ölüme bakışını da etkilediğini vurgulamıştır.Ergenin kendi kişisel biricikliğine olan inancı, kendisinin ölüm ile karşılaşmayacağı inancına dönüşebilmektedir. Buna bağlı olarak, kayıp yaşayan ergenler güçlü inkâr, öfke, suçlanma üzüntü,sevdiğine kavuşma (intihar fikirleri) gibi duygusal tepkiler verebilmektedir. Olası belirtiler olarak da suça yönelme, ilaç alkol kullanımı, bedensel yakınmalar, depresyon, intihar davranışları ve okul başarısızlığı gözlenebilmektedir.

Çocuk ve ergenlerin ölüme ilişkin algılarının farkında olmak; ebeveynlerin, psikolojik danışmanların ve ergenin yaşamında önemli olan diğer bireylerin, onlara yaklaşım biçimine katkıda bulunabilir. Psikolojik danışmanlar/rehber öğretmenler eğitimci rolünü kullanarak ebeveynlerin çocuk ve ergenlere yaklaşım biçiminde ya da model olma tarzında olumlu yönde bir farklılaşma oluşturursa, bireyin ölüm algısı ve kayıpla baş edebilme davranışı olumlu yönde etkilenebilir.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Ergenlik Döneminde Aile İçi İletişimi Çok Önemli

Bu dönemde ergenler, bir yandan geçirdikleri fiziksel değişimle, kimlik sorgulamalarıyla baş etmeye çalışırken, bir yandan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir