Anasayfa / Psikoloji / Eğitim Psikolojisi / Öğrenme ve Öğrenme İlkeleri

Öğrenme ve Öğrenme İlkeleri

Öğrenme, bireyin yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelerdir.Bir bilgi ve becerinin,öğrenme sayılması için davranışta değişiklik yapması ve davranıştaki değişikliğin uzun süreli olması gerekmektedir.Yeni öğrenmeler ile kişinin kapasitesi gelişir, önceden yapamadığı bir şeyi yapabilir hale gelir. Daha geniş anlamda, öğrenme sonucu, birey içinde bulunduğu evrene yeni bir anlam yükler ve evrendeki konumunu yeniden tanımlar.

Öğrenme ile ilgili ortaya atılan davranışsal, duyuşsal, bilişsel, nörofizyolojik temelli öğrenme kuralları mevcuttur.Davranışcı kuramcılar, öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurarak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerektiğini kabul ederler. Bilişsel kurama göre, öğrenme bireyin çevresinde olup bitenlere bir anlam yüklemesidir. Duyuşsal kavramlar öğrenmenin doğasın dan çok sorunlarıyla ilgilenirler. Nörofizyolojik temelli öğretim ilkeleri beynin bir paralel işlemci olduğunu, öğrenmenin fizyoloji bir olay olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgular.

Açıklık İlkesi: Derste açıklık ilkesi öğrencinin,derste konuşulan bütün sözlerden,kelimelerden kendisine kendisi için açık ve anlamlı bir tablo yaratabilmesi ve böylece öğrencinin, bu kelimeler ve anlamların dışında kalmaması anlaşılır.

Öğrenci Eylemi İlkesi: Aktivite ilkesinden, öğrencinin aktivitesinin ve bağımsızlığının ders sürecinin önemli bir faktörü olduğunu anlıyoruz. Çünkü, bilgiler öğrenci tarafından ne denli fazla işlenirse, o denli verimli etki yapmaktadırlar.

Yaşama Yakınlık İlkesi: ?Yaşam için? eğiten bir pedagoji, öğrencinin bugünkü ve gelecekteki,yaşamı için değerli, yardım edici, kullanılabilir eğitim içeriklerini işler. Negatif bir formüle edişle bu ilkeyi şu şekilde açıklayabiliriz: Yaşama yakınlık ilkesi, sadece okulun çıkarlarını gören bir okula karşıdır. Tanıyan, yaşayan ve araştıran bir öğrencinin yaşama olan bağını unutan okula karşıdır.

Çocuğa Uygunluk ve Bireyselleştirme İlkesi: Genel olarak bu ilkeden, öğrencinin bireysel ve yaşıyla ilgili özelliklerinin, psikolojik güçlerinin bulunduğu gelişim durumunun, ruhi, manevi yetilerinin kısacası eğitim subjesi olan öğrencinin psikolojisinin dikkate alınması anlaşılır.

Seviyeye Uygunluk İlkesi: Bu ilkeye uymak isteyen her ders önce, öğrencilerin bulundukları yaş ve gelişim düzeyini belirlemeye çalışır. Hiçbir yaş grubunun birbirine benzememesine rağmen, benzer yaş grupları bireysel farklılıklara rağmen oldukça fazla ortak özelliğe sahiptirler ki, böylece biz genel ?gelişim seviyeleri? nden söz edebiliyoruz. Dersin geleneksel biçimi, bu sebepten bu ?seviyeye uygunluk? ilkesine göre bir yaş grubunun bütün öğrencilerini bir sınıf halinde toplar. Bu ilkenin, en zayıf tarafı, tek tek öğrencinin beceri kabiliyetine yetersiz derecede dikkat etmesidir.

Bireyselleştiren Ders İlkesi: Yaş grubu sınıfına karşı olarak, tek öğrenciye, onun kabiliyet seviyesine, çalışma temposuna, ilgilerine ve yetilerine ve bununla ilgili olarak mevcut gelişim seviyesine uymaya çalışan tüm biçimler ve organizasyonlar ortaya çıkmaktadır.

Bu tarz öğretim biçiminde erişilmek istenen, ders çalışmasının, bireysel öğrenciye, onun yetilerine ilgilerine, meyillerine ve aynı şekilde onun çalışma temposuna yönelik olmasıdır

Başarının Güvence Altına Alınması Ve Alıştırma İlkesi: Gerek öğrenilen bilgiler, gerekse kazanılan maharetler tekrar, alıştırma ve hafızaya yerleştirme yoluyla desteklenmezse kaybolurlar ve unutma sürecine maruz kalırlar. Dersin bu konudaki görevleri şunlardır:

a) Bilgi içeriklerinin hafızaya yerleştirilmesi (tekrar ve hafızada şekillendirme)

b) Güçlerin, maharetlerin oluşturulması (tekrar etme ve kullanma)

Ekonomiklik İlkesi:Bu ilke,öğretimde her ne yapılacaksa, bunların zaman, emek ve enerji bakımlarından ?en az olanı? ile yapılması gerektiğini belirtir.

Bütünlük İlkesi:Gelişen çocuğun, bedene, düşünceye, duyguya ve iradeye ilişkin bütün fonksiyonlar birbirlerine bağlıdır ve durmadan birbiri üzerine etki yapmaktadır.Eğitim?öğretim etkinlikleri,ruhun ve bedenin sayılan bu fonksiyonlarını bir bütün halinde geliştirmelidir.

Otorite İlkesi:Eğitim-Öğretimde otorite ilkesi şu şekilde anlaşılmalıdır: Daha küçük yaşlardan itibaren çocuklar toplumun düzenine alıştırılmalı, onları toplumun ahlak ve görenekleri, sosyal ve insani değerleri içinde yaşatmalı ve bunlara karşı çocukta saygı duygusu geliştirilmelidir.

Özgürlük İlkesi:Çocuklar okullarda, sevgi ve saygı ile bütünleşmiş bir otorite duygusu geliştirirlerken, benimsedikleri ahlaki ve insani değerler içinde serbest hareket alıştırmaları yapmalıdırlar. Böylece çocuk, okul yaşamında, bazı hareketlerin amaçlarını kendisi bulmalı ve onları kendi kendine uygulamayı öğrenmelidir, yani hürriyet ortamı içersinde gelişmelidir.

Sosyalite İlkesi:Bu ilke, ahlak ve irade sorunlarında çocukların etkin olmaları şeklinde ifade edilmektedir. Bir başka deyişle bu ilkeden, ahlakı serbest ve ahlaki cesaret sahibi bir kişiliğin geliştirilmesi anlaşılmaktadır.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Bilişsel Kurama Göre Öğrenme Kavramı

Öğrenmenin nasıl gerçekleştiğine ilişkin daha farklı bir görüşe sahip olan bilgi işlemeye dayalı bilişsel öğrenme …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir