Anasayfa / Psikiyatri / Obsesif Kompulsif (Saplantı-Zorlantı) Bozukluğu Nedir ?

Obsesif Kompulsif (Saplantı-Zorlantı) Bozukluğu Nedir ?

Obsesyonlar (saplantılar) istemli bir çaba ile bilincimizden/zihnimizden uzaklaştıramadığımız düşüncelerdir. Kompulsiyonlar (zorlantılar) ise istemli bir çaba ile durduramadığımız eylemlerdir. Obsesif Kompulsif Bozukluk ise obsesyon ve kompulsiyonların temel belirti olduğu bir anksiyete bozukluğudur.

Obsesyonlar ve kompulsiyolar günlük hayatta sık olarak izlenir. Evden çıkarken kapıyı sık sık kontrol ederiz. Yatarken gazı, elektrikli aletleri, fişi, prizi, kontrol ederiz. Bankadan para alırken veya para yatırırken birkaç kez sayarız. Gerçekte bu olaylar düşünce ve eylemlerimiz arasında geri bildirim işlevi gören (yani hatırlatan, hatırlatıcı niteliği olan) obsesyonel nitelikteki davranışlardır. Ancak tanı koyabilmek için bu tür belirtilerin insan ilişkilerini bozacak ve üretkenliği azaltacak kadar ağır olması gereklidir. Anksiyetenin (kaygı, bunaltı) bu bozuklukta önemli bir yer tutması nedeni ile anksiyete bozuklukları içinde ele alınmaktadır.

Anksiyete bozuklukları içinde tedavisi en zor olanı olarak bilinmekle beraber çok kısa sürede ve çok az ilaçla tedavi edilen hastalar/olgular da günlük pratikte görülmektedir.

Bu bozukluk ailesel (yani ırsi, genetik geçişli) olma özelliği gösterir.Yani bir aile bireyinde bu bozukluk varsa bir sonraki nesilde olacak aile bireylerine bu bozukluğu aktarabilir. Anne ve babanın her ikisinde de var ise o zaman risk daha da artmaktadır.

Birçok beyin ve kanda yapılan çalışmalar bu bozukluğun kimyasal birtakım düzeneklerin bozuk veya normalden farklı işlediğini göstermişse de tam olarak hangi mekanizmanın veya beyin anormal veya sorumlu olası bölgesi henüz bilinememektedir.

Davranışsal modele göre obsesyonlar (zorlantılar) anksiyete (kaygı) uyaran yani ortaya çıkaran düşünceler ile zihinsel uyaranların eşleşmesi ile oluşur. Kompulsiyonlar ise kaygıyı azaltmaya yarar.

Belirti ve Bulgular Nelerdir ?

Obsesyonlar (saplantılar) istem dışı, yineleyici, dalıcı düşünceler, süreklilikler, dürtüler veya imajlar (görüntüler) şeklinde olur. Karşı konulamaz nitelik taşırlar. Sıklıkla huzursuz bir ruh hali obsesyonlara eşlik eder. Normal düşünce akışını etkilerler. Bazen obsesyon konusu tek de olabilir. Birçok alanı etkilediğinde ve işlevsellik bozulduğunda olgular (hasta olan kişiler) çare ararlar. Obsesyon konuları başkalarını, kendini, yakın akraba ve çocuklarını yarama, kir bulaştırma, başkalarından kir bulaşması, işleri gerektiği gibi yapıp yapmadığı kuşku, sosyal normları zorlama (açıkta soyunma, cinsel dürtüler vb.) olabilir.

Bu düşünceler benliğe yabancıdır, yani kişi istemese de zihninden çıkmaz ve yineleyerek kişiyi sıkıntıya sokar, kaygı yaratır. Bu olgularda belirtilerle ilgili olarak gerçeği değerlendirme yetisi bozulmamıştır, yani akıl sağlığı bozulmamıştır. Bununla birlikte bu bozukluğu yaşayan hastalar zihinlerinde oluşan bu istemsiz düşünceler nedeniyle çıldırıyor olduklarını, akıllarını kaybedeceklerini düşünerek aşırı kaygıya düşebilirler, veya etrafındaki kişilere bunun delilik veya delirme belirtisi olabileceği nedeniyle utanırlar ve çevreleriyle paylaşmaktan çekinirler veya korkarlar. Bu nedenlerle de bu hastaların doktora ulaşmaları çok geç olabilir veya uzun zaman alabilir.

Hastalar aklına saplanan bu düşüncelerin mantık dışı niteliğinin farkındadır. Kontrolünü kaybetme korkusu, kaçınma davranışı ve sosyal yeti kaybı ile sonuçlanan tekrarlayıcı özellikteki davranışların gelişmesine neden olabilir.Bu tekrarlayıcı nitelik gösteren davranışlar belirli bir düzene göre yapılmak zorunda hissedilen kompulsiyonlardır (zorlantılardır). Örneğin hasta evden çıkmak istemez. Saplantılı imajlar (görüntüler) canlı hayali sahneler şeklinde olup sıklıkla şiddet, cinsel, iğrenç sahneler veya kendine zarar verme şeklinde olur. Çocukların öldürülmesi, anne baba ile seks veya dışkılama ile ilgili sahneler şeklinde olabilir. Büyülü düşünce bu hastalarda sık olarak izlenir.

Obsesyonel (saplantı içerikli) tekrarlayıcı düşünceler uzun süreli, sonuca varmayan düşüncelerdir. Konular sıklıkla metafizik ve dini konuları içerir. Niçin, nerede, gibi sorularla sürekli uğraşıp dururlar. Basit konularda bile sık olarak kararsızlık olur. Obsesif (takıntılı) düşünceler ortaya çıktıktan sonra onu sürdüren ve tekrarlamasına neden olan güçler belirsizdir. Obsesif düşünceler başladığında tekrarlayıcı davranış veya düşünceler geçici bir süre rahatlama sağlayabilir. Bu şekilde obsesyonlar ve tekrarlayıcı davranış veya düşünceler arasında mantıklı bir bağ oluşur. Bu şekilde belirtiler sürer gider.

Kompulsif (zorlantılar) tekrarlayıcı, yineleyici ve bazen tekrar tekrar aynı şekilde yapılan eylemler olup istemsiz olarak yapılır. Amaçlı hareketlerdir. Obsesyonları (saplantıları) giderme işlevi görürler.Süre ve şiddet yönünden uygunsuz olup istemsiz olarak yapılırlar. Tekrarlayıcı olan bu zorlantılı/istemsiz davranışlara karşı konulmaya çalışılır. Ancak her zaman bu engelleme yapılmayabilir, yani kural değildir.Yapılması engellendiğinde anksiyete (kaygı, bunaltı) düzeyi belirgin derecede artar. Tekrarlayıcı nitelikteki zorlantılı/istemsiz davranışlar genellikle obsesyonları (saplantıları) izler.Ancak obsesyonlar her zaman bir zorlantılı davranışa neden olmayabilir.Temizleme, yineleme, kontrol, düzenleme, kaçınma ve istifleme eğilimi hastanın öneli ölçüde zamanını alır. Tekrarlayıcı davranışlar bazen gelecekteki bir felaketi önlemek için büyülü bir şekilde yapılabilir. Sayma davranışları sık olarak izlenir. Kişi kelimeleri, yerdeki taşları, direkleri, çatıdaki kiremitleri saymak zorunda hissedebilir. Kadınlarda bulaşma ile ilgili düşünceler daha sıktır.

Kişi bazen bir davranışı yapmazsa ardından uğursuzluk olacağına ilişkin düşünceler/kaygılar taşıyarak aklına gelen saplantıyı davranışa dökebilir. Örneğin; “parmağımı dudağıma değdirmezsem günahkar olurum”, “kolumdaki saati kırmazsam bana uğursuzluk getirir”, “içimden 5 kere dua etmezsem günahkar olurum” gibi saplantılı düşüncelerle aklına gelenleri eyleme dökebilir.

Temizlik şeklinde tekrarlayıcı davranışları olan olgular (hastalar) kirli bulduğu nesneler/eşyalara dokunmak istemezler. Bazen ileri derecedeki hastalarda yolda yürürken, yanından geçen kişi kendine değmese bile, “dokunduğu” saplantısına kapılıp sıkıntı çekebilir ve evine vardığında banyo yapabilir veya üzerindekileri değiştirebilir. Bazı davranışlar çekinme şeklinde kaçınma davranışına benzer.Bazen ayırmak güç olabilir. Kontrol şeklindeki tekrarlayıcı davranışlarda hastalar sürekli olarak güvence ararlar. Yaptıkları işleri tekrar tekrar kontrol ederler. Yanlarında sorumluluklarını paylaşacak biri varsa belirtileri azalır. Depresif duygudurum (yani depresyon) sık olarak izlenmektedir. Genel olarak diğer kaygı bozuklukları da sık oranda gözlenir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğu olan bazı hastalarda EEG (Elektro-Ensefalo-Gram; kafa şeridi olarak da bilinir) bozukluğu görülse de bu psikiyatrik bozuklukla direk ilişkili değildir ve önemi gösterilememiştir.

Obsesif kompulsif bozukluğu olan hastaların anne ve babalarında özellikle mükemmeliyetçi kişilik özellikleri ile diğer insanlara göre daha fazla inatçılık görülür.

Sık görülen kompulsiyonlar temizlenme, dokunma, kontrol etme şeklinde olur. Eylem tamamlanınca rahatlayacağı duygusu olur. İki belirtiyi aynı anda gösteren olguların yanında sadece obsesyonların veya sadece kompulsiyonları bulunduğu olgular da görülebilir.

Tanı koymak için obsesyon veya kompulsiyonlardan en az birinin varlığı ile bu belşirtilerin kişinin işlev düzeyini bozacak derecede ağır olması gereklidir. Olgular belirtilerin anlamsızlığını bilirler. Bazı olgular kendi durumlarının farkına var(a)mayacak derecede ağır bir hastalık içinde de bulunabilirler. İçinde bulundukları durumun normal olduğunu söyleyebilirler. Ayrıca temizlik toplumda kabul gören bir davranış olduğu için temizlik takıntısı olanlar bu durumu kabullenmeyebilirler. Bu kişilere “hamarat, tertipli-temiz” yakıştırmaları yapılabilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk süregen bir hastalık olup daha çok çocukluk ve genç erişkinlik döneminde başlar. İşlevsellikte bozulma büyük oranda değişkenlik görülür. Evlilik sorunları sıktır.

Bu bozuklukta belirtiler zaman içinde değişkenlik göstermektedir. Takıntılar zaman içinde hastalık sürecinde değişkenlikler olabilir. Yani temizlik takıntısı olan bir hastanın daha sonraki bir dönemde kontrol takıntısı olabilirken, hastalık sürecinde takıntıların tamamıyla kaybolup belli bir süre sonra tekrar ortaya çıkabilmesi de mümkündür.

Kontrol davranışlarının baskın olarak (ağırlıklı olarak) görüldüğü hastaların belirtilerinin daha yavaş geliştiğini, öğrenmenin bu olgularda daha önemli olduğu öne sürülür. Yani çevresel olarak kontrol etme davranışları görülen ortamlarda veya eve bir hırsız girdikten sonra ortaya çıkması veya artması görülebilir. Temizlik kompulsiyonlarının önde olduğu olgularda ani başlamanın daha sık olduğu görülmektedir. Sadece obsesyonların görüldüğü olgular daha çok geç yaşlarda görülmektedir.

Obsesif kompulsif bozuklukta; erken yaşlarda başlangıç, obsesyon ve kompulsiyonların aynı anda görülmesi (olması), başlangıçta sosyal işlevselliğin bozuk oluşu, belirtilerdeki süregenlik hastalığın kötü seyirli olacağını gösteren durumlara işaret eder.

Obsesif ve kompulsif belirtiler başka psikiyatrik bozukluklarla da beraber görülebilir. Başka bir durum da diğer bozuklukların seyri sırasında görülen obsesyon ve kompulsiyonlardır. Son durumda görülen obsesyon ve kompulsiyonlar ilk ortaya çıkan bozukluğun tedavisi ile tamamen düzelir.

Tedavi

İlaç tedavisi ile birlikte davranış tedavisinin bir arada kullanıldığı olgular en iyi cevap verenlerdir.

İlaç tedavilerinde dikkat edilmesi gereken etkiyi artırırken yan etkilerle hastayı sıkıntıya sokmamaktır (uyku artışı, iştah artışı ve kilo alma, dikkatte bozulma)

Obsesyonlarla karşılaştırma (yüzleştirme) ve obsesif kompulsif yanıtın engellenmesi (örneğin temizlik takıntısı olanlarda  kirletme davranışı ve el yıkamanın bir süre engellenmesi) şeklinde uygulanan davranış tedavisi yönergeler uyan olgularda %60-80 oranında belirtilerin kaybolmasını sağlamaktadır. Temizlenme davranışları kontrol davranışlarına göre ilaç ve davranışçı tekniklerden daha çok yararlanır. Bu yöntemlerin, daha önce de belirtildiği gibi, ilaçla birlikte uygulanması etkinliği artırır.

Bir ilaçtan yararlanamayan olgularda birden fazla ilaçla desteklemek gerekebilir. Tedavide başarısız olunan ilaç değiştirlerek bir başkası denenebilir. Bir hastalık döneminde fayda gösterdiği halde daha sonraki dönemlerde aynı ilaç etkisiz kalabilir.

Eğer kişi durumunu kabul etmiyor veya farkına var(a)mıyorsa, işlevsellik ileri derecede bozulmuş ve ilaç-davranış tedavilerine cevap alınamıyorsa EKT (Elektro-Konvulzif-Terapi; Elektro-Şok veya Elektrik tedavisi olarak da bilinir) uygulanmaktadır.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir