Anasayfa / Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik / Mesleki Rehberlik / Kişilik ve Meslek Seçimi Arasındaki İlişki

Kişilik ve Meslek Seçimi Arasındaki İlişki

Meslek, kişilerin belli bir eğitimle edindikleri ve hayatlarını kazanmak için sürdürdükleri düzenli ve kurallı faaliyetler bütünü olarak tanımlanabilir. Meslek etkinlikleri, birbirlerinden farklı bireysel özellikler gerektirir ve yine bireylere farklı deneyimler sağlar.

Meslek seçimi, bir kimsenin, çeşitli meslekler arasında en iyi yapabileceğini düşündüğü faaliyetleri içeren ve kendisine en üst düzeyde doyum sağlayacağına inandığı mesleğe yönelmesidir. Bu yönelme kararının doğru ve yerinde olması kişinin ne istediğini ve neleri yapabileceğini çok iyi bilmesine bağlıdır (Kuzgun,1996).

Meslek,kazanç elde etmek amacı ile yürütülen etkinlikler bütünü olarak tanımlanmışsa da sadece para kazanma aracı değildir.Çünkü birey sadece para kazanmak için iş sahibi olmaz.Bir meslek edinmenin temelinde para kazanarak fizyolojik ihtiyaçları karşılamanın dışında sosyal ve psikolojik ihtiyaçların doyumu söz konusudur.Meslek seçimi ve iş sahibi olmanın temelinde psiko-sosyal bazı etmenler yer alır.İnsanın doğuştan getirdiği gizil güçleri vardır.Biz yaşam içinde bunları ortaya koymak, kullanmak ve geliştirmek isteriz.Bunu sağlayacak alan meslek alanıdır.Biz çalışırken aynı zamanda bu yetenekleri ifade etme ve güçlerimizi arttırma fırsatı elde ederiz.Böylece birey varoluşunun anlamını yakalar.Sahip olduğu yetileri,güçleri kullanarak doyuma ulaşır.Kendini bir iş yaptığı,üretken olduğu için de değerli ve önemli görür.Toplum içinde yararlı olma,hizmet verme yoluyla toplumsal saygınlık kazanma söz konusudur.İş etkinlikleri için de başkaları ile etkileşimde bulunuruz, belli rol ve görevler yoluyla sosyal kimliğimizi kazanırız.

Mesleki seçim yapma, zaman içinde oluşan uzun bir süreç olarak düşünülmelidir. Kişinin devamlı gelişen ve bir ölçüde de olsa değişen kişilik özellikleri, öte yandan yine her an değişen ve yeni boyutlar kazanan mesleklerin durumu bu ikisi arasında bağlantı kurmayı zorlaştırmaktadır. Özellikle bireyin kişilik özelliklerinin sürekli olarak gelişmesi mesleki seçim yapma sürecinin hangi öğrenim ve yaş düzeyinde karar verme aşamasına ulaşması gerektiğini belirlemede de sıkıntılar yaratmaktadır. Bu durumlar karar verme işini zorlaştırdığı için birey zamana ihtiyaç duyabilir(Kepçeoğlu, 1994).

Keser (2002), doğru meslek tercihinin her ne kadar bireyin kişisel özellikleri ile ilgili olduğu iddia edilse de bu konuda pek çok subjektif faktörün (aile, arkadaş vb. çevre baskısı,mesleğe biçilen toplumsal değer, mesleğin ekonomik itibarı v.b.) bireyin doğru seçim yapmasını engellediğini belirtmektedir. Çoğu zaman üniversitede tercih edilecek programı ya da fakülteyi bireyler yerine ebeveynleri seçmektedir.Gerek ekonomik imkanları, gerekse toplumsal saygınlıklarını dikkate alan ebeveynler, çocuklarının ilgi alanlarını dikkate almaksızın onlar adına karar verebilmektedirler.Sosyalleşme sürecinin tam anlamıyla yaşanmadığı toplumlarda, bireysel karar alabilme yeteneğinin gelişmemesi ve çoğunlukla kendisi adına alınan kararları onaylama yetisiyle yetinen bireyler,kendileri adına yapılan tercihler konusunda duyarsız kalabilmektedirler.Dolayısıyla kendi adına tercih yapılmasına karşı çıkmayan bireylerin bu seçimi kabullenmeleri sıkça görülmektedir.Bu noktada, bireyin kendi seçimlerinin gerek alacakları eğitim gerekse seçecekleri mesleğin kendi kararlarıyla alınmasının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Karadal (1999), bireyin yerine getirmek zorunda olduğu rolün kişiliğinin şekillenmesinde çok önemli bir paya sahip olduğunu ve mesleki rollerin kişinin yaptığı seçime bağlı olduğunu söylemektedir. Fakat her meslekte kişiden belirli davranışları göstermesinin beklendiğine, bu yüzden de bireyin çok sayıda rolü yerine getirmek zorunda olduğuna değinir. Bireyin yerine getirdiği role bağlı olarak çevresi oluşmakta ve birey bu çevresel değişkenlerin etkisinde kalmaktadır. Bu yüzden bireyden beklenen roller bireyin davranış kalıplarını etkilemektedir.

Çalışanın sahip olduğu kişiliğine bağlı olarak,bir dizi değer yargıları, inançları vardır. Bazı iş görenler işlerinde bağımsızlık isterler,yöneticilerinin kendilerine çok karışmasını istemezler,çalışma ortamlarını kendileri düzenlemeyi arzu ederler.Bazı çalışanlar zor işleri tercih ederler,başkalarının yapmakta zorlandığı işi başarmaktan haz duyarlar.Amirinin kendisini beğenmesini,takdir etmesini isteyen çalışanlar vardır.Bu sayılanları istemeyen çalışanların da olduğu bilinmektedir.

İş yerindeki çalışma ortamının yönetimce düzenlenmesini,ne yapacağının hatta nasıl yapacağının amirlerince sürekli anlatılmasını isteyen çalışanlara,kolay işleri yapmayı tercih edenlere de iş hayatında yeteri kadar rastlanmaktadır.İnsanın seçtiği meslek onun fizik yapısına uygun olsa da,psiko-sosyal yapısına uymuyorsa, bu bireyin başarılı ve mutlu olması mümkün olamaz.Sorumluluk, risk alma, kişinin kendine olan güveni gibi faktörler meslek seçerken önem taşır.Örneğin kişilik yapısından ve sosyal yaşantısından dolayı agresif, nörotik bir yapıya sahip bir kişinin bu yapısı bazı mesleklere uyum göstermeyebilir.

Erdoğan (1996), kişilik ile iş yaşamı arasında uyum olması halinde söz konusu olabilecek sonuçları şöyle sıralamaktadır:

Bireyin çalıştığı kurum ile bütünleşmesi, iş arkadaşları ile amaç birliği oluşturmasına ve daha verimli olmasına yardımcı olur.

Bireyin içinde yer aldığı sosyal yapı ile kişiliği arasında bir bağ kurulacak olursa birey,grup normlarına uymada güçlük çekmeyecek ve davranışları ile grup üyeleriyle ilişkileri arasında yönetsel etkinliği artıracak bir ilişki kurulacaktır. Bu da çalışanın kendisini daha yetkin hissetmesine ve verimliliğinin artmasına yardımcı olur.

Kişinin beklentisi ile kurumun amaçları arasında istenen bağın kurulması örgütün devamlılığı açısındanda son derece önemlidir. Bu da büyük ölçüde çalışanların kişiliğine bağlıdır.

Örgüt içinde informal grupların oluşumu ve gelişimi, bu grupları oluşturan bireylerin kişiliklerinin uyuşmasına bağlıdır. Her şeyden önce bu grupların karşılıklı etkileşimi olumlu ilişkiye bağlıdır.Bireylerin grup ilişkilerinden beklentileri,gruba karşı tutumları değer yargıları,bir diğer ifade ile bireyin benlik duygusu ile grup amaçları birbirine ne ölçüde benzer ise etkileşim gücü de o ölçüde fazla olacaktır.

Kişilik yapısı ile örgütün değerler sistemi arasında benzerlik varsa birey?ait olma? ihtiyacını işyerine bağlılığını göstererek karşılayacaktır.

Mesleki gelişim kuramlarında farklı yaşam aşamalarına göre zamansal boyut ve bölümler içinde mesleki gelişimin nasıl olduğu incelenir. Mesleklerin gerektirdiği kişilik özelliklerinin hangilerinin yaşam aşamalarında oluştuğu ve belirli gelişim aşamalarında meslek seçimi davranışının kendini nasıl gösterdiği türündeki sorular, bu yöndeki bilimsel çalışmaları ortaya çıkarmaktadır.Bilindiği gibi, meslek seçiminde göreceli motiflerin oluşturduğu unsurlar ve meslek öncesi gelişim etkinlikleri ile ilgili görünümler birçok araştırmada kendini göstermektedir.

Bireylerin kişilik özellikleri ne kadar sağlamlaşmış ise onların o kadar eğitilmiş oldukları,aynı zamanda gerçeğe uyum yapabildikleri gelişim kuramları modellerinde ifade edilmiş veya şemalaştırılmıştır.Gelişim kuramları çalışmalarında, bireyin hangi düşünce, yetenek ve becerisinin meslek seçim aşamasına etki edeceği sorusu üzerinde sistematik çalışmalar yapılmaktadır.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Mesleki Gelişim Dönemleri Nelerdir

Bireyde mesleksel gelişim sırasıyla; büyüme,araştırma,yerleşme,koruma ve sürdürme ile emeklilik olmak üzere,beş evrede gerçekleşmektedir. Bu sınıflama …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir