Anasayfa / Kişisel Gelişim / Kendinizi Sevebilmenin İlkeleri

Kendinizi Sevebilmenin İlkeleri

Özgüven insanların doğuştan sahip  oldukları  ancak  çocukluktan  itibaren  pek çok bireyde törpülenen bir  özelliktir.  Özgüvenin  iki merkezi  boyutu  vardır. Sevilebilir  olma ve Yeterli  olma  duygusu.Bu  yüzden  kendini  sevme,kendini affedebilme  ve  kendini görme biçimi özgüveni  tanımlarken üzerinde durulması gereken konulardır.

1.Kendini Sevme

Kendine güvenmek,kendine değer vermeyi gerekli kılar ama kendimizi sevmenin hiçbir koşulu yoktur.Birey kendini kusurlarına,sınırlarına başarısızlıklarına ve olumsuzluklarına rağmen sever.Kendini  sevme bireyin zorluklara  dayanabilmesinin  ve  herhangi  bir başarısızlıkta  kendini toparlayabileceğinin kanıtıdır.Güçlükler karşısında acı ve kuşku duymasını engellemez ama bireyi umutsuzluktan korur. Kendimizi sevmek kendimizi tanımakla başlar.

Bireyin kendini sevebilmesi kendini tanımasıyla mümkün olabilir.Kendini tanıyan,kendi ilkeleri çerçevesinde kendisini geliştirebilen birey, kendi karakterini inşa edebilecektir.Kendi karakterlerinin ortaya koyamadığı ve geliştiremediği zaman birey ne kendisiyle ne de çevresiyle sağlıklı ilişkiler kuramaz.İnsan,nasıl bir insanı sevebilmek için onu tanımak ve gerçek ihtiyaçlarının ne olduğunu bilmek zorundaysa,aynı şekilde kendi benliğinin ihtiyaçlarını kavramak ve bu ihtiyaçlarını  nasıl  karşılayabileceğini  öğrenmek için  de kendi  benliğini tanımak zorundadır.

Kendini tanımanın özgüven açısından önem ise bireyin yaşamında güvenli ve güvensiz  davrandığı durumları  fark  edebilmesidir.  Bunu  fark  edebilen  kişiler güvensiz  davrandıkları  durumların üstesinden  gelmeyi  daha  kolay  başarabilirler. Kişinin güçlü ve zayıf yönlerini bilmesi, tanıması onu amacına daha kolay ve çabuk ulaştırabilir.  Kendini  tanımak  ve  sevmek  pek  çok  insanı daha doğru, sağlıklı kararlar almaya yönlendirir.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda insanın kendini tanıma ve sevme konusundaki yanılgısını  Erich Fromm şöyle  dile  getirmektedir.Otoriter  ideolojiler  yalnızca  Batı kültürünün  en  değerli başarısını,  bireyin biricikliğine  ve  değerine  gösterilen  saygıyı tehdit  etmekle  kalmamışlar,aynı zamanda  çağdaş  toplumun yapıcı  bir  şekilde eleştirilmesini,  dolayısıyla  gerekli  değişikliklerin yapılmasını da engellemişlerdir.Çağdaş kültürün  başarısızlığı  bireycilik  ilkesinden  ahlaki erdemin  kendi menfaatini kollamakla  aynı  anlama  geldiği  fikrinden  değil  kendi  menfaatini düşünme kavramının anlamındaki  yozlaşmadan  ileri  gelmektedir;  insanların  kendi menfaatleriyle  gerektiğinden  fazla ilgilenmiş olmalarından  değil,  gerçek benliklerinin menfaatiyle  yeterince  ilgilenmemelerinden;  çok  fazla bencil olmalarından değil, kendilerini sevmemelerinden ileri gelmektedir.

Halbuki  insan  yaşamının  değeri,  mutluluğu,  gelişimi,  özgürlüğünün  kökleri hep  sevme yetisine dayanır.Gerçek  sevgi,  yaratıcılığın,  ilgi  saygı,  sorumluluk  ve bilginin  ortaya  dökülmesidir.İnsan yaratıcı bir sevgiyle sevebiliyorsa  ilk seveceği şey yine kendisi olacaktır.Ancak Batı kültüründe sevginin çeşitli nesnelere uygulamasına kimse bir şey demez;başkalarını  sevmek erdemli  bir  davranışken  insanın kendisini  sevmesi günahtır.Çünkü kendini  sevmeyi  bencillik gözüyle bakılır  ve  kendimi  ne  kadar çok seversem  başkalarını  o  kadar  az  sevdiğim  sanılır. Calvin  kendini  sevmeye  veba der.  Freud  kendini sevmeyi  ruh bilimsel  açıdan  ele  almakla birlikte  onun bakış  açısı da  Calvin?inkiyle  aynıdır.Ona  göre kendini  sevme  narsizimle aynıdır.Libidonun insanın kendisine yönelmesidir.

Aslında  bencillikle  kendini  sevme  birbirinin  tam  tersidir.  Bencil  insan başkalarını  sevmez  bu doğrudur  ama  benciller  kendilerini  de  sevmezler.  Sevgide yaratıcı olmaktan, ilgi, sorumluluktan söz ettik. Kendini seven insan kendisine karşı öncelikle  ilgili  ve  sorumludur  yaratıcıdır.  Bencil insan  ise kendisini  çok  az  sever yaratıcı olamadığı için kendinden hoşlanmaz ve kendisiyle ilgilenmez bu durum onu boşluk ve sıkıntı içinde bırakır.

Freud,  sevgisini  başkalarından  çekmiş,  kendisine  yöneltmiş  diye  düşünerek bencil  insanın narsist olduğunu  ifade  etmiştir.  Bencil  kişilerin  başkalarını sevemedikleri doğrudur; ama benciller kendilerini de sevemezler. Kendini  sevme  yaşantısı,  kendine  güven  ortamı yaratır.Kendini  sevme yaşantısında kendi kavramı,  Jamesın  saf  ego,  tasavvufun  ilahi nefes felsefenin varlık  olarak  isimlendirdiği,  Kuran-ı Kerimin  ben  insanı  ruhumdan üfleyerek yarattım dediği özümüzdür. İnsanın yaratıcı sevgisinin ilgi ve sorumluluğunun yöneleceği ilk ve en önemli yer de bu öz olsa gerek.

Bireyin kendini sevmesi kendini eleştirmemesiyle başlar. Olumsuz eleştiri bireyi tamda değiştirmek istediği davranış kalıbının içine iter.Bireyin kendine gösterdiği şefkat ve anlayış bu kısırdöngüden çıkmasını ve kendisini geliştirmesini sağlar.Kişi kendisinin iyi ve olumlu yönlerini görmezden geliyor kendini iyi ve güzel şeylere layık görmüyorsa kendisini sevmiyor demektir.

Öz  değer  yoksunluğu,  kendimizi  sevmediğimizin  bir  başka  göstergesi. Yaşadığı deneyimlerlede model olan Louise Hay kendini sevmeyi bir macera olarak nitelemekte ve şöyle devam etmektedir.Kendimizi sevmek,  tıpkı  uçmayı  öğrenmeye  benzer.  Çoğumuz şu  ya  da  bu şekilde  öz  saygımızın  yokluğundan  acı çekeriz.  Hepimiz  hatalarımızı  hoş görmediğimizden kendimizi olduğumuz gibi sevmeyiz. Kendini sevme konusunda Louis Hayın önerdiği ilkeleri özetleyerek almaya çalışalım.

Kendini sevmenin ilkeleri

1. Kendinizi  eleştirmeye  son  verin

Uyumsuz  aile  ortamında  yetişenlerin genellikle  sorumluluk  duyguları  aşırı  gelişir  ve  kendilerini acımasızca  eleştirmeyi alışkanlık  haline  getirirler.Çünkü  gerilimli  ve  huzursuz  bir ortamdan yetişmişlerdir. Uyumsuz  aile  ortamında  yetişenler  çocukluklarında,  Bende  bir bozukluk  var mesajını alarak  büyümüşlerdir.  Kendinizi  azarlarken  kullandığınız  sözcükleri biran düşünün. İnsanlar şu sözcükleri  çok  kullandıklarını  söylediler:  aptal,  kötü  çocuk, kötü kız,  işe  yaramaz,  dikkatsiz,  salak, çirkin,  değersiz,  sakar,  pis  vs.  Kendi tanımınızı yaparken bu sözcükleri mi kullanıyorsunuz

Öz değerimizi  kazanmaya  çok  büyük  gereksinim  duyarız.Çünkü  kendimizi,yeterince  iyi hissetmezsek, kendimizi  mutsuz  etmenin  birçok  yolunu  buluruz. Vücudumuzda  ağrılar  ya  da hastalıklar  yaratırız; bize  yararı  dokunacak  şeyleri yapmayı  erteleriz;  aşırı  yemek,  alkol  ve uyuşturucu  gibi  maddelerle  vücudumuzu harap ederiz.

Mükemmel olmaya çalışmak üstümüzde çok ağır baskı yapar ve yaşamımızda düzeltilmesi  gereken noktaları görmemizi engeller.Bunun  yerine,  farklı  olan yönlerimizi,yaratıcılığımızı,bireyselliğimizi keşfederek bizi diğer insanlardan ayıran özeliklerimizi  takdir  etmeyi  öğrenmeliyiz.Bu  dünyada her birimizin  oynadığı  rol tektir ve kendimizi eleştirirsek bu rolü baltalarız.

2) Kendinizi  korkutmaya  son  verin  gece  yatağınıza  yatınca  kaç  kişi  bir  sorunu olası en kötü senaryoya dönüştürüyor?

Bu küçük bir çocuğun, canavarların yatağının altına  saklandığını  düşleyip  korkmasına  benzer.İşte bu nedenle  gözünüze  uyku girmez.  Çocukken,  annenizin  babanızın  sizi  teselli  etmesine gereksinim duyarsınız. Erişkinlerse, kendilerini teselli edebilecek yeteneğe sahip olduklarını bilirler. Hastalığa yakalanan  kimseler  bunu  çok  yapar.  Genellikle  en  kötü  durumu gözlerinin önünde  canlandırırlar  ya da  hemen  cenaze  hazırlıklarına  girişirler.Bu güçlerini topluma bulaştırırlar ve kendilerini istisna zannederler.

Bu tür davranışlar, ilişkiler için de söz konusudur. Birisi sizi aramazsa, hemen asla  başka  ilişkiler kurmayacak  kadar  beceriksiz,  sevilmeyen  biri  olduğunuza  karar verirsiniz. İstenmediğinizi ve terk edildiğinizi hissedersiniz. İşinizde de aynı tutum içinde olabilirsiniz. Birisinin söylediği söz üzerine,sizi işten  kovacaklarını  düşünmeye  başlarsınız.  Korku  yaratan  düşüncelerin  olumsuz etkiler yarattığını unutmayın. Olumsuz bir düşünceyi  ya da bir durumu  tekrar tekrar aklınızdan geçirmek  gibi bir alışkanlık  edindinizse,  onun  yerine,  gerçekten  olmasını istediğiniz bir düşünceyi ya da görüntüyü koyun.

3)  Kendinizi  sevmenin  diğer  bir  yolu  da  kendinize  karşı  anlayışlı  ve  sabırlı olmaktır. 

Sabırsızlık,öğrenmeye  karşı  direnmektir.Dersimizi  öğrenmeden  ya da gerekli  adımları  atmadan yanıtları öğrenmek  isteriz.  Aklınızın  bir  bahçe  olduğunu düşünün. İlk  önce  bahçe;  taş,  moloz ve  çalı  çırpı yığınıdır. Kendinize  duyduğunuz nefretin  çalı çırpısı, ümitsizliğin, öfkenin, endişenin molozları  ve  taşları vardır.Korku denilen,yaşlı ağacın budanması  gerekir. Çalı çırpıyı, molozları ve taşları temizleyince,altından  verimli toprak ortaya çıkar.  Buna neşenin  ve bereketin  küçük tohumlarını ekin ve fidelerini dikin. Güneş bitkileri ısıtır, sizde onları sevgi ve ilgiyle sulayıp  besleyin.  Önceleri gösterdiğiniz  çabanın  karşılığında  bir şey  olmuyor  gibi görünür.Fakat  durmayın,  bahçenize  bakamaya devam  edin. Eğer  sabırlı  olursanız,bahçenizdeki fideler büyür, çiçekler açmaya başlar. Aklınız da aynı bahçeye benzer. Beslenmesi  gereken düşünceleri  seçin  ve  onları  sabırla  büyütün.  İstediğiniz deneyimlerin bahçesini yaratmaya çaba gösterin.

4) Aklınıza  karşı  nazik  olmayı  öğrenmelisiniz. 

Kendimize  nazik  olmak  demek,tüm  kendimizi  suçlamalara,  suçluluk  duygularımıza,  kendimizi cezalandırmaya ve tüm acıya son vermek demektir.Rahatlama bize pekala yardımcı olabilir.Rahatlama içinizdeki gücü dışarı çıkartmanın kesin gereklerinden biridir. Çünkü gerginseniz ve korkmuşsanız  enerjinizi  kapatırısınız.  Vücudunuzu  ve  aklınızı  rahatlamanız  ve çalışmalarına izin vermeniz gün içinde sadece beş dakikanızı alır. Herhangi bir anda birkaç  derin  nefes alıp,gözlerinizi kapayıp,içinizde  taşıdığınız  tüm  gerilimi boşaltabilirsiniz.Nefesinizi  verdiğinizde kendinize  odaklanın  ve yavaşça  ?Seni seviyorum.Her şey  yolunda?  deyin.  Ne  kadar sakinleştiğinizi  fark  edeceksiniz. Hayatınızı gergin  ve  korkmuş  bir  halde  geçiremeyeceğinize dair  düşünceler yarattığınızı göreceksiniz. Gözünde canlandırmak / hayal etmek de çok önemlidir.

5) Kendinizi  övün.

Eleştiri  iç  ruhu  yıkar;  övgü  ise  yapar.  Gücünüzden  ve içinizdeki tanrısal güçten emin olun. Kendinizi her küçük gördüğünüzde, sizi yaratan gücü azaltıyorsunuz. İyiyi kabul etmek için kendinize izin verin. Kendinizi yeterince iyi, akıllı, uzun, güzel, her neyse, hissediyor musunuz Ve ne için yaşıyorsunuz Bir nedenden ötürü  burada  olduğunuzu  biliyorsunuz  ve  bu  birkaç  yıl arayla  yeni  bir  ev almak  değil  kendinizi geliştirmek  için  ne  yapmak  istiyorsunuz  Kendinize güvenmek,  hayal  etmek,  iyi  davranmak  istiyor musunuz  Bağışlamak  istiyor musunuz Hayatınızı  değiştirmek  ve  istediğiniz  gibi  bir  yaşam  haline  sokmak  için çaba harcamaya ne kadar gönüllüsünüz

6) Kendinizi Sevin

Kendini  sevmek,  kendini  desteklemek  demektir.Arkadaşlarınızla  iletişim kurun  ve  size  yardım etmelerine  izin  verin  ihtiyacınız  olduğunda  yardım  isterseniz gerçekten  güçlenirsiniz.Bu şekilde  pek  çoğumuz  kendine  güvenli ve  yararlı  olmayı öğrenir. Her şeyi tek başınıza yapmaya çalışıp, sonra beceremediğiniz için kendinize kızacağınıza gelecek sefere yardım istemeyi deneyin.

7)  Negatif  özelliklerinizi  sevin

Siz  ve  ben  bir  sürü  yanlış  seçim  yapmış olabiliriz. Ve eğer kendimizi cezalandırmaya devam edersek bu bir alışkanlık haline gelir  ve  biz  bunlardan  kurtulup,daha  pozitif  seçimlere  ilerlemeyi  çok yorucu bulabiliriz.Negatif özelliklerimiz ne olursa olsun, bu ihtiyaçlarımızı daha pozitif yollarla karşılamayı öğrenebiliriz.Bu  yüzden  kendimize  ?Bu  tecrübeden  çıkarılacak  sonuç nedir sorularını sormamız gerekir. Bu sorulara cevap vermekten hoşlanmayız.Ama gerçekten cevabı arayıp, dürüst olursak cevabı bulabiliriz.

8) Bedeninize  iyi  bakın.

Bir  an  bedeninizi  içinde  yaşadığınız  harika  bir  ev  gibi düşünün.  Evinizi  seversiniz  ve  onunla ilgilenirsiniz,  değil  mi  Öyleyse  bir  de bedeninize  ne  kadar  emek  harcadığınıza bakın.Uyuşturucu  ve alkol  kullanımı  çok yaygın,  çünkü  bunlar  hayattan  kaçmanın  en  popüler iki  yolu.Eğer uyuşturucu kullanıyorsanız  bu  kötü  bir  insan  olduğunuz  anlamına  gelmez.  Bu sadece ihtiyaçlarınızı karşılayacak daha olumlu bir yol bulamadığınız içindir. Uyuşturucular aklımızı çelmeye  çalışırlar: Gel  ve benimle  oyna.  Birlikte  iyi  zaman  geçirebiliriz. Bu  doğru.  Harika hissetmenizi  sağlarlar.

Ama  gerçeği  o  kadar  farklılıklaştırırlar  ki, her  ne  kadar  başlangıçta  tahmin  edilir  olsa  da; sonunda korkunç  bir  bedel  ödemek zorunda  kalırsınız. Bir  süre  uyuşturucu  kullandıktan  sonra, sağlığınız bozulur  ve çoğu  zaman  kendinizi  korkunç  hissedersiniz.  Uyuşturucular  bağışıklık sisteminizi etkiler. Bu yüzden bedeninizde pek çok fiziksel bozukluk yaşarsınız. Aynı zamanda, sıklıkla  kullanımı  sonucu alışkanlık  yaratır.  Ve  hatta  sizi  uyuşturucuya  neyin  ittiği konusunda şaşkınlık  bile yaşayabilirsiniz.Arkadaşlarınızın  baskısı  sizi  kullanmaya zorlamış olabilir. Fakat devam etmek ve  sıklıkla kullanmak başka bir hikayedir.

Şimdiye  kadar  hiç  kendini  gerçekten  seven  ve  uyuşturucuya  bağımlı  kalmış biri  ile karşılaşmadım.Uyuşturucu  ve  alkolü  çocukluğunuzdaki  ?yetirince  iyi değilim? duygusundan kaçmak için kullanırız. Ve bu duygular açığa  çıktığında daha da  kötü  hissederiz.  Sonrasında suçluluk  da hissederiz.Duygularımızı hissedebilmenin ve onların farkında olmanın sağlıklı bir şey olduğunu öğrenmeliyiz.

Duygular  geçer,kalıcı  değildir.  Bedenimize  yiyecekleri  tıkıştırmak  da  sevgimizi saklamanın farklı  bir  yoludur.  Yiyecek  olmadan  yaşayamayız. Çünkü  vücudumuzu besler  ve  yeni  hücrelerin yaratılmasına  yardımı  olur. İyi  beslenmenin  ana  hatlarını bilsek  de  genellikle  yiyecekleri  ve yemek  düzenimizi  kendimizi  cezalandırmak  için kullanırız ve oburluk yapabiliriz.

9) Kendimizi  sevmekten  bizi  alıkoyan nedenler  konusunda  ayna  çalışmasının önemini  sık  sık  vurgularım.

Ayna  çalışmasını  çeşitli  şekillerde  yapabilirsiniz. Sabahleyin  ilk  iş  aynaya  bakıp:  Seni seviyorum.Bugün  senin  için  ne  yapabilirim Seni nasıl mutlu edebilirim diye konuşmayı severim. İçinizden gelen sesi dinleyin ve duyduklarınızı uygulamaya başlayın. Kendinizi azarlamaya alıştığınızdan sevecen ve şefkatli düşüncelerle  nasıl  yaklaşacağınızı  bilmediğinizden  önceleri hiçbir  ses duymayabilirsiniz.

Eğer  o  gün  başınızdan  tatsız  bir  olay  geçmişse  aynanın  karşısında  durarak, Ne  olursa  olsun seni seviyorum deyin.  Olaylar  gelip  geçicidir. Ama  kendinize duyduğunuz  sevgi  kalıcıdır.Ve yaşantınızda sahip  olduğunuz  en  önemli meziyetinizdir.Eğer  başınızdan  harika  bir  olay geçerse  aynaya bakarak,Teşekkür ederim deyin bu harika deneyimi kendinizin yarattığını asla unutmayın.Kendilerini sevmekte zorluk  çeken  insanlar  genellikle  hiçbir şeyi  bağışlamayan kimselerdir. Çünkü bağışlamamak sevgi kapısını açtırmaz. Bir şeyi bağışlayıp unutursak yalnızca omuzlarımızdan büyük bir yük kalkmakla  kalmaz, ayrıca  kendimizi sevebilmemizin kapısını  da aralar.İnsanlar,  ?Oh!  Üstümden  büyük  bir  yük  kalktı!?  derler.  Tabii,kalkar. Çünkü bu yükü yaşadıkları sürece taşımışlardır. Dr. John Harrison, kendimizi ve  ebeveynimizi  severek,  eski kırgınlıkları  unutarak hastalıklarımızı antibiyotiklerden daha iyi tedavi edebileceğimizi söylüyor.

10) Son  madde,  kendimizi şimdi  sevin?

Doğru zamanın  gelmesini  beklemeyin. Kendinizden  nefret  etmek  bir  alışkanlığa  dönüşmesin. Eğer kendinizden şimdi memnunsanız,kendinizi şimdi sevip onaylıyorsanız, yaşamınızda  meydana gelecek iyiliklerin, o zaman  tadına  varabilirsiniz. Kendinizi olduğunuz  gibi  kabul  edip sevmeyi öğrenirseniz, başkalarını da oldukları gibi kabul edip sevmeyi başlarsınız.

Diğer insanları biz değiştiremeyiz, öyleyse onları oldukları gibi kabul edelim. Başkalarını değiştirmek  için büyük  bir  enerji  harcarız.  Eğer  o  enerjinin  yarısını kendimize harcarsak,kendimizi  değiştirebiliriz.  Biz değişince,  diğer  insanlarda  bize farklı davranmaya başlarlar. Başka  bir  insan  için  hayatı öğrenemezsiniz.  Herkes  kendi  özel  dersini öğrenmelidir.Bütün  yapacağınız  kendinizi  iyi tanımaktır.Bunun  ilk  adımıysa kendinizi  sevmekle  başlar. Böylece  diğer  insanların  yıkıcı davranışlarının  altında ezilip kalmazsınız. Eğer asla değişmeyi kabul etmeyen gerçekten olumsuz bir insanla birlikteyseniz, ondan uzaklaşmanın tek yolu kendinizi sevmektir.

Kendimizi sevmek için dışsal sebepler şart değildir. Desteği iç dünyalarından alan kişilerin,kendilerine olan sevgileri tamdır. Kendilerini  seven  kişiler  kendilerine  güven  duyarlar ve kendileriyle barışıktırlar.Kendileriyle barışık olmayan kişilerin başkaları ile barışık olması güçtür.

Sonuç olarak bireyin kendini sevmesi, kendine güven duygusunda çok önemli bir  role sahiptir.Kendine  sevgisi  tam  olan  bireyin  kendine  güveni  de  tamdır.  Bu bireylerin özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür.

  1. İyi  özelliklerinin  farkındadırlar  ve  bununla  gurur  duyarlar,  kusurlu  tarafların da düzeltme çabasına girerler.
  2. Hatalarını fark edebilirler.
  3. Kendilerini ifade etmekten çekinmezler.
  4. Kendilerine bakış açıları son derece olumludur.
  5. Başkalarının  değer  yargıları  ile  kendi  ölçülerinin  uyum  içinde  olup olmamasını önemsemezler.
  6. İstediklerini elde etmeyi bir hak olarak görürler.
  7. Kişiler ve olaylar hakkında olumlu düşüncelere sahiptirler.
  8. Aynaya baktıkları zaman gördükleri hoşlarına gider.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Sevgilinizin Sadakati Parmak Ölçüsünde Gizli

Oxford ve Northumria üniversitelerinden bilim insanlarının araştırması, kadın ve erkeklerin işaret parmağının yüzük parmağına göre …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir