Anasayfa / Pedagoji / Çocuk & İstismar / İstismara Uğramış Çocuklarla Nasıl Çalışılır

İstismara Uğramış Çocuklarla Nasıl Çalışılır

Çocuk istismarı vak’aları okulda çalışan rehber öğretmenler için en zor olaylardan biridir. İstismarın türü ne olursa olsun rehber öğretmenler zorlanmakta, okul yönetimi, çocuk ve ailesi arasında kalırken bir yandan da mesleki etik içinde olayları tamamen çözmek için çok fazla çaba sarf edebilmektedir. Peki rehber öğretmenler olarak istismara vakaları ile karşılaştığımız zaman neler yapmalıyız.

Örnek Olay 1:

5. sınıfta olan üç erkek öğrenci aynı sınıfta bulunan ve gelişimsel bakımında geri kalmış, özgüveni eksik, kendini savunamayan bir erkek öğrenciye teneffüste, okul tuvaletinde cinsel istismarda bulunurken,olay bunu fark eden diğer bir öğrenci tarafından, olaya dahil olan öğrencilerin sınıf öğretmenlerine bildirilmiştir.Öğretmen ne yapacağını bilemediğinden doğruca rehberlik servisine gelmiştir. Çocuklar hemen görüşmeye alınmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşmelerde, olayın birkaç kez gerçekleştiği anlaşılmıştır. Durum okul yönetimine bildirilmiştir.

Ardından, mağdur öğrenci velisi ile görüşme yapılmış, ancak veli çocuğunu ne okuldan almaya ne de sınıfını değiştirmeye yanaşmamıştır. Ayrıca olayın gizli kalmasını diğer çocukların ailelerine bahsedilmemesini istemiştir.Rehber öğretmen, diğer çocuklara bu olaydan kimseye bahsetmemeleri, aksi halde çok fena olacağı söylenmiştir. Bu sürede aileye ve çocuğa psikolojik destek verilmiştir. Mağdur öğrenciyi, ailesi psikiyatriye götürmüştür. Öğrenciler sürekli gözlem altında tutulmuştur.

Alanyazında çocuk cinsel istismarı, bir çocukla ondan yaşça büyük bir kimse arasında geçen cinsel içerikli temas ve etkileşim olarak tanımlanmaktadır. Buradan yaklaşıldığında öğrencilerin aynı yaşta olması,Örnek Olay 1’in bir cinsel istismar olgusu biçiminde ele alınmasını gerektirir mi? sorusunun sorulmasına yol açmaktadır. Belirtilen soruya yanıt verebilmek için bir davranışın cinsel istismar olarak tanımlanabilmesinde başvurulan dört ayırıcı ölçüte göre ele alınması gerekmektedir.

Bunlardan ilki rıza ölçütüdür. Bu ölçüte göre, razı olunan davranış ve fiiller istismar olarak ele alınmaz.Bununla birlikte, kabul edilmiş veya rıza gösterilmiş ilişkide, eğer şiddet, güç kullanımı, kandırma veya bağımlılık varsa, yapılan davranış bir cinsel istismar olarak değerlendirilir.

İkincisi yaş farkı ölçütüdür. Buna göre cinsel istismara uğrayan eğer 13 yaşından küçükse, yapılan davranışın istismar kapsamına alınabilmesi için istismarcı ile arasında en az beş yaş olması, eğer 13-16 yaş arasında ise istismarcının çocuktan en az 10 yaş veya daha büyük olması gerekmektedir.

Üçüncü ölçüt yöntemdir. Buna göre, istismarcının amacına ulaşmak için kullandığı yönteme bakılır.İstismarcı amacına ulaşmak için zor kullanmışsa, baskı, korku, yalan, hile veya hediye vererek bir aldatma ya da kandırma varsa, çocukla yetişkin arasında yaş farkına bakılmaksızın istismar yargısına gidilir.

Dördüncüsü ise yasal ölçüttür. Bu ölçütler yasalar tarafından belirlenen ölçütleri içermektedir.Örneğin, TCK’nın 102, 103,104 ve 105. maddeleri cinsel suçları kapsamakta olup, 103 ve 104. maddeler yalnızca çocuğa karşı işlenen cinsel suçları içermektedir. Ancak bu maddelerde, yaş farkına ilişkin bir ifade bulunmamakta, yalnızca 104. maddenin 2. fıkrasında istismarcının mağdurdan 5 yaş büyük olması durumunda cezanın 2 kat arttırılacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla arada yaş farkının olup olmaması cinsel istismarın tanılanması için yasal bir kriter değildir. Eğer çocuk, cinsel haz alma amacıyla herhangi bir eylemde herhangi bir kiş i tarafından kullanılmış ise, bu cinsel istismar olarak tanımlanabilir.

Akranlar arasında cinsel istismar söz konusu olduğunda, cinsel içerikli oyun ile cinsel istismar birbirine karıştırılabilmektedir. Bununla birlikte, çocuk gelişimini iyi bilen bir rehber öğretmen, bu ayrımı yapabilir.Ayrıca, akranların, cinsel içerikli davranışları birbirlerine uygulamaları durumunda,çocuğun bu davranışları nereden öğrendiği sorgulanmalı, eğer başka birinden öğrenmiş ya da cinsel içerikli görüntülere maruz kalmış ise bunların kim tarafından ve ne boyutta yapıldığı araştırılıp asıl istismar ortaya çıkarılmalı ve bu durumun yasal bildirimi yapılmalıdır.

Burada tekrar yukarıda sorulan sorunun yanıtına dönülecek olursa, mağdur öğrenci cinsel davranışı kabul etmiş veya razı olmuş görünmektedir. Bununla birlikte, söz konusu olayda belirtildiği gibi mağdur öğrencinin gelişimsel olarak yaşıtlarına göre geri olması, özgüven eksikliği taşıması ve kendini savunamayacak konumda olması Örnek Olay 2’in yöntem ölçütü çerçevesinde de ele alınmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla olaya bir istismar olgusu biçiminde yaklaşılması daha doğru olacaktır. Bu noktada, belirtilen olayda,öğrencilerle yapılan görüşmelerin ardından mağdur durumda olan öğrencinin ailesi haberdar edilmiş , diğer öğrencilerin aileleri haberdar edilmemiştir.

Oysa, burada diğer öğrencilerin ailelerinin de haberdar edilmesi gerekirdi. Bunun yerine, bu öğrencileri baskı ve sindirme yoluyla olayın üzerinin kapatılması sağlanmıştır. Böylesi bir davranış mağdur öğrenciyi koruma adına yapılmış olsa bile bunun doğru olmadığını söylemek gerekir. En az mağdur olan öğrencinin ailesi kadar diğer öğrenci/öğrencilerin ailesinin de olaydan haber edilmesi ve belirtilen öğrencilerin de tedavi sürecine dahil edilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Mağdur çocuğun velisinin olayın gizli kalması yönünde bir yaklaşımı tercih etmesinin, etiketlenme,aşağılanma, küçümseme,korkma, utanç duyma gibi toplumsal etkenlerden ileri geldiği söylenebilir. Çukurova Üniversitesince yapılan bir araştırmada ailelerin istismarı gizli tutma eğiliminin giderek azaldığı görülmüştür. Araştırmada 484 çocuktan sadece 53’ünün ailesi (% 11) durumu gizlemeye çalışırken, 428’inin (% 89) ailesinin ise yardım arayışına girdiği belirlenmiştir.

Çeçen (2007:7) etiketlemenin, istismara uğrayan çocukta kalıcı olumsuz etkilere neden olabileceğine dikkat çekmektedir. İstismara uğrayan çocuk utanç, suçluluk, kirlenmişlik gibi duyguları zaman içinde benliğine yerleştirir. Dolayısıyla çocuk kendini zamanla olumsuz algılamaya başlar. Bu olumsuz kavramlar saldırgan tarafından çocuğa yöneltilir. Saldırgan çocuğu ayıplayarak,utandırarak, suçluluk hissi uyandırarak ya da aşağılayarak olanları gizlemeye çalışabilir.

Etiketlenme duygusunu güçlendiren ise çocuğun yakın çevresindeki kişilerdir. Çevredeki kişiler bu etiketlemeyi çocuğu sürekli ayıplayarak ve suçlayarak yaparlar.Toplumlarda genellikle, ergenlerin kendi aralarındaki veya çocuklara yönelik cinsel istismar davranışlarına fazla bir tepkide bulunmama ya da önemsememe gibi bir eğilim gözlenmektedir. Örneğin, yetişkin ergenlerin cinsel davranışlarının birer masum cinsel oyun, normal cinsel deneyimde bulunma, olgunlaşan erkeklerin normal saldırganlığı veya ergenlerin gençlik davranışları biçiminde değerlendirildiği belirlenmektedir. Ayrıca 13 yaşında veya daha büyük olup da kendilerinden daha küçük çocuklara cinsel amaçlı yönelen bu gençlerin davranışlarının hoş görülüp geçiştirilmesi büyük bir hatadır.

Okulda yaşanan ya da ortaya çıkan bir istismar durumunda mağdur öğrencinin bir başka okula naklinin yapılması öngörülür. Bu, bazı kişilerce mağdur öğrencinin cezalandırıldığı anlamına geldiği,aksine burada okuldan uzaklaştırılarak cezalandırılması gerekenin diğer öğrenci/öğrenciler olması gerektiği dile getirilmektedir. Belirtilen kişilerin dile getirdikleri doğru olmakla birlikte,mağdur öğrencinin okulda kalması durumunda olayın bir biçimde diğer öğrenciler tarafından duyulması ile başka istismar olaylarının önünün açılacağı kaygısı yaşanmaktadır. Mağdur aileler de çoğu zaman çocuklarını bulundukları okuldan başka bir okula almayı tercih etmektedir.Örnek Olay 1’de, Örnek Olay 1in aksine, okul yönetiminin haberdar edildiği gözlenmektedir. Okul yönetiminin böylesi bir durumdan haberdar edilmesi okul içinde alınabilecek güvenlik önlemlerinin artırılması bakımından önemlidir.

Ailelerle yapılan görüşmelerde, olayın gizli kalmasını istemeleri, psikolojik destek ve yönlendirmeyi geri çevirmeleri durumunda ne yapılacaktır?

Aile bunu istemiyorsa, bu durumda aileyi zorlamak yerine ailenin bilgilendirildiği fakat ailenin başka bir yardım ya da yönlendirme kabul etmediği görüşme tutanağına yazılmalıdır. Çünkü, bu ne rehber öğretmeni ne de okul yönetimini yasal olarak güvence altına almaz. Yapılacak en doğru davranış yaşanan istismarı ilgili yerlere bildirmektir. Ayrıca aileye, çocukla ilgili bundan sonraki süreçte nasıl bir yaklaşım sergilemeleri gerektiği konusunda bilgi verilmelidir. Söz konusu bu yaklaşım ne aşırı abartılı bir ilgi ne de ihmal boyutunda olmamalı, normal bir iletişimin biçimi şeklinde sergilenmelidir.

Aileye, olayı tekrar tekrar konuşmaması, ne olduğu konusunda çocuğu sorgulamaması, fakat çocuk olay hakkında konuşmak isterse yargılamadan ve sözünü kesmeden onun kendini ifade etmesine imkan vermesi gerektiği konusunda bilgi verilmelidir.

Mağdur eden durumda olan öğrencinin ailesi ile yapılan görüşmede rehber öğretmen tek başına hareket etmemelidir. Bu nedenle, mağdur durumda olan çocuğun ailesi ile görüşülürken, öğrenci/öğrencilerin sınıf öğretmeni ve okul yönetiminden bir kişinin yanında olması gerekmektedir. Aksi takdirde rehber öğretmen sonradan ortaya çıkacak olumsuzluklarla baş etmekte zorlanabilir.

Yine mağdur eden öğrencinin de başka bir okula nakli sağlanabilir. Bu durumda her iki öğrenci/öğrencilerin gittikleri okulun aynı olmamasına dikkat edilmelidir. Her iki öğrenci/öğrencilerin uygun kurumlara yönlendirmeleri yapılmalı ve izlemeye alınmalıdır.

Okullarda gözlenen cinsel istismar olguları yalnızca okul dışında yaşanmış istismarın okula taşınması ya da öğrencilerin kendi aralarında yaşadıkları istismarlar değildir. Bunların dışında bir de öğretmenlerin öğrencilere yönelik cinsel istismarları olabilmektedir. Buna ilişkin gerek yazılı gerek görsel basında haberlere rastlamak mümkündür. Örnek Olay 2 okuldaki böylesi bir istismar durumuna ilişkindir.

Örnek Olay 2

Öğretmen asıl branşı fizik olmasına karşın, sınıf öğretmeni olarak atanmış, ancak okulda matematik derslerine girmektedir. Öğretmen,eşinden ayrılmış ve psikolojik sorunları olan ve hatta tedavi gören bir kişidir. Bazen öğretmenler odasında yaptığı konuşmalar ve esprileri soğuk duş etkisi yaratmaktadır.Bir gün 8. sınıf kız öğrencileri, rehber öğretmene matematik öğretmenlerinden şikayetçi olduklarını belirtmişlerdir. Öğrencilere göre, öğretmen ellerini sürekli edep yerlerine götürmekte, kız öğreniciler bir soru sorduğunda onların yanına gelerek, yanlarına oturmakta, ellerini omuzlarına atmakta, bize askerde şunu derlerdi, şöyle yaparlardı gibi argolu sözler konuşmaktadır. Rehber öğretmen konuyu okul yöneticisine iletilmiştir. Okul yöneticisi, bunun daha öncede olduğunu, kendisinin öğretmeni uyardığını belirtmiştir. Okul yöneticisi, söz konusu olan öğretmenle bir de rehber öğretmenin görüşmesini istemiştir. Bunun üzerine rehber öğretmen, anılan öğretmenle bir görüşme yapmış ve olay izlemeye alınmıştır. Öğretmen, takip eden öğretim yılında başka bir okula kendi iste ğiyle tayin olmuştur.

Örnek Olay 2’de bahsedilen durum aynı zamanda TCK 105. maddeye de girmektedir. Dolayısıyla, bu öğretmen hakkında adli bildirim de yapılabilir.Öğretmen-öğrenci arasında yaşanan cinsel istismar söz konusu olduğunda ise,idari soruşturma kesinlikle yeterli olmayıp adli bildirimin de okul yönetimi tarafından yapılması gerekir. Daha önce belirtilen, İlk ve orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanunun 27. Maddesine göre öğrencisine karşı iffetsiz davranışta bulunan öğretmenlerin meslekten çıkarılacağı yer almasına karşın, burada söz konusu olan öğretmenin, ilkinde okul yönetimince uyarılması ikincisinde de bu işin rehber öğretmen tarafından yerine getirilmesinin istenmesi, okullarda böylesi durumların üzerine pek fazla gidilmediği, üzerinin kapatılmaya çalışıldığını göstermektedir.

Öneriler

Okul ortamında yaşanan istismar olgularına yaklaşımı, yalnızca rehber öğretmenin müdahalesi boyutuna indirgemek yanlıştır. Bununla birlikte, böylesi bir durumdan çocuğun en az örselenme ile çıkmasını sağlamak için rehber öğretmenin yapacağı müdahale ve psikolojik destek sürecinin daha belirleyici olduğu söylenebilir. Fakat gerek rehber öğretmenler gerek öğretmenler gerekse de okul yöneticileri istismar olgusuyla karşılaştıklarında tam olarak ne yapacaklarını bilmemektedirler.Buradan hareketle, rehber öğretmenlerin kendilerinden beklenen rolleri daha gerçekçi bir biçimde ortaya koyabilmeleri için bu konuda ciddi bir eğitimden geçmeleri gerekli görülmektedir.

Söz konusu bu eğitime öğretmenlerin hizmet öncesi eğitimlerinde, eğitim fakültelerinin lisans programlarına bir Çocuk İstismarı adlı ders konularak başlanılabilir. İlk aşamada böyle bir şey mümkün gözükmese de eğitim fakültelerinde verilen Sınıf Yönetimi adlı derste çocuk istismarına bir ünite konusu olarak yer verilebilir. Diğer yandan, şuan görevde bulunan öğretmen ve okul yöneticilerine yönelik olarak Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşımlar adı altında, konuya farkındalıklarını artıracak hizmet içi eğitim çalışmaları yapılabilir. Yapılacak eğitim çalışmaları, okul ortamında bu tür olguların yaşanmaması için ne gibi önlemlerin alınması ve ortaya çıkan herhangi bir istismar olgusunda nelerin yapılması gerektiği konusunda olacaktır. Kuşkusuz,öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin gerek hizmet öncesi gerek hizmet sonrasında istismar konusunda farkındalık yaratacak eğitim çalışmalarına tabi tutulmaları konuyla ilgili kurumların bir araya gelmesiyle mümkün olacaktır.

Okul ortamında ya da okulu etkiler şekilde okul dışında gerçekleşen istismar olgularında okul hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. Çünkü okuldaki öğrenme ve öğretme süreci sekteye uğrar. Bu durumdan kurtulmak ve durumu kontrol edebilmek için okulda bir yapılanmaya ihtiyaç vardır.Çelikin (2007: 135) de belirttiği gibi istismar olguları kriz olarak değerlendirilmeli ve bu durumlarda kimin neleri yapacağını gösteren detaylı bir Krize Müdahale Planı oluşturulmalıdır.

Bu planın uygulanmasında okul müdürünün başkanlığında ve okul rehber öğretmeninin koordinasyonunda kontrollü ve hızlı davranılması gerekmektedir. Ayrıca bu planda hangi tür olayda kimlerden ve nasıl yardım alınabileceği de açıkça belirtilmelidir. Mağdur ve istismar davranışında bulunan kişiler ile onların aileleriyle mümkünse sadece rehber öğretmenin görüşmesi, diğer görevlilerin ise sorumlulukları çerçevesinde rehber öğretmenden bilgi edinebilmeleri sağlanmalıdır.

Mağdur ve fiili işleyenlerin sağaltımında mutlaka uzman bir kişiden psikolojik destek alınması gerekmektedir. Rehber öğretmenlerin lisans eğitimlerine bakıldığında bu konuda özel bir eğitimden geçmedikleri aşikardır. Ayrıca rehber öğretmenler zamanla konu hakkında eğitim almış olsalar bile,olguların çok sıkça kendilerine iletilmemiş olmalarından dolayı, yeterince tecrübe sahibi olmayabilirler.Bu tür olgularda tüm görevlilerin sınırlılıkları, yeterlilikler dikkate alınarak yardım süreci planlanmalıdır.

Bunların dışında rehber öğretmenlerin, bulundukları okullarda görev yapan öğretmen, okul yöneticileri ve ailelere yönelik olarak istismarı önleyici çalışmalar yapması bir zorunluluktur. Örneğin, Adalının (2007: 86) yaptığı araştırmada, ilkokul üç, dört, ve beşinci sınıfl arda okuyan 10, 11 ve 12 yaşlarındaki öğrenciler ve onların ailelerine istismara ilişkin bilgilendirme eğitiminin,hem velilerin hem de öğrencilerin istismar konusu hakkında sahip oldukları bilgiyi genel olarak değiştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu noktada, rehber öğretmenlerin velilere ve öğrencilere onların istismara ilişkin farkındalıklarını artıracak seminer çalışmalarında bulunması faydalı olacaktır.

Seminerler rehber öğretmenler tarafından verileceği gibi alanında uzman kişiler okula davet edilerek de gerçekleştirilebilir. Rehber öğretmenlerin çocukların temel haklarından biri olan güvenli bir ortamda yaşama ve bakım görme hakkı konusunda çocuklara, ailelere ve okul çalışanlarına bilgi vermesi tüm bu hedef gruplarda farkındalığı artıracak, ihmal ve istismar olgularında azalmaya yol açacaktır.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Çocuk Psikolojisinde Resmin Yeri ve Gelişimi

Her çocuk mutlaka resim yapar yada en azından birşeyler karalar peki siz çocuklarınızın bu karalamaları …

2 Yorumlar

  1. Biz teşekkür ederiz umarız işinize yarar, slaytlar konusunda da bir çalışma yapıp size sunmaya çalışacağım. Kolaylıklar dilerim.

  2. İstismar konusu bizim her zaman karşılaştığımız bir konu olmadığı için verdiğiniz değerli bilgiler çok faydalı olacaktır.Konuyla ilgili slaytınız varsa paylaşırsanız sevinirim. Teşekkürler.Kolay gelsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir