Anasayfa / Pedagoji / Çocuk & İstismar / İstismara Uğramış Çocuğa Rehber Öğretmen Nasıl Yaklaşmalı

İstismara Uğramış Çocuğa Rehber Öğretmen Nasıl Yaklaşmalı

Eğitim, en genel tanımıyla bireyde davranış değiştirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, eğitimin dolaylı bir girişim olması, okul denilen özel bir fiziki çevrenin yaratılmasını gerektirmiştir. Okul ortamı oluşturulurken; gerçek çevrede olmayıp istenen ya da olup da istenmeyen kavram ve süreçlerin, bu özel çevrede yer alıp almamasına dikkat çekilmiştir. Bu özel çevrenin görevi gerçek çevreyi, çocuğa kolaylaştırarak, temizleyerek öğretmektir.

Burada üzerinde durulan kolaylaştırma, temizleme ve dengeleştirme eylemleri, okulu çevreden tamamıyla ayırmak anlamında yorumlanmamalıdır. Çünkü, bir okulun çevresini, onu etkileyen varlıkların, olay ve olguların, değerlerin ve düşüncelerin oluşturduğu göz önünde bulundurulursa, okulu çevreden ayırmak ya da soyutlamak teoride mümkün olsa da uygulamada mümkün değildir.Ancak çevrenin kötü etkilerini okulun iyi etkileriyle karşılayabilmek okulun en temel görevleri arasında yer almaktadır. Öte yandan, okulun çevresini yakın çevre ve uzak çevre olmak üzere ikiye ayırmak da mümkündür. Bunlardan ilki aile ve öğrenci velilerinden oluşurken, ikincisi siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel yapılardan oluşmaktadır.

Okulun, çocuğun yaşamında ailesinden sonra gelen en önemli yer olması,çocuğun yaşantısının uzak çevreden çok, yakın çevrenin etkisi altında olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, yakın çevrenin iyi ya da kötü etkilerini uzak çevreye kıyasla daha kısa sürede okulda görmek mümkün olmaktadır. Bunlardan bir bölümü istismarla ilgilidir ve gerçekleşen istismar olgularının ya da olaylarının kötü izlerinin okula taşınması kaçınılmazdır. Bu durumda okulun yerine getirmesi gereken birtakım görevleri bulunmaktadır.

İstismar olgularında okul tarafından ortaya konulması gerekenleri tanımlama, değerlendirme ve yönlendirme olarak üç grupta toplamaktadırlar.Yerine getirilmesi beklenen bu görevler okul yöneticileri, öğretmenler ve rehber öğretmenler çerçevesinde ele alınmaktadır. Tüm gün çocuklarla birlikte olan, onların özelliklerini iyi tanıyan eğitimciler, çocuklarda meydana gelebilecek davranış değişikliklerini fark edebilme tanıma ve tanımlama şansına sahiptirler. Okul yönetiminde rol oynayan bu kişilerin her birinin uzmanlık rolleri birbirinden farklı olmasına karşın, çocukların özelliklerini tanıyabilmelerinin yanı sıra değerlendirme, yönlendirme ve sosyal destek konularında eğitim almış olmalarıdır.

Okul yöneticileri, okulda eğitimsel amaçların gerçekleştirilmesi için gerekli insan ve madde kaynaklarının bir araya getirilmesi ve eş güdülemesi sürecine yönelik rolleri sergilerken; öğretmenler daha çok sınıf içi eğitim-öğretim etkinlikleri üzerinde; rehber öğretmenler ise doğrudan öğrencinin kendisini tanımasına,kendini gerçekleştirmesine,içinde bulunduğu yakın ve uzak çevre ile uyum sağlayacak sağlıklı bir kişilik yapısı kazanmasına yönelik çalışmalarda bulunmaktadırlar. Dolayısıyla, istismar olgularında tanıma, değerlendirme ve yönlendirme konusunda okul ortamında görev alan kişilerden beklenen roller,okul yöneticilerinden öğretmenlere,öğretmenlerden de rehber öğretmenlere doğru gittikçe daha belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

Buna göre, istismara uğramış çocuklara okul ortamında ortaya konacak yaklaşımda rehber öğretmenin rolü ne olmalıdır?

Rehber öğretmenin bu konudaki rolünü ortaya koymadan önce çocuk istismarı kavramı ve istismar türleri üzerinde durmak,istismarın okul ortamında nasıl ve hangi biçimde ortaya çıktığını belirlemek yararlı olacaktır.

İstismara Uğramış Çocuğa Okul Ortamında Rehber Öğretmenin Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi okul dışında gerçekleşen istismar olgularının etkisi okula taşındığı gibi okul içinde de istismar olgularına rastlamak mümkündür. Bu önemli olan öyküye göre, istismarın, istismar türlerinden hangisine girdiğini ortaya koymaktır. Bunu yaparken de tanılayıcı bilgilerden hareket edilmesi gerekmektedir. Rehber öğretmenin öncelikle yapması gereken kendisine gelen istismar olgusunun öyküsünü almaktır. Bu durumda,rehber öğretmen(lerin) daha önce belirtilen istismarlarla ilgili nedenlerden birkaçını bir arada gözlemeleri durumunda, o çocuğun istismar davranışına maruz kalmış olabileceği şüphesi üzerinde durmaları ve harekete geçmeleri gerekmektedir.

İhmal ya da istismara uğramış çocuk görüşmeye korku, kaygı, suçluluk gibi olumsuz duygularla gelebilir.Rehber öğretmen ilk görüşmede çocuğa saygı duyduğunu, onu olduğu gibi kabul ettiğini göstererek bir güven ortamı yaratmalıdır.

Sabırlı bir şekilde, empatik tepkiler vererek ve aktif dinleme yaparak onu anladığını çocuğa gösterir.Çocuğun kendini suçlu hissetmesine engel olacak ve özgüvenini artıracak tepkiler verir.Süreçte sosyal yaşama uyumunu ve akademik başarısını artırmak ve bu zorlu yaşam olayı ile başetmesini sağlayacak beceriler (öfke kontrolü, çatışma çözme, hayır diyebilme, iletişim becerileri vb.) geliştirmesine yardımcı olur.

İstismarın duygusal istismar çerçevesinde ele alınabilmesi için öykünün daha önce dile getirilen duygusal istismar göstergeleri bağlamında değerlendirilmesi gerekir. Ancak, duygusal istismar diğer istismar türlerinden bağımsız olarak ele alındığında, bu istismara ilişkin ortaya konan göstergelerin nereden kaynakladığını belirlenmesi gerekmektedir. Bu da çocuk, öğretmen ve aile ile yapılan görüşmeler doğrultusunda mümkün olacaktır. Sorunun aileden kaynaklanması durumunda ailenin yapısı ve çocukla olan ilişkiler gözden geçirilmeli, aileye, etkili ana-baba tutumları, etkili ödül ve ceza davranışları, aile içi sağlıklı iletişim, çocukların gelişim dönemleri ve özellikleri vb.konularda rehberlik yapılmalıdır.

Duygusal istismarın öğretmenden kaynaklanması durumunda ise öğretmene yönelik olarak öfke kontrolü, öğrencilerin gelişim dönemleri ve özellikleri, iletişim becerileri, etkili sınıf yönetimi vb.konularda çalışmalar yapılabilir. Evde ya da okulda nerede olursa olsun bir istismar söz konusu olduğunda çocuğa hayır deme becerisi, kendini ifade edebilme becerisi ve zorlayıcı yaşam olaylarıyla başetme becerisi kazandırılmalı, öz saygısını güçlendirici çalışmalar yapılmalıdır. Eğer rehber öğretmen çocuk ve aileye yapılması gereken psikolojik yardım sürecinin kendi mesleki sınırlılıklarını aştığını düşünürse, uygun bir sağlık kuruluşuna yönlendirme yapılmalıdır. Her iki durumda da çocuk izlemeye alınmalı, belli aralıklarla görüşmeler yapılmalıdır. İstismar türünün ihmal olması durumunda ise, rehber öğretmenin görüşme sırasında öğrenciden alınan öykünün, ihmalin göstergeleri olan süreklilik ve SEDle karşılaştırılması yerinde olacaktır.

Burada rehber öğretmen, öğrencinin 1.-5. sınıf öğrencisi olması durumunda sınıf öğretmeni,6.-7.sınıf öğrencisi olması durumunda da şube rehber öğretmeniyle işbirliğinde bulunmalıdır. Örneğin,çocuğun bakımsız olması, hava koşullarına göre giyinmemesi, yaşına uygun bir gelişim düzeyinde olmaması, çocukta öğrenme konusunda güçlüklerin olması durumunda ihmal üzerinde durulabilir.

Böyle bir durumda, öğretmen ve aileyle görüşülerek bu ihmalin nedenleri ortaya konulmaya çalışılmalıdır.İhmalin, ailenin ekonomik durumundan kaynaklanması durumunda aile belediye,kaymakamlık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu gibi kurumlara yönlendirilir.

Rehberlik servisine gelen istismar olgusunun, fiziksel istismar olması durumunda rehber öğretmenin çocukta gözlenen kırılma veya yaralanmanın gerçek ve kaza ile olup olmadığına dikkat etmesi gerekir. Aile ve çocukla görüşülerek yaralanmaya sebep olan kazanın nasıl oluştuğu konusunda bilgi alınır, elde edilen bilgilerdeki tutarlı-tutarsız yönler ve ailenin işbirliğine yatkınlığı değerlendirilir. Ayrıca öğrenci en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirilir ve doktordan bilgi alınır. Fiziksel istismar öğretmen tarafından gerçekleştirildiyse durum derhal okul yönetimine bildirilmelidir. Bununla birlikte, söz konusu istismar aileden kaynaklanıyorsa, sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna bildirilmesi yerinde olacaktır.

Rehber öğretmen karşı karşıya kaldığı istismar olgusunun cinsel istismar olması durumunda, daha önce vurgulandığı üzere, istismar türleri içinde baş edilmesi ve kabul edilmesi en güç olanı, cinsel istismardır. Bir de buna rehber öğretmenin deneyimsizliği eklendiğinde, bu istismar türüyle baş etmek daha da güçleşmektedir. Burada üzerinde durulan istismar türüyle nasıl baş edilmesi gerektiğini birkaç yaşanılmış örnek olaydan yola çıkarak ortaya koymak daha doğru olacaktır.

Örnek Olay 1:

Mağdur, 8. sınıf kız öğrencisidir. Okula devamsızlık yapan öğrenci,daha önce bir kız arkadaşıyla evden kaçmıştır. Bir gece eve gelmeyen öğrenciyi polisler bulup getirmiştir. Rehber öğretmen öğrenciyi neden okula devamsızlık yaptığını öğrenmek için görüşmeye almıştır. Rehber öğretmen, görüşme süreci ilerlediğinde konuyu öğrencinin anne ve babasıyla ilişkilerine getirmiştir. Anne çalışmaktadır, gündüzleri evde yoktur. Baba evdedir, çalışmamaktadır ve sürekli alkol kullanmaktadır,ayrıca evde çırıl çıplak bir vaziyette dolaşmaktadır. Baba, evde sürekli olarak açık saçık yayın yapan kanallar izlemektedir. Öğrencinin, okula devam eden küçük bir kardeşi vardır. Öğrenci, okul çıkışı onunla eve gitmekte ve ona bakmaktadır. Yaşadıkları ev gecekondudur. Ev küçük olup bütün yaşantı bir odada geçmektedir. Baba öğrenciyi yanına çağırmakta birlikte film izlemek istediğini belirtmektedir. Görüşmelerde, rehber öğretmen dolaylı olarak babasının kendisine dokunup dokunmadığını sormuştur. Öğrenci hayır?yanıtını verse de alınan yanıt öğretmeni ikna etmemiştir. Rehber öğretmen yine bir görüşmede öğrenciye aynı soruyu tekrarlamıştır. Öğrenci, bu soruyu karşısında herhangi bir yanıt vermemiş ve ağlamıştır.Rehber öğretmen, bu durumda ne olduğunu anlamıştır.

Ne yapabilirim? sorusunun yanıtını aramaya başlamıştır. Sosyal hizmetlerden yardım almayı düşünmüş, ancak öğrenci bunu kabul etmemiştir.Ardından anne okula davet edilmiştir. Anneyle yapılan görüşmede uygun bir dille konu kendisine aktarılmıştır. Anne durumu kabullenmemiştir. Öğrenci, o günden sonra okula gelmemiştir. Rehber öğretmen okul idaresini de yanına alarak öğrencinin evine gitmiş, ancak anne ile yapılan görüşmenin ardından ailenin yaşadıkları evden taşındıklarını ve nereye gittiklerini kimsenin bilmediğini öğrenmiştir.

Örnek 1’de yer alan cinsel istismar olgusu aile içi ensest ilişkiye örnek olarak verilebilir. Çelik (2007: 135), okula herhangi cinsel istismar olgusu ulaştığında bunun acil durum yönetimi (kriz yönetimi) olarak ele alınması gereken durumlardan biri olduğuna işaret etmektedir. Bu durumda okul yönetimi ve okul acil durum yönetim ekibi mağdur olan ve suçu işleyen şahsın kimliklerini ve mahremiyetlerini korumalıdır. Olayla ilgili haberlerin mümkün olduğunca gizli kalmasına ve yayılmamasına dikkat edilmelidir. Okul personelinin yapması gereken mağdur öğrenciye yardımcı olmak, korumak,öğrenci/öğrencilerin korkularını azaltmaya çalışmak ve olası dedikoduların yayılmasına önlemektir. Burada rehber öğretmenin gizlilik ilkesine uyduğu açık bir biçimde ortadadır.

Bununla birlikte, böylesi önemli bir olayda rehber öğretmen ile öğrenci arasında konuşulanların gizli kalması doğru mudur?

Bu soruya verilecek yanıt, çocuğun yaşamında yer alan böylesi bir durumda gizliliğin yalnızca rehber öğretmenle sınırlı kalmayacağı yönündedir.Dolayısıyla rehber öğretmenin çocuğun öğretmenini ve okul yöneticisini haberdar etmesi daha doğru bir yaklaşımdır. Diğer bir ifadeyle, gizlilik ilkesinin sınırları ilk başta, bu üç kişiyle sınırlı tutulmalıdır. Rehber öğretmen gizlilik ilkesine bağlı kalmakla birlikte, öğrencinin şube rehber öğretmenine ve okul yöneticisine zamanında haber vermemiştir.İstismarı şu ana kadar kendisi dışında hiç kimse bilmemektedir. Oysa, rehber öğretmenin böylesi bir durumdan belirtilen kişileri başlangıçta bilgilendirmemiş olsa da daha sonra kesinlikle haberdar etmiş olması gerekir. Örnek Olay 1’de üzerinde durulması gereken noktalardan bir diğeri de bildirim zorunluluğu ile ilgilidir. TCK’nin 98. maddesi bildirim yükümlülüğü çocukları da kapsamaktadır. Söz konusu maddeye göre, çocuklara yapılan istismar ve ihmali bilen, gören, haberdar olan herkesin yetkili makamlara bildirmesi gerekmektedir.

Örnek Olay 1’de rehber öğretmen durumu okul yönetimine iletmiş olsaydı, okul yönetiminin yazılı bir dilekçeyle Cumhuriyet savcılığına, mahalle karakoluna, sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna, il emniyet müdürlüğü çocuk şubesine, çocuk koruma merkezlerine bildirmesi söz konusu olabilirdi. Okul yönetiminin bunu yapmakta isteksiz davranması durumunda ise belirtilen yerlerden birine kendisinin başvurması gerekirdi. TCK, bir istismar durumundan haberdar olan bir kişinin mutlaka yukarıda belirtilen yerlerden birine başvurmasını öngörmektedir. Aksi durumda istismarı bilen kişi de suçlu durumu düşmekten kendini kurtaramayacaktır. Bu nedenle rehber öğretmenlerin ihmal, istismar durumları, bu durumlarla karşılaştıklarında yapmaları gereken müdahaleler ve yasal hükümler konusunda bilgi sahibi olmaları gerekir.

Tugay, ilgili çalışmasında, araştırmaya katılan 400 öğretmenden % 47,5’si istismar ve ihmalin bildirilmesinin zorunluluğu olduğunu belirtirken, %35.i emin olmadığını, % 19.3’ü de hayır yanıtını vermiştir. Bu veriler bir bütün olarak ele alındığında öğretmenlerin çocuk istismar ve ihmalinin bildirim zorunluluğu olduğunu bilmedikleri ortaya çıkmaktadır. Yine aynı araştırmada öğretmenlerin % 10,5 (42 öğretmen)inin çocuk ihmal ve istismarından şüphelendikleri, tanımladıkları ya da şüphelenip tanımladıkları olguları yetkili kurum ya da kişilere (sosyal hizmetler, polis, rehber öğretmen gibi) bildirmiş oldukları gözlenmiştir.

Erol (2007:3) ise araştırmasında, öğretmenlerin istismar konusundaki bilgi yetersizliklerini ortaya koymaktadır. Araştırma sonucuna göre, öğretmenler için konuyla ilgili birinci bilgi kaynağının medya olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgu öğretmenlerin mezun olduğu okullarda çocuk istismarına ilişkin ya hiç bilgi almadıklarını ya da aldıkları  kısmi bilginin yetersiz olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin 1/3ü konu hakkında bilgiyi internetten öğrenmiştir. Buradan yola çıkarak öğretmenlere yönelik yeterli sayıda konferans ve seminer gibi etkinliklerin yapılmadığı söylenebilir.

Öğretmenlerin yaklaşık % 8i hizmet içi eğitim kurslarına katılarak bilgi sahibi olduklarını belirtmişlerdir. Burada üzerinde durulması gerekenlerden biri de 5 yıl ve daha az hizmeti bulunan öğretmenlerin diğerlerine göre, istismarının risk ve belirtilerini saptama düzeylerinin daha yüksek olmasıdır.

Yalın ve diğerleri (2002: 28) cinsel istismarda en temel öğenin yetişkin bir kişinin gücünü kullanarak, bir çocuğun gereksinimlerini yok sayma ya da yadsıyarak kendi doyumu için çocuğu kötüye kullanması olduğunu belirtmektedir. Bu bağlamda, okul dışında yaşanan cinsel istismar olgularının okula taşındığı gibi bazen okul içinde öğrencilerin kendi aralarında birbirlerine cinsel istismar uyguladıkları da görülebilmektedir. Aşağıda verilen örnek olay bununla ilgilidir.

Sonuç ve Öneriler

Okul ortamında yaşanan istismar olgularına yaklaşımı, yalnızca rehber öğretmenin müdahalesi boyutuna indirgemek yanlıştır. Bununla birlikte, böylesi bir durumdan çocuğun en az örselenme ile çıkmasını sağlamak için rehber öğretmenin yapacağı müdahale ve psikolojik destek sürecinin daha belirleyici olduğu söylenebilir. Fakat gerek rehber öğretmenler gerek öğretmenler gerekse de okul yöneticileri istismar olgusuyla karşılaştıklarında tam olarak ne yapacaklarını bilmemektedirler.Buradan hareketle, rehber öğretmenlerin kendilerinden beklenen rolleri daha gerçekçi bir biçimde ortaya koyabilmeleri için bu konuda ciddi bir eğitimden geçmeleri gerekli görülmektedir.

Söz konusu bu eğitime öğretmenlerin hizmet öncesi eğitimlerinde, eğitim fakültelerinin lisans programlarına bir Çocuk İstismarı adlı ders konularak başlanılabilir. İlk aşamada böyle bir şey mümkün gözükmese de eğitim fakültelerinde verilen Sınıf Yönetimi adlı derste çocuk istismarına bir ünite konusu olarak yer verilebilir. Diğer yandan, şuan görevde bulunan öğretmen ve okul yöneticilerine yönelik olarak Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşımlar adı altında, konuya farkındalıklarını artıracak hizmet içi eğitim çalışmaları yapılabilir. Yapılacak eğitim çalışmaları, okul ortamında bu tür olguların yaşanmaması için ne gibi önlemlerin alınması ve ortaya çıkan herhangi bir istismar olgusunda nelerin yapılması gerektiği konusunda olacaktır. Kuşkusuz,öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin gerek hizmet öncesi gerek hizmet sonrasında istismar konusunda farkındalık yaratacak eğitim çalışmalarına tabi tutulmaları konuyla ilgili kurumların bir araya gelmesiyle mümkün olacaktır.

Okul ortamında ya da okulu etkiler şekilde okul dışında gerçekleşen istismar olgularında okul hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. Çünkü okuldaki öğrenme ve öğretme süreci sekteye uğrar. Bu durumdan kurtulmak ve durumu kontrol edebilmek için okulda bir yapılanmaya ihtiyaç vardır.Çelikin (2007: 135) de belirttiği gibi istismar olguları kriz olarak değerlendirilmeli ve bu durumlarda kimin neleri yapacağını gösteren detaylı bir Krize Müdahale Planı oluşturulmalıdır.

Bu planın uygulanmasında okul müdürünün başkanlığında ve okul rehber öğretmeninin koordinasyonunda kontrollü ve hızlı davranılması gerekmektedir. Ayrıca bu planda hangi tür olayda kimlerden ve nasıl yardım alınabileceği de açıkça belirtilmelidir. Mağdur ve istismar davranışında bulunan kişiler ile onların aileleriyle mümkünse sadece rehber öğretmenin görüşmesi, diğer görevlilerin ise sorumlulukları çerçevesinde rehber öğretmenden bilgi edinebilmeleri sağlanmalıdır.

Mağdur ve fiili işleyenlerin sağaltımında mutlaka uzman bir kişiden psikolojik destek alınması gerekmektedir. Rehber öğretmenlerin lisans eğitimlerine bakıldığında bu konuda özel bir eğitimden geçmedikleri aşikardır. Ayrıca rehber öğretmenler zamanla konu hakkında eğitim almış olsalar bile,olguların çok sıkça kendilerine iletilmemiş olmalarından dolayı, yeterince tecrübe sahibi olmayabilirler.Bu tür olgularda tüm görevlilerin sınırlılıkları, yeterlilikler dikkate alınarak yardım süreci planlanmalıdır.

Bunların dışında rehber öğretmenlerin, bulundukları okullarda görev yapan öğretmen, okul yöneticileri ve ailelere yönelik olarak istismarı önleyici çalışmalar yapması bir zorunluluktur. Örneğin, Adalının (2007: 86) yaptığı araştırmada, ilkokul üç, dört, ve beşinci sınıfl arda okuyan 10, 11 ve 12 yaşlarındaki öğrenciler ve onların ailelerine istismara ilişkin bilgilendirme eğitiminin,hem velilerin hem de öğrencilerin istismar konusu hakkında sahip oldukları bilgiyi genel olarak değiştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu noktada, rehber öğretmenlerin velilere ve öğrencilere onların istismara ilişkin farkındalıklarını artıracak seminer çalışmalarında bulunması faydalı olacaktır.

Seminerler rehber öğretmenler tarafından verileceği gibi alanında uzman kişiler okula davet edilerek de gerçekleştirilebilir. Rehber öğretmenlerin çocukların temel haklarından biri olan güvenli bir ortamda yaşama ve bakım görme hakkı konusunda çocuklara, ailelere ve okul çalışanlarına bilgi vermesi tüm bu hedef gruplarda farkındalığı artıracak, ihmal ve istismar olgularında azalmaya yol açacaktır.

Kaynak: Hüseyin Yolcu http://www.egitimbilimtoplum.com.tr/index.php/ebt/article/download/225/230

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Çocuklar Ekran Bağımlısı Oluyor

Prof. Dr. Haluk Yavuzer, ekran bağımlılığının, madde bağımlılığı kadar tehlikeli olduğunu belirtti. Ekrandaki görüntülerde hareketlilik …

Yorum Var

  1. Oldukça hassas, önemli ve hepimizin bilgilenmesi gereken bir konu. Ayrıntılı çalışma için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir