Anasayfa / Psikiyatri / Her Yönüyle Sosyal Fobiye  Genel Bir Bakış

Her Yönüyle Sosyal Fobiye  Genel Bir Bakış

Birey çeşitli yaşam evrelerinden geçerek sosyal rollerine uygun olan davranışlar gösterir.Olumlu sosyalleşme sürecini yaşayan kişi ileri ki yaşamı için erken yaşlarda bilgi,beceri ve deneyim kazanıp davranış yelpazesini genişletir.Olumlu sosyalleşme sürecini yaşayamayan bireyde ise,gelecek yaşamında karşılaşacağı zor durumlara karşı ayakta durmada zorluk çekme,özgüven duygusunu geliştirememe ve kaygı yaşantıları daha sık ortaya çıkabilir.Bu kaygı yaşantısına daha sonra sosyal beceri eksikliği de eklenebilir.

Sonuç olarak sosyal ortamlardan ve sosyal ortamlarda bazı eylemleri yapmaktan kaygı duyma ve kaçınma tepkileri ile kendini gösteren sosyal fobi ortaya çıkabilir(Bayramkaya,E. ve ark.,2005).Sosyal fobi kişinin dikkat odağı olacağı ve kendini güç durumda bırakacak biçimde davranacağı gibi gerekçelerle belirli sosyal ortamlarda bulunmaktan korkması durumudur(Sungur,1997).Sosyal fobi terimi ilk olarak 1903 yılında Janet tarafından kullanılmıştır.Janet bu tanıyı “kalabalık yerlerde konuşmaktan,başkalarının önünde piyano çalmaktan ve yazı yazmaktan çekinen” kişiler için kullanmıştır(Kaya,A. ve ark.,2012)

Sosyal fobi toplumun değişik kesimlerinde görülen,kişide önemli birtakım sosyal sorunlara yol açan yaygın ve ciddi bir problemdir.Sosyal fobi kişinin yaşantısını hemen hemen tüm alanlarda etkileme eğilimindedir.Sosyal fobisi olan kişiler evlilik yaşamlarında,iş hayatlarında,eğitim alanlarında ve sosyal ilişkilerinde önemli birtakım sorunlar yaşarlar(Bayramkaya,E. ve ark.,2005).Sosyal fobi ekonomik alanda başarısızlığa,ekonomik bağımlılığa,iş verimliliğinde azalmaya,sosyal yetersizliğe ve yaşam kalitesinde düşmeye yol açtığından ekonomik maliyeti yüksek olan bir bozukluktur.Bunun yanında günlük yaşamın temel yapısını oluşturan aile ve akran ilişkilerinide büyük ölçüde etkilemektedir(Çakın Memik,N. ve ark.,2011).

Sosyal fobi genellikle düşük benlik saygısı ve eleştirilme korkuları ile birlikte görülür.Sosyal  fobisi olan bir kişi bir yandan başkalarının bakışlarını üzerinde hissettiği ve eleştirileceğini düşündüğünden aşırı bir anksiyete yaşamakta,bir yandanda anksiyete belirtilerinin fark edilmesi sonucu gülünç duruma düşeceğinden korkmaktadır.Bu tür hastalarda yüzde kızarma,elde titreme,terleme gibi belirtiler sık görülür(Özdikmenli Demir,2002).Sosyal ortamlarda görülen kaçma/kaçınma davranışları belirgindir.Bu kişiler ellerinin titremesi sonucu lokmanın boğazına takılacağı,içtiklerini üzerlerine dökecekleri korkusuyla restorana gitmekten,yemekli toplantılara katılmaktan kaçınabilirler.Yabancı biriyle tanışmak konusunda ciddi güçlükleri vardır.Konuşurken göz teması kurmaktan kaçınabilirler.Alışveriş sırasında satıcının kendilerine yönelik ilgilerinden rahatsız olup ,ısrarlı bir satıcıya karşı  koymakta,satın aldıkları bozuk bir malı mağazaya götürmekte zorlanabilirler.Fikir ayrılıklarını söylemekte,otorite konumundaki kişilerle konuşmakta güçlük çekerler(Sungur,1997).

Sosyal fobi kadınlarda,yalnız yaşayanlarda,işsizlerde,düşük gelirli bireylerde ve eğitim düzeyi düşük kişilerde daha sık görülür.Tedaviye başvuranların çoğu kadın değil erkeklerdir.Bu durum öncelikle sosyal ve kültürel etkenlere bağlıdır.Eğitim,kariyer ve iş hayatı gibi rekabetin ve performansın önemli olduğu alanlarda görev yapan kişiler daha sık tedaviye başvurmaktadırlar.Son yıllarda internet,televizyon gibi iletişim araçlarının gelişmesi insanların sosyal fobiyle ilgili bilgilerini artırmıştır(Çakın Memik N. ve ark.,2011).Sosyal fobisi olan bireylerin depresyon,alkolizm,intihar girişimleri için önemli bir risk grubu oluşturmaları son yıllarda bu konuya olan ilgiyi artırmıştır(Kaya,A. ve ark.,2012).Araştırmalar sosyal fobinin genellikle ergenlik döneminde özellikle 13-14 yaşlarında başladığını göstermektedir.Sayar ve arkadaşları sosyal fobinin ortalama başlangıç yaşının 15-20 yıl arasında olduğunu bildirmişlerdir.Kendler ve arkadaşları tarafından yapılan bir araştırmada sosyal fobinin yaklaşık %40 olguda 10 yaşından önce,%95 olguda ise 20 yaşından önce başlatıldığı belirtilmiştir.Bu bulgular sosyal fobinin çocukluk ve ergenlik döneminin önemli bir ruhsal problemi olduğunu göstermektedir(Bayramkaya,E. ve ark.,2005).Sosyal fobi belirtileri olan öğrencilerin en çok kaçındıkları sosyal durum topluluk önünde konuşmaktır(Kaya,A. ve ark.,2012).

Okul Öncesi Döneminde Sosyal Fobi

Eğitimin ilk basamağı olan okul öncesi eğitim, çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar olan süreçtir.Okul öncesi çocuklarında sosyal fobi çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı iç çatışmalarını davranışlara aktarması sonucu ortaya çıkabilir.Çocuk sahip olduğu özellikleri ile çevresi arasında dengeli bir ilişki kuramıyorsa,burada bir sorundan bahsedilebilir.Hırçınlık,sinirlilik,saldırganlık gibi davranışlarda bulunabilirler.Çocuğun gerekli uyumu sağlaması toplumsallaşma süreci içerisinde kazanılmaktadır.Her yeni gelişmenin beraberinde getirdiği değişik şartlar ve güçlükler çocuk için başlı başına uyum çabasını gerektirmektedir.Bu dönemde uyku,temizlik-tuvalet ve yemek alışkanlıklarında sorunlar gözlenmektedir.Bu sorunlarla başa çıkmada görmezden gelme,sözle uyarıda bulunma gibi yöntemlerin uygulanması etkili olabilir.Bu sorunların çözülmesi çocuğa daha çok arkadaş edinme,daha fazla beceri kazanma gibi yararlar sağlayacaktır.Yapılan çalışmalar zaman zaman içe kapanıklık,tırnak yeme,parmak emme gibi sorunlara da yol açabileceğini göstermiştir.Okul öncesi dönem gelişimsel açıdan kritik yıl olması nedeniyle önemlidir ve bu dönemdeki çocuklarda oluşan sosyal fobi ertelenmeden önlenmelidir.Çocuklarda bu davranış problemlerinin en fazla görüldüğü ortam okuldur.Bunun nedeni çocuğun zamanının çoğunu okulda geçirmesidir.Bu yüzden öğretmenler çocuğun gelişim ve uyum özelliklerini çok iyi bilmelidir(Alisinanoğlu,F.&Kesicioğlu,O.S.,2010)

Üniversite Döneminde Sosyal Fobi

Ergenlik ile toplum yaşamında tam sorumluluk ve bağımsızlığa ulaşma dönemi arasındaki zaman kesitini kapsayan üniversite eğitimi döneminde birçok değişim yaşanmaktadır.Bu değişim döneminde birçok öğrencide sosyal fobi belirtileri ortaya çıkmakta yada var olan belirtiler artmaktadır.Sosyal fobide bireysel ve toplumsal düzeyde önemli işlev kayıpları, anksiyete belirtilerinden ve bozukluğun kronik olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.Kaçınma davranışı anksiyetenin aniden ortaya çıkan fiziksel belirtilerinden kurtulmada etkili olabilir,fakat sosyal fobik bireyin sosyal ve eğitim yaşamındaki gelişimi ciddi olarak bozulur (İzgiç,F. ve ark.,2000 ).Ayrıca sosyal fobi sonucunda gençlerde kimlik gelişimi olumsuz etkilenir.Kimlik gelişimi gençlerin çoğunda rahat,güvenli,dertsiz bir tırmanış biçiminde gerçekleşirken,kimi gençlerde sancılı,sıkıntılı ve zaman zaman umarsız bir tırmanma mücadelesine dönüşebilmektedir.Kimlik gelişimini sancılı geçiren gençlerde sosyal fobi daha çok oluşmaktadır(Kaynak Demir,H. Ve ark.,2009).Sosyal fobisi olan üniversiteli öğrenciler başarısızlık yaşamakta yada okulu bırakmaktadırlar.Bu nedenle erken tanınıp tedavi edildiği oranda okuldan zevk almaları, üniversiteyi tamamlamaları ve bunun sonucunda topluma katılıp katkı yapmaları sağlanmış olacaktır(Gültekin,B.&Dereboy,İ.,2011)

Yaş ve Sosyal Fobi

Yaşa göre değerlendirildiğinde yaygınlık oranlarının 18 yaşın altında %1.6, 18 yaş ve üstündeki bireylerle yapılan çalışmalarda %0.4-%17 arasında değiştiği görülmektedir.Essau ve arkadaşları 12-17 yaşları arasındaki ergenlerle yaptıkları çalışmada yaş ile birlikte sosyal fobi yaygınlığının arttığını,en az artışında 12-13 ile 14-15 yaşları arasında olduğunu saptamışlardır.Faravelli ve arkadaşlarının çalışmasında sosyal fobi belirtilerinin ilk başladığı yaş ortalamasının 15.5±12.6, sosyal fobi tanısı alma yaş ortalamasının ise 28.8±11.5 olduğu bildirilmiştir.Bir başka çalışmada sosyal fobi başlangıç yaşı ortanca değerinin 7 olduğu saptanmıştır.Grant ve arkadaşlarının yapmış oldukları çalışmada sosyal fobinin ortalama başlangıç yaşı 15.1, Lee ve arkadaşlarının çalışmasında ise 18 olarak bulunmuştur(Çakın Memik,N. ve ark.,2011).

Cinsiyet ve Sosyal Fobi

Cinsiyete göre sınıflandırıldığında yaygınlık oranlarının kadınlarda %1.3-17.2, erkeklerde ise %0.4-10.0 arasında değiştiği görülmektedir.Yapılan tüm araştırma ve çalışmalarda sosyal fobinin kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğu bulunmuştur(Çakın Memik,N. ve ark.,2011).

Kültür ve Sosyal Fobi

Kıtalararası çalışmalar ve araştırmalar karşılaştırıldığında yaşam boyu yaygınlık oranlarının Avrupa’da %1.6 ile %17, ABD’de %5 ile %12.1, Asya’da %0.4 ile %0.82, Güney Amerika’da %102 ile %11.7 arasında olduğu, Avustralya’da ise %1.3 ile %2.7 arasında değiştiği sonucuna ulaşılmıştır(Çakın Memik,N. ve ark.,2011).

Yapılan son 10 yıllık araştırmalar Avrupa’da sosyal fobi en yüksek düzeydedir.Asya kıtasında ise bu oranların düşük olması dikkat çekicidir.Belkide Batı toplumlarında sosyal fobinin yaygın olması toplumsal yapı özelliklerinden kaynaklanıyordur.Doğu toplumlarında ise sosyal fobi bir kişilik özelliği olarak algılanıyor olabilir.Doğu ve Batı ülkelerinde sosyal fobi yaygınlık oranlarının farklılıklar göstermesi kültürlerarası çalışmaların önemini ortaya koymaktadır(Çakın Memik,N. ve ark.,2011.)

Sosyal fobi kişilerin okul,iş,sosyal hayat,karşı cins ile ilişki gibi yaşamlarının birçok alanında başarısızlığa yol açmaktadır.Sosyal fobinin hem bireysel hem toplumsal alanda ciddi ekonomik kayıplara neden olması nedeniyle erken tanınması gereken bir bozukluk olduğu konusunda araştırmacıların hemfikir olmalarına karşın çocuk ve ergenlik döneminde yapılmış olan araştırmaların sayıca az olması şaşırtıcıdır(Çakın Memik,N. ve ark.,2011)Aslında çocukluk ve ergenlik döneminde yapılacak çalışmalar sosyal fobinin başlangıç özellikleri hakkında önemli bilgiler kazandıracaktır.Ülkemizde yapılan araştırmalarda Sevinçok ve arkadaşları(1998) sosyal fobinin başlangıç yaşı olarak ortalama 12±4.1, Tükel ve arkadaşları(1998) ortalama 17±7.3 rakamlarını vermektedir(Sayar,K. ve ark.,2000) Dobkowsko çalışmasında çocuk ve ergenlerde sosyal fobi oranını %1.1 olarak bildirmiştir. Almanya ve ABD’de yapılan çalışmalarda ise çocuk ve ergenlerde sosyal fobi oranı %5 ile %15 arasında değişiklik gösterdiği bulunmuştur(Bayramkaya,E. ve ark.,2005).

Literatürde yapılan çalışmalara baktığımızda sosyal fobiye en çok eşlik eden ruhsal bozukluklar arasında depresyon ilk sıralarda yer almaktadır. Bu nedenle depresyon ve sosyal fobi arasında güçlü bir ilişkinin olduğu düşünülmektedir.Yapılan birçok araştırmada sosyal fobi belirtiler,sosyal fobiye eşlik eden diğer rahatsızlıklardan önce ortaya çıkmıştır.Bu sonuçtan yola çıkılarak sosyal fobinin ortaya çıkmasının kendisine eşlik eden diğer rahatsızlıkların başlamasına veya en azından ortaya çıkışlarının hızlanmasına neden olduğu söylenebilir.Kısacası sosyal fobinin karakteristik özellikleri kişinin depresyona girmesine neden olmuş olabilir(Bayramkaya,E. ve ark.,2005).

Annenin eğitim düzeyi yükseldikçe bireyin sağlıklı bir benlik algısı geliştirmesi,duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebilmesi,hatalı davranışlarından ötürü suçlamadan rehberlik yapılması ve sonuç olarak sosyal durumlarda korkmadan rahat ilişki kurabilmesi gibi olanakların sağlandığı düşünülmektedir.Annenin eğitim düzeyi düştükçe çocuğun sosyal fobi düzeyi artmaktadır.Annenin eğitim düzeyi düştüğünde ise çocuğun yaptığı davranışlar sıklıkla olumsuz bir şekilde nitelendirilmekte,çocuğun özgürlük davranışları kısıtlanılarak kendi davranışlarını yönetmeye izin verilmemekte ve böylece çocuğun ileride kendine karşı geliştireceği olumsuz düşünceleri ve başkalarından gelebilecek olumsuz eleştirileri beklemesi de artmaktadır.Babanın eğitim düzeyi yükseldikçe çocuğun sosyal fobi düzeyi azalmaktadır.Babanın eğitim düzeyi düştükçe çocukları ile sağlıklı iletişim kurma ve çocukların kendilerini rahat ifade edecekleri uygun ortam yaratma konusunda yetersiz kalacağı,daha çok otoriter,baskıcı ve eleştirel bir şekilde davranacağı için çocukların kendilerine güvensiz yetişeceği düşünülmektedir.Bunun yanında babanın eğitim düzeyi yükseldikçe  hoşgörülü ve demokratik bir davranış sergilediği,çocuk ile daha sağlıklı ve rahat ilişki kurma olanağının da arttığı düşünülmektedir(Kaya,N. ve ark.,1997).

Hakkında Haticee

Niğde Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık 3. sınıf öğrencisiyim. Bilgi sahibi olmak istediğiniz konularda yazabilirsiniz. Yardımcı olmaktan mutluluk duyarım.

İlginizi Çekebilir

Sosyal Fobi Kadınlarda Daha Sık Ortaya Çıkıyor

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir