Anasayfa / Klinik Psikoloji / Günümüzde En Çok Görülen Psikolojik Problemler

Günümüzde En Çok Görülen Psikolojik Problemler

Modern çağın yaşamsal kaygıları ile birlikte en çok psikolojik sorunlarda bir başkalaşım geçirmiş olup sıkça görülen psikolojik sorunlarda değişmiştir. Peki günümüzde en çok görülen psikolojik sorunlar nelerdir.

Anoreksiya Nervoza

Anoreksiya Nervoza bireyin beden imgesinin (kendi bedenini algılamasının) bozulması ve sonuçta kendisini kilolu algılaması, beslenmeyi reddetmesi, bu nedenlerle de aşırı kilo kaybına uğraması olarak tanımlanabilir.Kişi bu kilo vermeye kendi isteği ile başlar ve sürdürür. Anoreksiya’nın sözlük anlamı iştah kaybıdır. Nervoza ise sözlük anlamı olarak emosyonel (duygusal) nedenlere işaret etmektedir.

Aslında hastalığın ismi kendisi ile zıtlık taşımaktadır çünkü pek çok anoreksiya hastası yemeye karşı ilgisini ve iştahını kaybetmez. Tam tersi, kendileri yememelerine rağmen iştahları açıktır ve sürekli olarak yemekle ilgilenirler: yemek tarifleri okuma, ailelerine özenle yemek hazırlama gibi. Ancak hastanın yemek yemeyi ısrarla reddetmesi sonucu gelişen kilo kaybı yaşamını tehdit edecek düzeye ulaşabilir. Ruhsal bozukluklar içinde ölümle sonuçlanabilecek nadir bozukluklardan birisidir.

Asperger Bozukluğu

Toplumsal etkileşimde kaba ve devamlı bir bozulma ile biliş ve dil gelişiminin normal olmasına rağmen davranış, ilgi ve etkinlik yapısının kısıtlı, tekrarlamalı ve sterotipik olmasıyla tanımlanan bir gelişim bozukluğudur. Belirgin semptomları arasında naif ve uygunsuz sosyal yaklaşımlar, dar ve kısıtlı ilgi alanları,motor koordinasyonunda zayıflama, uzun, tekrarlarla dolu bir konuşma ve sağduyudan yoksunluk sayılabilir.

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu

18 yaşından önce başlayan ve evden veya bağlı olduğu kişilerden ayrılmayla ilgili yersiz kaygılardan oluşan bir kaygı bozukluğudur. Rahatsızlığın semptomları arasında sevilen kişilerin başına bir şey gelmesi veya bu kişileri kaybetme korkuları, kaybolma, kaçırılma korkuları, evde söz konusu kişilerle kalabilmek için okula gitmeyi, evde tek başına kalmayı, yalnız uyumayı reddetme, ana teması ayrılma olan kabuslar görme,huysuzluk, ağlama, yalvarma, depresyon, apati, ayrılmanın gündeme geldiği dönemlerde fiziksel şikayetler,vb. sayılabilir.

Beden Dismorfik Bozukluğu

Beden dismorfik bozukluğu, hayali bedensel bir kusur ile (örneğin biçimsiz bir burun) uğraşma veya çok ufak kusurların çarpıtılıp abartılmasıdır. Bu tür hastalar psikiyatristlerden çok dermatologlara, dâhiliyecilere veya plastik cerrahlarına giderler. Veriler başlangıcın en sık 15-20 yaşlar arasında olduğunu ve kadınların erkeklerden daha fazla etkilendiklerini gösterir. Etkilenmiş kişiler genellikle bekârdır. Beden dismorfik bozukluğundaki ayırt edici özellik kişinin önemli emosyonel sıkıntı yaşaması ve rahatsızlığının sonucunda işlevselliğin bozulmasıdır. Beden dismorfik bozukluğu olan hastaların ileri sürülen kusura yönelik cerrahi,dermatolojik, diş ve diğer medikal tedavi uygulamaları daima başarısızlıkla sonuçlanır.

Bipolar Bozukluk

(Çift Kutuplu Rahatsızlık/Manik Depresif Bozukluk) Aynı insanda birbirine karşıt iki aşırı ruh halinin dönüşümlü olarak ortaya çıkmasıyla tanımlanan ağır bir duygusal rahatsızlıktır.

Bulimia Nervoza

Önce kontrolsüz bir şekilde ve aşırı miktarda yeme, daha sonra da ya boğazına parmak sokmak, ya da çeşitli ilaçlar kullanmak suretiyle kusarak yediklerini çıkarma, aşırı egzersiz, aşırı diyet, vb. yöntemlerle yediklerini vücudundan dışarı atma veya yakma çabalarıyla tanımlanan kronik bir yeme bozukluğudur.

Cinsel Sadizm & Mazoşizm

Karşısındaki kişiye acı vermek veya eziyet etmekten seksüel bir haz duymanın adıdır. Bu adın kaynağı,Fransız filozof ve sadistik öykü yazarı Marquis de Sade’den gelmektedir. Sadizm’in karşıtı olan olgu ise mazoşizm olup kendisine acı verilmesinden, eziyet edilmesinden seksüel bir zevk alma duygusudur.Genellikle, dövülme, aşağılanma, bağlanma, işkence edilme, vb. seksüel fanteziler içerir.

Çocukluğun Dezintegratif (Tümleşik Olmayan) Bozukluğu

Heller sendromu ve disintegratif psikoz olarak da adlandırılmaktadır. Üç dört yaş civarı normal bir gelişimi takiben entellektüel, sosyal ve sözel iletişim fonksiyonlarında aylar içinde belirgin kayıp ile tanımlanmıştır.Görülme sıklığı yüzbin erkek çocukta birdir ve her 4 erkek çocuğa karşı 1 kız çocuğu hastadır.

Depersonalizasyon

Depersonalizasyon bozukluğunu kişinin kendi gerçeklik duygusunun geçici olarak yitirilmesiyle ilgili kendilik algısında ısrarlı ve yineleyici değişim olarak tanımlar. Depersonalizasyon bozukluğu olan hastalar,kendilerini mekanik, rüyada veya bedenlerinden ayrı olarak hissedebilirler. Ataklar egodistoniktir ve hastalar semptomların gerçek dışı olduğunu anlarlar.

Dikkat Eksikliği / Hiperaktivite Bozukluğu

Sinirsel uyarımların işlenmesinde yaşanan zorluklardan dolayı davranışları kontrol edememe ile, dikkatsizlik ve dürtüsellik alanlarındaki semptomlarla tanımlanan ve tipik davranış yapılarını belli zaman aralıklarında sergileyen çocuklara olduğu kadar erişkinlere de konan bir teşhistir. En yaygın özellikler arasında şunlar sayılabilir: Dikkatin kolayca dağılması (dikkati belli bir konu üzerinde toplayamama); dürtüselik (dürtü denetiminin zayıflaması ve doyumu geciktirememe); ve hiperaktivite (aşırı hareketlilik ve huzursuzluk).

Teşhis kriterlerinin oluşması açısından, bu davranışların aşırı, uzun vadeli ve yaygın olması gerekir.Davranışlar, 7 yaşından önce başlamış ve en az 6 ay sürmüş olmalıdır. Davranışlar, okul, ev, iş veya sosyal ortamlar gibi kişinin yaşamındaki en az iki alanda gerçek bir handikap oluşturmalıdır. Bu teşhis kriterleri, DE/HB’yi, çocuklardaki ‘normal’ dikkat dağılması ve dürtüsel davranıştan, ya da kent toplumlarında yaygın olan hızlı ve aşırı stresli yaşam biçiminin etkilerinden ayırır.

Disparoni

Disparoni hem erkekte, hem de kadında cinsel ilişkiden önce ilişki sırasında veya sonrasında görülen yineleyici veya sürekli genital ağrıdır. Kadınlarda erkeklerden daha çok görülen disparoni vajinismus ile ilişkilidir ve sıklıkla birlikte görülürler.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu

Kişinin içinde birbirinden farklı kişilikler hissedip, bu kişiliklere uyan davranışlarda bulunması, bu kişiliklerin etkisi altında olduğu anlarda yaptıklarından habersiz olma halidir. Bu kişilikler bireyin kendi cinsiyetinden,yaş grubundan, sosyoekonomik ve kültürel durumundan farklı olabilir. Bu kişiliklere ait kafasının içinden gelen ve kendisini yönlendiren sesler duyabilir. Farklı kişilikler var olan “evsahibi” kişiliğe zarar verici davranışlar gösterebilir (eş ya da karşı cinsle uygunsuz ilişkiler, suça yönelik davranışlar gibi).

Duygudurum Bozuklukları

Fiziksel veya zihinsel başka bir rahatsızlıktan kaynaklanmayan,abartılı duygusal tepkilerle ve kişinin çevresindeki değişikliklerle ilgisi olmayan, yoğun coşkudan derin depresyona dek değişen ruh hali salınımlarıyla tanımlanan rahatsızlıklardır.

Fetişizm

Fetişizimde cinsel odaklanma insan vücudu ile yakinen ilişkili nesneler (ayakkabı, eldiven, külotlu çorap,terlik) üzerindedir. Genellikle fetiş, çocukluk çağlarında kurulmuş olmasına rağmen bozukluk ergenlikte başlar. Bir defa kurulduktan sonra, bozukluk kronik olma eğilimini göstermektedir.

Fonolojik Bozukluk

Konuşma seslerinin yanlış çıkartılması ve dilde farklı bir anlam yaratan seslerin oluşturulmasında zorluğu içerir. Kişi, yaşına ve lehçesine uygun, gelişimsel olarak çıkartması beklenen sesleri çıkartamaz. Bu durum,okul ya da mesleki başarısını, toplumsal iletişimini bozmaktadır. Bozukluğun şiddeti, konuşmada küçük ve önemsiz aksaklıklardan tamamen anlaşılmayan bir konuşmaya kadar değişebilir. Söylenmesinde yanlışlıkların en sık yapıldığı sesler yaşla düzelmesi beklenen seslerdir (l,r,s,z,ş,ç). Aynı zamanda, heceler ve sözcükler içindeki seslerin sıralanma ve seçilme hatalarını (örn: sor yerine ros gibi ) da içerir. İşitme bozukluğu, konuşma organlarındaki bozukluklar (ör. yarık damak), nörolojik durumlar, zeka engeli ya da psikolojik sorunlar, fonolojik bozukluğa eşlik edebilir.

Hipokondri

Hipokondri, bilinen tıbbi bir nedeni bulunamayan ciddi bir hastalığı olduğuna dair korku ve aşırı uğraşma ile giden, hastanın gerçek dışı fiziksel semptomlarının veya hislerinin yanlış çarpıtmasından kaynaklanır.Hipokondriak hastalar, henüz saptanamamış ciddi bir hastalıkları olduğunu inanırlar ve tersine ikna edilemezler. Hipokondrinin gidişi genellikle dönemseldir, dönemler aylar yıllar sonra sonlanır ve uzun eşit süreli sessiz dönemleri olur. Hipokondriak çocukların çoğu geç ergenlik veya erken erişkinlikte düzelirler.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Psikolojide Concorde Yanılımı (Umut Teorisi) ve Özellikleri

Concorde yanılımı (umut teorisi)na göre; insanları kazançlarından çok, yitirdikleri şeyler harekete geçiriyor ve yitirilenler biriktikçe …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir