Anasayfa / Pedagoji / Güdülenmeyle İlgili Yeni Yaklaşımlar Kuramların Değerlendirilmesi

Güdülenmeyle İlgili Yeni Yaklaşımlar Kuramların Değerlendirilmesi

Her kuramsal yaklaşım, içinde bulunduğu koşullar açısından değerlendirilmeli ve bu nedenle bazı sınırlılıklar taşıdığı kabul edilmelidir. Ayrıca herhangi bir kuramsal yaklaşımın insan davranışlarını bütün yönleriyle açıklamasını beklemek de gerçekçi bir tutum değildir.

Öte yandan insanın sosyo- kültürel bağlamdan koparılarak her koşulda ve dönemde ortak özellikler taşıyan tek bir prototipe indirgenmesi de doğru değildir. Örneğin ileri endüstri toplumlarında yaşayan insanların davranışları , pagan gelenekleriyle yaşamakta olan ilkel kabile üyelerinin davranışlarından farklıdır.

Bu bakış açısı insanın türe özgü gereksinimlerini yadsımakla birlikte, daha çok sosyo-kültürel bağlamın önemine işaret etmektedir. Buna  göre güdülenmede kilit kavram ?genel uyarılmışlık düzeyi?dir.? Genel uyarılmışlık düzeyi açlık, cinsellik gibi biyolojik içsel dürtülerden ve ya bağlanma, ait olma kendini gerçekleştirme gibi sosyal dürtülerden etkilenebilir. Bu uyaranların organizma tarafından algılanma düzeyi,bireyin hangi davranışa yöneleceğini gösterir.

Bireyin herhangi bir gereksinimini karşılamada duyduğu yoksunluk , davranışı güdüleyen temel değişkendir. Örneğin susamış bir insan için doyurulması gereken öncelikli gereksinim , su içmektir. Ne var ki sosyal dürtüler, biyolojik temelli dürtüler kadar kolay anlaşılmaz. Çünkü  bu dürtülerin önemli bir bölümü bastırma nedeniyle bilinçdışına itilmiştir. Birey bastırdığı güdüyü fark edemez.

Örneğin çocuk; anne babası tarafından akademik başarısı nedeniyle övülen büyük kardeşine tepki geliştirebilir. Böyle bir durumda çocuk özellikle kendisi, başarı hazzından yoksun bırakılmışsa ,tepkilerini anne ,babaya ve okul başarısına kayıtsızlık şeklinde genelleyebilir. Fakat çocuk, bu olumsuz duyguları bilinç düzeyinde yaşamadığı için reddetme eğilimindedir. Başka bir anlatımla, geliştirdiği tepkisel davranışların gerçek nedenlerinden habersizdir.

Bu durum sosyal onay, başarı  ve bağlanmaz gereksinimi gibi olumlu toplumsal güdülerin önemini göstermektedir. Örneğin başarı güdüsü , başarı gereksinimi duymaya bağlıdır. Böylece başarıları onaylanan ve bağlanma duyguları desteklenen bireyler, daha üst düzeyde yeni başarılara ulaşmak için güdülenirler.Araştırmalar yüksek başarı ve onay gereksinimi duyan bireylerin, düşük gereksinimli bireylere oranla daha yoğun çalıştıklarını göstermektedir.

Bu tür bireyler  kendilerini gerçekleştirmek için, her türlü zorlukla baş etme gücü kazanabilirler. Fakat bu süreçte bireyin yeni başarılara özendirilmesi ve güdülenmesi için , olumlu davranışlarını önemseyen ve ödüllendiren bir sosyal bağlama gereksinimi vardır. Ayrıca başarının zeka,hazır bulunuşluk, öğrenme ortamı gibi bir çok değişkene bağlı olduğu açıktır.

Dolayısıyla güdülenme, başarı için gerekli fakat yeterli olmayan bir etmendir. Bununla birlikte, bireyin öğrenme sürecine gönül gücüyle katılımını tanımlayan güdülenme, akademik ve sosyal yaşam alanlarındaki başarının en stratejik değişkenidir. O halde eğitimciler, öğrencileri yeni öğretim yaşamlarına hazırlamak amacıyla güdülenmeye gerekli önemi vermelidir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Güdülenme ve Öğrenme Güdüsü

Bir organizma olarak her gün çeşitli davranışlarda bulunuruz. Hiçbir davranışın gelişigüzel  ve kendiliğinden olduğu söylenemez. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir