Anasayfa / Pedagoji / Güdülenmeyi Etkileyen Kişisel Faktörler

Güdülenmeyi Etkileyen Kişisel Faktörler

Güdülenmenin mahiyetini açıklama konusunda psikologlar genellikle şu soruları cevaplamaya çalışırlar.

İnsanı bir harekete başlatan nedir?

İnsanın belli bir hedefe doğru ilerlemesini sağlayan nedir?

İnsanın belli bir hedefe ulaşmak için ısrarla uğraşmasının nedeni nedir?

Bilim  adamları bu sorulara getirdikleri farklı kavram ve kuramlar ışığında cevap aramışlardır(içgüdü dürtü,güdü,ihtiyaç, ödül beklentisi gibi) öğrenme kuramlarında olduğu gibi güdülenmenin ne olduğunu açıklamaya yönelik kuramlar çok sayıda ve çeşitlidir. Bu kuramlardan bazılarında doğuştan birlikte getirdiğimiz yönelimlere, bazılarında tamamen dış etmenlere bazılarında ise insanların iç durumlarına ağırlık verilmektedir.

Güdülenme biliş, davranışlar, çevre ve diğer kişisel etkenlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Burada sözü edilen kişisel etkenleri dört grupta toplamak mümkündür.

  1. Uyarılma,
  2. İhtiyaçlar,
  3. İnançlar,
  4. Amaçlar,

Uyarılma ve Kaygı

genel uyarılmışlık hali,organizmanın verimli bir öğrenme sağlayabilmesi için hazır  ve tetikte bulunmasıdır.?Canım ders çalışmak istemiyor? diyen öğrenciler aslında yeterli  uyarılmışlık seviyesine ulaşamamışlardır.Kantinde ya da yatak da ders çalışmak, bireyin genel uyarılmışlık haline girmesini dolayısıyla öğrenmesini güçleştirmektedir.

Düşük uyarılma seviyesi öğrenme için uygun değildir. Uyarılma belli bir noktaya geldiğinde öğrenme için ideal olan, optimal düzeye ulaşmaktadır. Optimal düzeyi aşan aşırı uyarılma hali, öğrenme üzerinde olumsuz etki oluşturmaktadır. Kaygı içinde aynı şeyleri söylemek mümkündür. Diğer yandan öğrencilerin merak güdüsünü dikkate alan öğretmenler onların uyarılmalarını kolaylaştırmaktadır.

İhtiyaçlar;

İhtiyaç arzulanan ve ya gerekli olan bazı şeylerin eksikliğidir. Eksiklik algılanan ya da gerçek olabilir.İhtiyaçlar basit ve somut olabileceği gibi karmaşık ve soyutta olabilir. İhtiyaçlar konusundaki dikkate değer isimlerden biri Maslow?dur. Ona göre , güdülenmenin temelinde ihtiyaçlar vardır. Maslow, güdüleri birincil ve ikincil güdüler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Birincil güdüler, organizmanın açlık susuzluk gibi hayati ihtiyaçlarından kaynaklanır ve fizyolojik dürtüler olarak adlandırılır. İkincil güdüler ise, bireyin daha çok sosyal çevrede edindiği güdülerdir.

Murray ve Maslow?un açıklamalarına göre insanların ihtiyaçlarının tamamen ve mükemmel bir şekilde karşılandığı durumla pek azdır. Bu nedenle insanlığın daha iyiye ve daha mükemmele doğru gelişmesi mümkün olmaktadır. İnsanlar ihtiyaçlarını karşılamak ve ya ihtiyaçlarının eksikliğinin ortaya çıkardığı  gerilimlerden kurtulmak için bunları gidermede etkili olacak  hedeflere doğru harekete geçerler. Bu yönden okul eğitiminde ihtiyaç yaratmak ve varolan ihtiyaçlardan yararlanmak öğrencileri güdülemede etkili bir rol oynar.

Başarı Güdüsü;

Bu kurama göre başarı güdüsü başarı ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Burada ifade edilen güdü başarı umudu ile başarısızlık korkusu arasındaki çatışmanın bir sonucudur. Başarıya  yaklaşma;

  • Başarı ihtiyacı,
  • Başarı ihtimali,
  • Başarının değeri olmak üzere , üç etkene bağlıdır.

Başarı ihtiyacı yüksek bir kişi, başaracağını tahmin ettiği ve kendisi için değerli olan işleri yapmaya çalışır.Bazı insanlar, bunun tam tersi davranabilir. Şöyle ki , başarısızlık korkusu nedeniyle bir işi yapmaktan çekinirler. Aslında başarmak istemektedirler, fakat başarısızlığı  yaşamak istemedikleri için korkmaktadırlar.Öğretmenlerin, sınıflarındaki öğrencilerin başarı güdüsü düzeylerini saptamaları gerekir.Başarı güdüsü düşük olan öğrencilere ,çabanın başarı üzerindeki önemini çeşitli yöntemlerle açıklamaları yararlı olacaktır.

İnançlar

Literatürde yeteneklerin durağan ve denetlenemez olduğuna ilişkin araştırma sonuçları olduğu gibi çabayla geliştirilebileceği yönünde de görüşler mevcuttur. Diğer yandan yeteneklerle ilgili inançlar hakkında da farklılıklar vardır. Küçük yaştaki çocuklar yetenekleriyle ilgili olarak iyimserdir ve yüksek bir başarı beklentisi içindedirler. 7-9 yaşlarında ise çaba ve yeteneğin aynı olduğuna inanırlar. Bu  yaşlarda çocuklar zeki insanların çok çalıştığını, çok çalıştıkları içinde zeki olduklarını düşünürler.

Daha ilerdeki yaşlarda , başarı beklentileri ve yetenekleriyle ilgili olumlu algıları düşer. Bununla beraber öğretmenlerinin kendi yeteneklerine ilişkin fikirlerinden oldukça etkilenirler. Bu nedenle öğretmenlerin öğrencilerinin yetenekleriyle ilgili duygu ve düşüncelerini açıklarken oldukça dikkatli olmaları gerekir. Aksi takdirde yetenekleri konusunda yanlış inançlara sahip öğrencilerin güdülenmesi oldukça zorlaşır. Bunları önlemek için alınabilecek bazı önlemler şunlardır;

  • Yetenekleri konusunda güvensizlik hisseden öğrencilere , yoğun başarı fırsatları yaşatılmalıdır. Bu tür öğrenciler daha ziyade akademik konularda güvensizlik hissettikleri için, onara akademik olmayan konularda fırsatlar sunulabilir.
  • Olumlu davranışları için öğrencileri ödüllendirmek gerekir. Bu tür ödüllendirmeler, diğer öğrencilere nasıl davranmaları gerektiği konusunda model teşkil etmektedir.
  • Akademik konularda çok başarılı olması mümkün olmayan öğrencilere, herhangi bir konuda bilebileceği sorular yöneltilmelidir. Bu tür durumlarda, özellikle birden çok cevabı olabilecek soruların yöneltilmesi uygun olabilir.
  • Çocuklar bazı şartları denetleyebilecekleri duygusunu geliştirmek ve onlara seçenekler sunmak yararlı olacaktır. Aksi bir durumda, öğrenciler dışsal yüklemeler yapma eğilimine girmektedir.
  • Öğrencilerin başarısızlıklarını çaba eksikliğine yüklemeleri cesaretlendirilmelidir. Ancak öğrencilere devalı olarak ?daha çok çalışmalısın? demek onları kızdırmaktır. Çünkü öğrencilerin çoğu zaten sıkı çalıştıklarına inanmaktadır. Bu nedenle bu konuda dikkatli olunmalıdır.

Amaçlar

Öğrencilerin öğrenme ve derslerle ilgili amaçları onların güdülenme düzeylerini etkilemektedir. Ancak bir çok öğrenci etkili amaçları oluşturmayı becerememektedir.  Kimi zaman çok kolay, kimi zaman  da çok zor amaçlar saptarlar. Bu tür yaklaşım onların güdülenme düzeylerini olumsuz yönde etkiler. Etkili bir amaç kısa vadeli ve özgül olarak öğrenilecek konuyla ilgili olmalıdır.?bundan sonra daha sıkı çalışacağım? şeklindeki bir amacın gerçekleşmesi oldukça zordur.

Başarı şansı  düşük olduğu için başarısızlık yaşantısının sık sık geçirilmesine yol açar. Öte yandan, ?bu sayfada yer alan 10 soruyu cevaplayıp açıklamalı çözümlerini defterime yazacağım? gibi bir amaç kısa vadeli doğrudan konuya yönelik ve nicel bir amaçtır ve gerçekleşme ihtimali daha yüksektir.

Öğrencilerin amaçlarına bakarak, onların güdülenme düzeyleri ve amaçlarının gerçekleşebilme derecesi hakkında fikir yürütmek mümkündür.Öğretmenlerin özellikle sıklıkla başarısızlık yaşantısı geçiren öğrencileri amaçları üzerinde değerlendirmeler yapması uygun olabilir. Amaç belirleme konusunda başarısız olan öğrencilerin rehberlik uzmanlarıyla işbirliği sağlanarak beceri eğitimine alınması söz konusu olabilir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir