Anasayfa / Klinik Psikoloji / Gelişimsel Psikopatoloji ve Tarihsel Gelişimi

Gelişimsel Psikopatoloji ve Tarihsel Gelişimi

Bugün ayrı bir disiplin olarak kabul edilen gelişimsel psikopatoloji alanının temelleri, deneysel psikoloji, gelişim psikolojisi, klinik psikoloji, psikiyatri, etiyoloji, embriyoloji ve sinirbilimi (neuroscience) alanlarındaki kuramcılar tarafından atılmıştır.

Bu kuramcılar, gelişimin normal gelişimden sapmaları araştırarak daha iyi anlaşılabileceğini, ve normal gelişimi anlamada ilerleme sağlandıkça da patolojinin daha iyi anlaşılabileceğini savunmaktadırlar (Cicchetti & Cohen, 1995). Ayrıca bu kişiler patolojiyi normalin abartılmış veya bozulmuş hali olarak kabul edip, bu alandaki araştırmanın normal süreçlere ışık tutacağını ileri sürmüşlerdir (Cicchetti, 1984). Gelişim psikolojisi alanındaki ilerlemeler sonucunda, gelişimsel normların belirlenmesi, normalden sapmaları değerlendirebilme olanağı sağladığı için, gelişimsel psikopatolojiye doğrudan katkıda bulunmuştur. Ayrıca psikobiyolojik, algısal, bilişsel, linguistik, sosyal, sosyal-bilişsel, duygusal ve motivasyonel süreçlerle ilgili temel bilgilerde sağlanan ilerlemeler, gelişimsel psikopatologların psikopatoloji süreçlerinde yeni keşifler yapabilmeleri için güçlü bir temel sağlamıştır (Cicchetti & Cohen, 1995).

Gelişimsel psikopatolojinin ayrı bir alan olarak ortaya çıkmasında gelişim psikolojisinin önemli bir rolü olmasına rağmen, 1960 ve 1970’li yıllarda gelişim psikologları daha çok temel teorik ve deneysel konularla ilgilenmişlerdir (Cicchetti, 1984). Aynı yıllarda bazı gelişim psikologları ise sosyal politikalar konusuyla ilgilenmeye başlamışlardır. Örneğin, yaşlanma ve olumsuz koşullardaki çocuklara erken yaşta uygulanan destek programlarının değerlendirilmesi gibi uygulamalı alanlardaki ilk araştırmaları başlatmışlardır. Gelişim psikolojisinde uygulamaya yönelim arttıkça gelişim psikolojisi içinde uygulamalı gelişim psikolojisi adıyla yeni bir alt alan oluşmuştur. Gelişim psikologları kuram ve araştırma yöntemlerindeki uzmanlıklarını; yoksulluğun, boşanmanın, istismar ve ihmalin çocuğun gelişimine etkisi, tek ebeveynle yetişen çocukların ve çalışan annelerin çocuklarının gelişimi gibi sosyal problemleri çalışmaya yöneltmişlerdir (Cicchetti ve Cohen, 1995). Böylece gelişimsel süreçleri anlamada birey çevre etkileşimi önem kazanmış ve gelişim psikolojisi gelişimsel psikopatolojinin doğuşunu hazırlamıştır.

Gelişimsel psikopatolojinin tarihsel dönüm noktaları ise Achenbach’ın 1974’te yayınladığı “Developmental Psychopathology” (Gelişimsel Psikopatoloji) kitabı, Rutter ve Garmezy’ nin (1983) “Handbook of Child Psychology” (Çocuk Psikolojisi El Kitabı) kitabındaki bir bölüm, “Child Development” (Çocuk Gelişimi) dergisinin 1984’te çıkan özel sayısı ile nihayet 1989 yılında yayınına başlanan tamamen bu alana ait olan “Development and Psychopathology” (Gelişim ve Psikopatoloji) dergisidir (Cicchetti ve Cohen, 1995).

Gelişimsel Psikopatolojinin Tanımı

Achenbach 1974’te yayınladığı Gelişimsel Psikopatoloji kitabında, bu kitabın hemen hemen var olmayan bir alan hakkında olduğunu söylemişti (Achenbach, 1974). Daha sonra Sroufe ve Rutter (1984) gelişimsel psikopatolojiyi “başlangıç yaşı ne olursa olsun, nedeni ne olursa olsun, davranışsal özelliklerde ne gibi farklılaşmalar olursa olsun ve gelişimsel süreci ne kadar karmaşık olursa olsun, davranışsal uyumsuzluğun kökenlerinin ve sürecinin çalışılması” (s.18) olarak tanımlamışlardır. Rolf ve Read (1984) ise gelişimsel psikopatolojiyi “anormal davranışın, kalıtsal, birey düzeyinde yapısal (ontogenic), biyokimyasal, bilişsel, duygusal, sosyal açıdan veya herhangi bir gelişimsel etkinin ölçüldüğü bir durumda incelenmesi” (s.9) olarak tanımlamışlardır. Lewis ve Miller’ın tanımında da (1989) gelişimsel psikopatoloji, “uyumsuz davranışların gelişimini ve süreçlerini tahmin etmenin çalışılmasıdır” (s. xiii). Gelişimsel psikopatolojinin tanımlarına daha pek çok örnek verilebilir. Fakat bütün bu tanımlamalarda amaç gelişimsel psikopatolojiyi ayrı bir alan yapan özellikleri vurgulamaktır.

Gelişimsel Psikopatolojinin Temel Özellikleri

Gelişimsel psikopatolojinin en önemli özelliklerinden biri klasik gelişimsel kuramın ilkelerini, normalden sapmış durumları anlamak için kullanmasıdır. Bu sayede patolojik durumlar daha iyi anlaşılabildiği gibi normal gelişim kuramları da ilerleme göstermektedir. Diğer bir özelliği de gelişimsel, klinik yaklaşımları diğer disiplinlerin de (örn. fizyoloji, biyoloji, sinirbilimi vb.) bakış açılarıyla bir araya getirerek, bütüncül bir yaklaşım oluşturmasıdır (Luthar, Burack, Cicchetti & Weisz, 1997).

Gelişimsel psikopatolojiyi ayrı bir alan olarak belirleyen bir özelliği de çalışma konularıdır. Gelişimsel psikopatologlar gelişimsel çizgileri (developmental pathways) ve bu yolların belirlediği sonuçları ortaya çıkartmaya çalışırlar. Örneğin, hangi farklı gelişimsel çizgilerin benzer gelişimsel sonuçlara ulaştırdığını (farklı çevre koşullarının ve yaşam özelliklerinin aynı davranış problemlerine yol açması gibi), bu sonuçlardaki bireysel farklılaşmaları ve bunların nedenlerini araştırırlar (Ross & Jennings, 1995). Aynı zamanda gelişimsel psikopataloglar aynı yolların nasıl farklı sonuçlara (aynı çevresel koşullarda yetişen iki bireyin farklı davranış özellikleri göstermesi gibi) yol açtığını da anlamaya çalışırlar. Örneğin özellikle pek çok risk faktörüne maruz kalanlar arasında diğer bireylerden farklı olarak dayanıklılık gösterenlerin ortak özelliklerini araştırırlar.

Bu çalışmaların sonuçları, risk faktörleriyle karşı karşıya olan bireylerin olumlu yönde gelişmeleri için geliştirilen destek programlarına çok önemli veriler üretmektedir. Gelişimsel psikopatolojinin diğer bir ilgi alanı da boylamsal çalışmalarla davranışların, özellikle patolojik durumların sürekli olup olmadığını ortaya çıkartmaktır. Örneğin, saldırgan davranış gösteren çocuğun bu davranışı gençlik yıllarına ve yetişkinliğine kadar süreklilik gösterecek midir? Bu konudaki araştırmalar eğer davranış süreklilik gösteriyorsa buna katkıda bulunan faktörleri de ortaya çıkartmaya çalışırlar. Gözden kaçırılmaması gereken bir nokta da sürekliliği değerlendirirken davranışların gelişimsel bir bakış açısıyla incelenmesidir (Achenbach, 1989). Dört yaşındaki bir çocuğun bilişsel ve sosyal gelişim düzeyi, 10 yaşındaki çocuktan, 10 yaşındakinin de bir yetişkinden farklıdır. Bu nedenle, aynı durumda ya da patolojide gözlenen davranış özellikleri yaşa göre farklılık gösterebilir./Kaynak: Sibel Kazak Berument

 

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

0-18 Yaş Arası Çocukların Bilişsel Gelişim Özellikleri

Bilişsel gelişim doğumdan itibaren başlayan ve devinimsel olarak gelişen, belirli gelişim dönemlerinde hızlanan ve yavaşlayan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir