Anasayfa / Egitim / Geçmişten Günümüze Temel Öğrenme Kuramları

Geçmişten Günümüze Temel Öğrenme Kuramları

Davranışçı Yaklaşım

Davranışçı yaklaşıma göre önemli olan öğrenme yaşantılarının ürünüdür.Davranışçılar öğrenmeyi mekanik bir süreç olarak ele alıp objektifliği ön planda tutmuşlardır.Onlar, insan zihnini bir kara kutuya benzetir ve kara kutunun içinde ne olup bittiğiyle değil de kara kutuya girenler ve kara kutudan çıkanlarla ilgilenirler. Çünkü çıktılar objektiftir, gözlenebilir ve ölçülebilirler. Girdiler ve çıktılar ayarlanabilir, düzenlenebilir ve kontrol edilebilir. İnsanın duyuları değil dışarıya yansıyan yanları önemlidir.

Ünlü Rus fizyoloğu Ivan PAVLOV? un önerdiği koşullanma teorisi basit fakat çok yaygın bir öğrenme türünün bütün dünyada yankılanan bir açıklaması olmuştur. Pavlov’ ?n çalışması deneysel olarak incelenen ilk koşullanma türü olduğu için ?klasik koşullanma? adını almıştır.

Klasik Koşullanma Yoluyla Öğrenmenin Sınıf Ortamına Uygulanışı

Genellikle hayvanlar üzerinde yapılan ve öğrenmeyi basit anlamda koşullanma olarak açıklayan davranışçı ilkelerin sınıf uygulamalarına getireceği katkı korku şartlanması ve tutum şartlanması açısından incelenebilir.

Bir çok çocuk okulda meydana gelen olumsuz davranışlar karşısında okula karşı olumsuz tutum geliştirebilirler veya bunun tersi olabilir. Bir çok çocuk, okulda yaptığı olumsuz davranışlar karşısında aldığı cezalardan ve ?eğer bir kez daha yaparsan daha ağır ceza alacaksın? sözlerine dayanarak artık okula gitmek istemediklerini belirtmektedirler.

Bununla birlikte dikkat edildiğinde okula ve öğretmene karşı olumlu tutum aynı zamanda öğrencinin başarısını en çok etkileyen temel faktördür. Sınıf ortamında olumlu davranışlara koşullanan öğrenci, başarılı olmak ve ödül elde etmek için daha çok çalışır.

Klasik koşullanma teorisi, aynı zamanda okul durumunda olumsuz tutum geliştiren öğrencilerin bu tutumlarının söndürülmesinde de etkili olabilir. Olumsuz tutumların söndürülmesinde yine olumlu davranışların ödüllendirilmesi rol oynayacaktır. Olumsuz tutumların ihmal edilmesi ödüllendirilen olumlu davranışların olumsuz tutumların yerine konması belirli bir zaman sonra bu olumsuz tutumların yok olmasını sağlayacaktır diye düşünülebilir.

Bir çok bilgi ve davranış uyarıcı ile doğru davranış bitiştirilerek öğrenilir

  • Türkçe kelimelerin yabancı dil karşılıkları bu yolla öğrenilir. Önce yabancı dilde bir kelime verilir ve hemen arkasından kelimenin Türkçe karşılığı verilir ve iki kelime bitiştirilir.
  • Yeni konuşmaya başlayan bir çocuğa nesnelerin isimlerini öğretmede bitişiklik gereklidir. Nesnelerin isimlerinin öğretiminde önce nesne gösterilir arkasından nesnenin ismi söylenir.
  • Tarih derslerinde olaylar ile oluştuğu tarihler, noktadan sonra büyük harfin gelmesi, kişinin işi bittiği zaman kalemi kapayarak koyması, belli tanımların uygun kavramlarla bitiştirilmesi bu konuda verilebilecek diğer örneklerdir.
  • Öğrenmede bitişiklikle birlikte tekrar da önemlidir. Tekrar öğrenilen şeyin kalıcı olmasını sağlar.Özellikle becerilerin öğretiminde tekrar oldukça fazla kullanılır.

Klasik koşullanma ilkeleri özellikle duyuşsal özelliklerin kazanılmasında önemli rol oynamaktadırlar. Aşırı kaygı, korku ve endişeler klasik şartlanma yolu ile meydana gelir ve silinmesi de oldukça zordur. Ancak okullarda ilgi, olumlu tutum ve benlik tasarımları, akademik güven ve diğer olumlu davranışlar da bu yolla oluşabilir. bu durumda öğretmenleri aşağıdaki hususlara dikkat etmesi önerilir:

  1. Öğretmen çocukları çok iyi tanımalı ve özelliklerini iyi tespit etmelidir.
  2. Çocukların ihtiyaçlarını tanımalıdır.
  3. Çocukların ilgi ve yeteneklerinin çok iyi analiz etmelidir.

Bu özellikleri iyi tespit edebilen öğrencilerin; hoşlandıkları, ilgileri, yetenekleri ile okul ortamları ilişkilendirilerek olumlu tutumlar geliştirmeleri sağlanabilir. Yine bu özelliklerin tespiti ile korkuları, kaygıları ve bunlar gibi olumsuz durumlar da sönme yoluyla giderilebilir. Buna örnek ise ?bir öğretmenin matematiği sevmeyen bir kız öğrencisi ile ip atlayarak ve atlama adedini saydırarak toplama işlemini sevdirmesi ? verilebilir.

 Operant (Edimsel) Koşullanma

Skinner? in 1930? dan sonra sistemleştirdiği öğrenme teorisi ?Skinner Kutusu? diye adlandırılan ve farenin bir kutu içinde manivelaya basarak yiyecek elde etmesi temeline dayalı bir deney üzerine kurulmuştur. Skinner2? in önerdiği öğrenme yolu ?Operant (Edimsel) koşullanma?dır.

Edimsel koşullanma, bir davranış parçacığının kendi doğurduğu sonuçlara bağlı olarak değişikliğe uğraması sürecidir.

Skinner? in Edimsel Koşullanma İlkelerinin Sınıf Durumlarına Uygulanması:

Skinner davranışı uyarıcılardan değil, edimlerden başlatır. Böylece sınıf durumlarında öğrenciye serbest hareket etme ve edimlerini ortaya koyma imkanı sağlamış olur.

Skinner? e göre tepki doğal olarak meydana gelir. Eğer tepki doğal olarak meydana gelmiyor ise öğretmen bu tepkiyi biçimlendirebilir. Kademeli yaklaşım tekniğine göre bir davranışın şekillendirilmesinde şu aşamalar vardır:

  • Öğrencinin ulaşması istenen hedefler açık seçik belirlenir.
  • Belirlenen hedef bölünebilecek en küçük basamaklara bölünür.
  • Kullanılacak pekiştirici uyarıcılar belirlenir
  • Öğrencilerini edimlerinde en alt basamaktan başlayarak uygun davranışlar pekiştirilir.
  • İstenilen standarda ulaşıncaya kadar işleme devam edilir. (Örneğin: sınıfta söz almaktan çekinen bir çocuğun önce, konuşma eğilimleri pekiştirilir, daha sonra kısa süreli konuşmaları, en sonunda da söz alarak yaptığı konuşmaları pekiştirilir.)

Skinner teorisinde öğretmen, pekiştireçleri ve pekiştirmenin önemini çok iyi kavramalıdır. Buna göre eğitimin temel işlevi olumlu davranışın oluşması için gerekli pekiştirme koşullarını düzenlemektir

Skinner, istenmeyen davranışların görülmesi halinde söndürülmesi için iki yol öne sürmektedir;

1- Davranışın görmezlikten gelinmesi,

2- Olumsuz pekiştirme yapılması,

Bazı öğrenciler özellikle öğretmenin dikkatini çekmek için olumsuz davranışlarda bulunabilir. Bu tür davranışlar görmezlikten gelinmelidir. Bu tür davranışın cezalandırılması bile davranışın amacına ulaşmasını sağlayacaktır ve bu davranışın yapılma sıklığını artıracaktır.

Thorndike ve Bağ Teorisi (Deneme Yanılma Yoluyla Öğrenme)

Thorndike, çağrışım yoluyla öğrenme üzerinde çalışan ve bulgularını sınıfa uygulayan ilk psikologlardandır.

Thorndike? nin Bağ Kurma İlkelerinin Sınıf Durumlarına Uygulanması:

Öğrencilere öğrendiklerini kullanma fırsatı verilmelidir. Sınıf ortamında öğrencilere katılma şansı tanınması, demokratik bir ortam yaratacağından öğrenciler arasında etkileşim artar. Öğrencinin kendine güveni artar. Katılım, öğrenme derecesini etkiler ve öğrenciyi pasif bir dinleyici olmaktan kurtarır.

Özellikle alt kademedeki sınıflarda ve becerilerin öğretilmesinde egzersiz kanunu çok etkili olarak kullanılmalıdır. Öğrenme statik değil, dinamiktir. Bu yüzden öğrencilerin kazandığı bilgileri kendilerine mal etmeleri açısından egzersiz yapmaları şarttır.

Bir öğrenme durumunda öğrencinin etkili olması isteniyorsa başarılı olabileceği durumlar yaratılmalıdır. Başlangıçta meydana gelecek bir başarı öğrencinin daha sonraki öğrenmeleri de gerçekleştirmesi için motive edici bir güç kazandırır. Öğrencinin okula (dolayısıyla öğrenmeye) karşı olumlu bir tutum geliştirmesini sağlar.

Öğrencinin bir alanda önemli bir başarı geliştirmesi isteniyorsa, onun küçük yaşlarda, o alanda başarılı olabileceğini, kendisinin kabullenmesi ve bir akademik tutum geliştirmesi gerekir. Bu da ancak ona başarı duygusu tattırılması yoluyla olur.

Öğrencinin sınıf ortamında yaptığı olumlu davranışlar pekiştirilmelidir. Böylece öğrencinin olumlu davranışı gösterme sıklığı artar. Olumsuz bir davranış rahatsız edici bir sonuç getirirse o davranış azalır.

Sınavlar öğrencinin başarısızlığını ortaya çıkarmaktan ziyade, başarı tutkusu tattırma yönünde düzenlenmelidir. Sınavlarda sağlanan başarı öğrenciyi güdüler.

 Edvin R. Gutherie? nin Öğrenme Kuramı

Guthri 1952 yılında klasik koşullanma ile yakından ilişkili olarak geliştirdiği öğrenme teorisinde davranışların zamanda yakınlık yoluyla öğrenildiğini iddia etmiştir. Bu teoriye göre öğrenme bir işlemde tamamlanır. Tekrar ve pekiştirme öğrenme üzerinde etkili değildir. Ona göre, yeni öğrenme en son denemede öğrenilen şeyin yerine geçtiği zaman davranış değişikliği meydana gelir.

Guthrie? nin Kuramının Sınıf Durumlarına Uygulanması

Guthrie eğitimde ikaz etme tavsiyede bulunma yerine doğru davranışı bizzat yaptırmayı önermektedir.Örneğin sınıfta konuşmak için söz hakkı istemenin gerekliliğinin öğretilmesinde uygulama; söz hakkı istemeden konuşan bir öğrenciye öğretmenin cevap vermemesi şeklinde olabilir. Bu durumda,konuşma gereği duymak söz hakkı istemek için bir işaret uyarıcı olur.

Guthrie? ye göre bir konunun öğrenilmesi ancak yalın ve basit alt basamaklara ayrılması ve parçaların birleşmesi ile mümkündür.

Yine söndürülmek istenen bir davranışta aynı şekilde ortadan kaldırılır. Ancak cezaya da başvurulabilir.Ceza, acı verici veya onur kırıcı olmamalıdır. İstenmeyen hareket görüldüğünde onun hemen zıt bir uyarıcısı verilmelidir. Örneğin; ders dinleyen arkadaşını rahatsız eden öğrenciye o konu ile ilgili soru sorulmalı veya problemi çözmesi istenmelidir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Konuşan Hayvan Karakterler Öğrenmeyi Kolaylaştırıyor

Kıyafet giyen ve konuşan hayvan karakterlerinin çocukların öğrenme becerisini olumsuz etkileyebileceği belirlendi. Kanada’daki Toronto Üniversitesi’nden …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir