Anasayfa / Aile / Ergenlik / Ergenlik Döneminde Cinsel Tutum Nasıl Gelişir

Ergenlik Döneminde Cinsel Tutum Nasıl Gelişir

Çocuklukta başlayan cinsellik kavramı, ergenlik dönemi ile birlikte son şeklini alır. Ergenlik döneminden sonra çocuğun cinsel özellikleri kolay kolay değişmez. Önemli olan çocukluktan itibaren sağlam temelleri oluşturmaktır.

Cinsellik hakkında sağlıklı bir tavır, çocuğun kendi vücudu hakkında hissettikleriyle başlar.Çocuklar çok erken yaşlarda vücutlarının neler yapabildiğinin farkına varır. Aslında, yapılan araştırmalar, fiziksel olarak vücudumuz hakkında bildiklerimizin yüzde seksenden fazlasını yaşamımızın ilk on sekiz ayında öğrendiğimizi gösteriyor. Tutumlar doğru ya da yanlış olabilen bilgilere dayanır. Özellikle yanlış olan bilgiler öğrenilmişse cinsel tutumları değiştirmek zordur.

3 yaşına kadar kız ve erkek çocuklarının davranışları arasında genellikle pek önemli bir fark yoktur. Sadece erkek çocukları daha hareketli ve atak olabilirken, kız çocukları ise konuşmayı daha çabuk öğrenerek daha hızlı olgunlaşabilirler. Ancak bu farklılıklar çok kalın çizgilerle ayrılmadığı ve mutlak olmadığı için genel olarak tutumları aynıdır demek pek yanlış olmaz.  3 yaşından sonra gerek hormonal bir etkiyle, gerekse eğitimsel bir yönlendirmeyle, kız çocukları kızsal (feminen), erkek çocukları ise erkeksi (maskülen) kimliğe bürünmeye başlarlar.

İlkokulun ilk yıllarında sizin cinsiyetinizdeki kişilerin nasıl davranmaları gerektiği konusunda kurallar olduğunu öğrenirsiniz. Bu kurallar oldukça sıkı bir şekilde karşı cinse nasıl davranacağınızı da belirler. Bu kuralları ihlal etmeniz durumunda taciz edilmek, reddedilmek, hakkınızda dedikodu yapılması ve başka yaptırımlar uygulanmak suretiyle cezalandırılırsınız.Cinsiyetle ilgili en değişmez ve güçlü kurallardan biri zamanınızın çoğunu kendi cinsiyetinizden olan kişilerle geçirmenizdir. Bu cinsiyete dayalı gruplaşma okul öncesi veya anaokulunda başlar ve ergenlik çağına kadar sürer.

Toplumdaki cinsel tutum ve düşüncelerin ortak oldukları nokta, cinselliğin insanlığı etkileyen önemli ve temel bir güç olduğu, sınırlandırılmasının veya serbest bırakılmasının tek başına bir çözüm olmadığı görülmektedir.Gerçek olan diğer bir husus cinsellik konusunda zannedildiği kadar çok şey bilinmediği, farklı durumlarda da bilgisizliğin bir sonucu olarak cinsel problemlerin önemli düzeyde artabileceğidir.

Bireylerin genellikle cinsellikle ilgili kişisel tutumları birlikte yaşadığı kimselerin, özellikle arkadaş grubunun, içinde bulunduğu sosyal sınıfın, dini inançların, ana-babasından öğrendiği değer yargılarının, kendisini yönlendiren kavramlar ve değer yargılarının bir ürünü olarak ortaya çıkar.
Cinsiyetler arasında davranış ve özellikle farklılıkları konusunda insanların kalıplaşmış algılayış biçimleri vardır. Bu kalıplaşmış algılamaların gerçekle hiçbir ilişkisi olmayabilir, ancak insanlar kalıp yargılara ?sanki gerçekmiş? gibi inanırlar.

Çocuklarda kalıplama, algı sal kalıpların gelişimi erken yaşlarda başlar. İki, iki-buçuk yaşlarındaki çocukların cinsel algılama kalıplarına rastlanır. İlkokul çağındaki çocuklarda kalıplar tam anlamıyla yerleşmiştir.

Ailenin çocuk yetiştirilirken cinsel konulardaki tutumu, toplumun beklentilerine uygun olmalıdır. Toplumun cinsel davranışlardan beklediği gizlilik ve özellik anlayışı korunmalıdır.Çocuğun merakını gereksiz yere kamçılayacak davranışlardan kaçınılmalıdır.

Çocuk, kendi cinsine özgü duyuş, tutum ve davranışın özelliklerini nasıl kazanır? Her şeyden önce kız ve erkek çocuk beden yapıları, cinsel iç salgı bezleri (Hormonlar) bakımından doğuştan ayrı yaratılmışlardır.Başka bir deyişle, çocuklar doğal olarak, yapılarında var olan cinsel donanımları doğrultularında gelişirler. Çocuk kendi cinsinin eğilimleri desteklendiği sürece, kız ya da erkek kimliğini benimseyecektir. Bir çocuğun kız ya da erkek doğması cinsel kimliğini kazanması için ilk koşuldur ama yeterli ve tek koşul değildir.

Cinsel ilgilerin engellenmesi, çocuklara cinselliğin yasaklanması gereken bir etkinlik olduğunu düşündürmektedir.Hoşa giden cinsel ilginin nedeni baskılardır.Okul, öğrencilerin cinsel güdülerini denetlemelerini sağlayarak, bu güçlerini beğenilir işlere,okul başarısına,kendilerini yüceltmeye, beğenilir değerler üretmeye yönlendirebilmeli;onlara bireysel ve toplumsal eğitim etkinlikleri sunabilmelidir.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir