Anasayfa / Pedagoji / Çocuk & İstismar / Ensestin Çocuklar Üzerindeki Etkileri Nelerdir

Ensestin Çocuklar Üzerindeki Etkileri Nelerdir

Ensest terimi, birbirleri arasında kan bağı bulunan, çoğu kültürde yasal ya da yasal olmayan kurallarla cinsel birliktelikleri yasaklanmış olan kişilerin cinsel ilişkide olma durumunu ifade eder. Ensest toplumsal alanda yasal olarak evlilik yasağı ile engellenir. Anne-oğul, baba-kız, erkek kardeş-kız kardeş ensest olarak cinsel ilişkinin yasaklandığı en belirgin kişilerdir.

Bu tür ilişkiler genellikle yasa tarafından engellenmekte, suç sayılmaktadır. Ancak farklı ülkelerde farklı uygulamaların olduğu, neyin ensest sayılacağı ve yasaklanacağının değiştiği bilinmektedir. Kimi ülkeler belirli ölçüler koyarak buna ceza getirirler, kimi ülkelerde ise çeşitli derecelerden akrabalar arası cinsel ilişkiyi yasaklayan ceza maddeleri yoktur.

Ensest, yasal olarak suç sayılmadığı ülkelerde bile tabudur. Freud, ensesti Oedipus döneminde ortaya çıkan bir bozukluk olarak açıklamıştır. Ensestle ilgili asıl suç unsuru, bir tür aile-içi cinsel istismar olarak gerçekleşmesidir. İlişkinin utancı, beraberinde istismara uğrayan kişinin çaresizlikleriyle birleşince, gizli ve kapalı bir alanda ciddi yıkım ve kişilik bozukluklarına sebep olmaktadır. Ensest ilişki özellikle taraflardan birinin rızasına rağmen, zorla ve baskıyla ya da ödül ve kandırmayla ortaya çıktığında bir istismar konusu olarak görülmektedir. Aile içi, ya da akrabalar arası ilişkilerden yararlanılarak gerçekleştirilen, bir tarafın açık istismarına dayanan cinsel ilişki ensesti kendi bağlamının ötesinde de bir suç durumuna getirmektedir. Çünkü bu durumda ortaya çıkan cinsel istismar durumudur ve ensestin tabusal niteliği bu suçun/istismarın kolay ortaya çıkarılmasını, suçun cezalandırılmasını ve engellenmesini zorlaştırmaktadır.

Enseste ilişkin kesin rakamsal veriler yok denecek kadar sınırlıdır. Bunun temel sebebi ensestin toplumda utanç duyulan bir şey olmasıdır, ensest ilişki içinde olan bireyler, bunu her zaman gizleme eğilimindedirler. Bu durum, ensest ilişkideki istismar ve suç durumunu vahimleştirmekte, istismar edilenin bu sözkonusu utanç duygusuyla orantılı olarak istismar durumu sürgit devam edebilmektedir. Ensest iliskiler genelde psikolojik bir sorun haline gelip yardım istendiğinde ya da yasal uygulamaların devreye girdiği durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Bununla birlikte, özellikle kadınların ve çocukların ensest ilişki durumlarında istismar edildiği söylebilir.

Kapalı toplumlarda, geniş, büyük ve içiçe yaşanan aile ortamlarında bir istismar olarak ensestin daha gizli ve fakat daha yaygın olduğu ileri sürülmektedir. Ensest istimarı gerçekleştirenin genelde daha büyük ve erkek birey olduğu da belirtilmektedir. Eldeki verilere göre baba-kız ensestinin daha yaygın bir durum olduğu söylenmektedir. Anne-oğul ensesti ise daha derin bir tabu olarak kabul edilmektedir, ortaya çıkması nerdeyse yok gibidir. Bir istismar olarak ensest, istismara uğrayan kişide ciddi psikolojik travmalara sebep olabilmektedir. Özellikle aile içinde çocukların istismar edilmesi bu çocuklarda büyük yıkımlara yol acabilme riski taşımaktadır.

Ensest’in yani aile içi cinsel istismar vakalarından sonra çocuklar üzerinde bu olumsuz durumun bir çok etkisi bulunmaktadır. Bu olumsuz etkilerden bazıları şu şekilde ifade edilebilmektedir.

Çocuğun saldırganla olan ilişkisine,seksüel  aktivitelerin şekline, şiddet kullanımına,fiziksel zararın varlığına, çocuğun işbirliğine,yaşına,gelişim basamağına ve travma öncesi psikolojik gelişimine bağlı olarak değişmektedir. Ailenin olaya tepkisi de konu üzerinde etkileyici  rol  oynamaktadır. 

Çocuğun ensest sonrası geliştirdiği tepkiler;  korku,  depresyon,  dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, ikincil enürezis ve enkoprezis, davranış problemleri, okul problemleri, cinsel problemler gibi değişik şekillerde olabilmektedir.

Bu  çocuklarda  konversiyon  tepkilerine  de yüksek oranda rastlanılmaktadır. Öfke tepkileri, zayıf impuls kontrolü, karşı olma,  karşı  gelme  bozukluğu  cinsel  istismara  uğramış  çocuklarda gözlenebilmektedir.

Ayrıca parmak emme, tırnak yeme gibi davranışlara da sık rastlanılmaktadır. Bunun yanı sıra fobiler ve uyku bozuklukları,  kız  çocuklarında  erkek  çocukların  yanında  güvensizlik  ve anksiyete belirtileri,bulantı, kusma, karın ağrıları, baş ağrıları gibi sorunlar görülebilmektedir. 

Daha  büyük  çocuklarda;  suçluluk  hissi  ve  depresyon görülebilir. Suçluluk hissi, olayın kendisinden değil aile fertleri ile daha sonra yaşanan  olaylardan  kaynaklanır.

Ergenler (Adolesanlar);  okulda  başarı  ve  davranış sorunları, suça eğilim, konversif tablolar,panik ataklar (homoseksüel saldırı yaşayan erkek çocuklarda izlenir) yaşayabilirler.Kirli ve değersiz olma hissi yaşanabilir.  Adolesan  kızlar;  mazoistik  çok  eşli  cinsel  yaşamı  (bilinçsiz fantezilerine hitap ettiği için) tercih edebilirler. Ayrıca, genital hasar, hamilelik ve zührevi hastalık gibi fiziksel zararları da olabilir.

User Rating: 5 ( 2 votes)

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir