Gündem
Anasayfa / Haber & Yaşam / Dua ve Özgüven
Dua ve Özgüven

Dua ve Özgüven

Dua,?insanla Allah arasında bir iletişim? olarak tanımlanabilir.Dua,sınırlı,soylu ve aciz olan varlığın; sınırsız sonsuz ve kudret sahibi olan yüce varlıkla kurduğu köprüdür.Bu sebeple  insan;tarihinin hiçbir yerinde duadan uzak kalmamıştır.Din gibi dua da evrensel bir hadisedir.Her dinde her toplumda her kültür ve medeniyette duanın varlığına rastlamak mümkündür.Hatta dine karşı ilgisiz ya da inançsız insanlar arasında bile ara sıra dua edenlerin bulunduğu bilinen bir  geçektir.

Çünkü dua insan vücudunun doğal  bir  pratiğidir.O kadar  tabidir  ki  gayri ihtiyari bile yapılabilir.Yemek içmek ya da teneffüs etmek kadar doğal ve hayatidir.Dua da önemli bir nokta  da  insandaki  eksiklik,  yetersizlik  duygusudur.Dua bireyin Yaradanı  ile iletişim kurarak kendi acizliğinin farkına varmasıdır. Bu açıdan duayı  canlandıran  anlamlı  niyet,  bireyin  neye  ihtiyacı olduğunu bilmese  bile ?eksiklik şuurudur?.İşte birey kendindeki  bu  eksiklik  duygusundan meydana  gelen gerginliği ortadan kaldırmak için dua eder.İnsanın kendini eksik  görmesi yetersizlik duygusu özgüvenin oluşumunu olumsuz etkiler.Ancak bu eksiklik şuuru insanın  yaratanı  sonsuz güç  ve  kudret  sahibi  karşısında  olunca özgüvenini  besler.Belki  aynı  zamanda  sadece  Yaradanına  karşı  bu  duygunun hissedilmesi gerektiğini insana dua öğretir.Dua sayesinde insan diğer insanlar karşısında  yetersizlik ve eksiklik duygusundan kurtulur.Çünkü özünde bunu hissedeceği tek varlık Yaradanındır ve Yaradanımız insanın yaratılmışların en üstünü olduğunu ifade ettiğine göre insanın Allah?tan  başka  hiçbir  varlık  karşısında yetersizlik duygusuna kapılmasına gerek yoktur.

Eva De Vitray da İslam?ın tanımını dua  ile yapmış ve şöyle demiştir: ?İslam nedir? Bu soruya tek bir kelime ile cevap verilebilir: Dua yalnız bu kelimeyi, insanın ibadet  ederken yaptığı  hareketlerin  ötesinde,  kişinin  bütün  varlığıyla Allah?ına yönelişi  olarak anlamamız gerekir. İşte İslam  terimin  gerçek anlamı da budur?.İnsanın özünün Yaradanı ile birleşmesi ve O?nun varlığını bizzat tecrübe  etmesidir.İnsanın bu tecrübe sonucunda ruhunun dua ile huzura ermesidir.Johson,duanın psikolojik etkileri için şunları söylemektedir.

  • htiyaçlarımızın farkına varmamızı sağlar. Her şeyi bilen Yaratıcıya yönelmiş oluruz.
  • İtiraf etme ve affetmenin gelişmesini sağlar.Kendine yettiğini düşünmek aslında kendini aldatmak demektir.
  • İman ve ümit insanı gerginlikten  uzaklaştırır.Korkularını ve kaygılarını giderir,zihne huzur ve barış getirir.
  • Kendimizi  yönelttiğimiz  hedeflerimizi belirginleştirir.Onları gerçekleştirmemiz için güç verir.
  • Duygusal  enerjiyi  yeniler.  Bu  yenilemeyi  ilahi  olan (divine) iletişim sayesinde sağlanır.
  • Diğer  insanların  ihtiyaçlarına  cevap  verebilecek  bir  özelliğe  bürünürüz.Sosyal faaliyetler bu yönümüze yardımcı olur.
  • Ne olursa olsun her şeyi neşeyle karşılamamızı sağlar.
  • Yaradana bağlılık içtenliğimizi ve direnme gücümüzü besler.
  • Yüce bir içtenliği yaşayarak kişiliğimizi bütünleştiririz.

Görüldüğü üzere dua insanın sosyal,zihinsel,duygusal,ruhsal pek çok yönüne hitap ederek  özgüvenini desteklemektedir. İnsanın  Yaratıcısına ihtiyaç duyduğunun farkına varmasıO?na  inanması ve güvenmesi kendine güvenini arttıracaktır.Ayrıca hatalarını görme,kendini ve  başkalarını  affedebilme  güzel  bir ruh olgunluğu  kazandırarak insanı  geliştirir.Geçmişe  takılıp  kalmaktan insanı kurtararak  daha  güvenli bir şekilde geleceğe  bakmasını  sağlar.Dua  sayesinde insan amaçlı  bir  yaşam  sürebilir ve  amaçlarının  peşinde  koşmanın,bu  uğurda  gayret etmenin  hazzını yaşayarak  yeterlilik,yaratıcılık  duygularını  tatmin  edip  özgüvenini besler.

Din psikolojisi araştırmalarına göre,insan tabiatının ahlaki ve kutsal yönelişlerinin ihmal  edilmesi,onu  manen  sağlıksız  bir  varlık  haline  getirmekle kalmayıp  bu  durum  onun  yapıcı  bir  toplum elemanı olmasını  engellemektedir.İnsan tabiatı  hiçbir şekilde ihmali  kaldırmayacak  kadar önemli ve ciddidir.İnsan bir kere fıtratının  yönelişlerini ihmal etti mi,daha sonra altından kalkması güç sorunlar yumağı ile karşılaşır.Bu yüzden dua insanın  sahip çıkması gereken önemli bir manevi ihtiyaçtır.

Yapılan  psikolojik  tahlillerde;duanın,ilahi yardımın kazanılması için başvurulan genel bir mekanizma olduğuna işaret edilmekle birlikte, daha çok insanın yaratıcısına  doğru  fıtri bir  çekilişini ve yaklaşma isteğini  ifade  ettiği  üzerinde durulmuştur.Duayı insanın ruhi faaliyetlerinin vazgeçilmez boyutu  yapan da,işte  onun  fıtri  ve tabii  bir  tepki  türü  olmasıdır.Netice  itibariyle  dua  insanın  tabiatının  vazgeçilmez  özelliği,sonu  gelmez ihtiyacıdır. İnsan var oldukça tabiatının gereği dua edecektir.

Dua  yüce  bir  varlıkla  insan  arasındaki  bir  iletişim şeklidir.  Psikolojik  açıdan dua  ve  ibadet  doğal  bir  duygunun  belirtileridir.Psikolojide  organizmayı  davranışa sürükleyen  sebepler  vardır.Bunlar  güdü  kavramıyla  açıklanırlar.Güdüler türlü ihtiyaçlar  neticesinde ortaya  çıkarlar.Dua  da  insanın  tabii  ve fıtri  bir  ihtiyacıdır.Dolayısıyla  dua  davranışının  temelinde  yatan  bazı  güdüler  söz konusudur. Fakat burada tek bir güdünün duaya sebep olduğunu söylemek güçtür.Bu konuda  bütün  insanlar  için  ortak  sayabilecek  bir  güdü  gösterilmemektedir.

İlkel insanın duasının temelinde yatan güdü  korkudur.Ancak bu güdüyü bütün insanlara  genellemek  doğru  değildir.Sıkıntı,gerginlik,acizlik ve çaresizlik türlü  ihtiyaç  ve  taleplerin  baskısı  insanı  dua etmeye sevk edebilir.Özellikle çaresizlik ve mahrumiyet genellenebilecek bir dua  sebebidir.Yine insanın hayatını güzelleştirme,kuvvetlendirme  ve yüceltme çabası tüm dua şekillerinde görülen güdülerdendir.

İnsanı dua etmeye götüren güdüler korkudan şükre kadar geniş bir yelpaze arz etmektedir.Ancak  bütün bu duyguların  her biriyle özgüven  duygusu az veya çok ilgili ve her birinde özgüven duygusu ayrı ayrı şekilleniyor.İnsan korktuğu bir şeyin başına gelmemesi için dua ederken Yaradanına duyduğu sonsuz,derin ve içten güven duygusu,insanı korktuklarından emin ederken,kendisine  verilen  güzellikler  için de Yaradanına şükürle  dua etmesi ayrı bir güdülenme  sebebi.Bundan insan şunu öğreniyor. ?İnancım ve dualarımla korkularım beni üzmüyor,sevinçlerim beni şımartmıyor.Her iki halinde Yaradanımdan olduğunu bilerek güven ve huzur içinde yaşıyorum.? İnsanın ruhsal gelişimi için bu önemli bir süreçtir.

Allah?a  yönelmede  en  önemli  güdü  ?inanç?  olmaktadır. Çünkü  Allah?a bağlanan  insanlar  Allah  ile  konuştuklarına ve onun  kendilerine cevap vereceğine inanmaktadırlar.Yönelmenin  sebebi  Allah?a  karşı duyulan sevgi,minnettarlık,hürmet ve zühd de  olabilir.Bu bağlamda dua güdülerinden biri de Allah ile konuşma ve ülfet arzusu olmaktadır.Bu arzu,her dinde,her kültür  ortamında  temel  bir  itici  güç  olarak  ortaya  çıkmaktadır.

Duanın  meydana  gelmesi ve dua  esnasında olağanüstü haller  yaşanabilmesi için insanın kendisini üstün bir durum içerisinde bilmesi yalnız bu uç durumda (limit situation) bayağı düşüncelerden ve dünyevi endişelerden arınabilir. Buna bağlı olarak da  konuştuğu  dil ruhsal olarak üstün  bir  nitelik  kazanır.Dua  kalbin  Allah  ile konuşmasıdır.Ancak  insan  kalbi  yüksek  bir duruma geldiği  zaman  bu  olabilir.Dua ve istek formlarında insan,psikolojik  açıdan  kendi  kişisel varlığını nasıl  kavrayıp değerlendirdiğini,onun sınırını,anlamını sergilerken bu arada gerek ferdi gerekse toplumsal  isteklerini,manevi yücelişini dilekler biçiminde Allah?a sunar.Manevi bir süreç olan bu tanıma ve  tanınmanın  ardından,dua  eden  kimse kendi sınırlı gücünün ötesindeki  güç kaynağıyla münasebet kurmuştur ve sarsılmaz bir güvene sahiptir.

?William James,insanların  psikolojik yapısı  köklü bir değişikliğe uğramadıkça ta  kıyamete  kadar  dua  edeceklerini  belirtir.Ona göre dua arzu ve ihtiyacı,insan  varlığının  en derin  noktasında yer alan?sosyal benlik?le ilgilidir.Sosyal benlik ihtiyacını duyduğu mükemmel,kusursuz arkadaşını  ancak  ideal  bir dünya  içinde  bulabilir.Ayrıca çeşitli  felaketler  karşısında sosyal  benliğin  dağılıp çözülmesi durumunda,içinde böyle deruni bir sığınak olmayan bir dünya,insan için bir cehennem olur.Bu bakımdan az ya da çok her insan,ideal ve korkusuz bir dünya özleminin duygusunu yaşar?İşte dua böylesine köklü bir ihtiyaçla,güven ihtiyacıyla,insan hayatındaki yerini muhafaza eder ve böylesine bir özlemi dile getirir.

Bireyin  kişilik  gelişimini  bu  kadar  yakından  ilgilendiren duanın,eğitimi  de çocukluktan  itibaren  verilmelidir.Çocuklar mümkün olduğu kadar erken  yaşta,en basit cümlelerle başlayarak,içlerinden  geldiği gibi dua edebilmeyi öğrenmelidir. Kalıp sözler ve ezberlenmiş dualar,ilahilerle birlikte,cemaati oluşturmada, duyguları doğurmada vazgeçilmez yere sahiptirler.Bu sebeple  ezbere  ve  serbest,her iki dua biçimi birbirini tamamlamalıdır.Çocuklara bu alana ilginin belirdiği çağdan itibaren,dini konularda üzerinde,akıllarının erdiği kadarı ile konuşabilmeyi teşvik etme,duaya  özendirme,olgun bir ibadet hayatına hazırlık için gereklidir.Çünkü iyi verilmiş her eğitimin  temeli,çocuklukta başlar.

İnsanın sosyal,duygusal, zihinsel ve özellikle de ruhsal  eğitimini  bu kadar etkileyen bir  değerin de çocukluktan itibaren verilmesi bireyin kişilik gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.İnsanlar duanın kişisel yeteneklerini geliştirdiğini  anladıkları  için eskisine göre daha çok dua ederler. Dua onların içlerindeki gücü ortaya çıkararak kendilerine daha güvenli  bir  insan  olmalarını  sağlar. Nitekim Kur?an-ı Kerim?de Yüce Yaradanımız?Kullarım sana benden sorarlarsa söyle: ben onlara yakınım.Dua edenin duasını kabul ederim.Bana dua etsin ve bana inansınlar ki selamete  ereler?  demektir.O?na  inanmak ve O?na güvenmek  insanı  her halükarda selamete, başarıya, huzur ve mutluluğa götürür.

Bütün  bunlardan  hareketle duanın insanların şahsiyetinin  oluşmasında  ve ahlaki  davranışlarının  gelişmesindeki olumlu etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.İnsanlar dua ederken, kötü alışkanlıklarını,hırslarını, hatalarını, kibir ve gururunu bir kenara bırakma temiz bir kalp ile Yaradanına yönelme eğilimindedirler.Gerek ihtiyaç ve hatalar  yüzünden Allah?a dua etmek,gerekse  nimetleri sebebiyle O?nu hatırlamak ve  anmak  kişide  psikolojik  bakımdan bir  rahatlık,  huzur ve  mutluluk doğurduğu gibi ahlaki arınmaya ve yücelmeye de yol açmakta, gelişim safhalarındaki  takılma  ve  sapmaların  önlenmesinde ve şahsiyetin  tamamlamasında yapıcı bir fonksiyon icra etmektedir.

E. Ellison, dua ve ibadetlerine  devam  edenlerin,etmeyenlere  göre  daha mutlu,anlamlı ve  sağlıklı  bir  hayata  sahip olduklarını  tespit  etmiştir.Schmitz?in 1985?te  gerçekleştirdiği bir  araştırmanın bulgularına göre,gençlerin yaklaşık üçte ikisi,zorluklar karşısında duaya yönelmektedir. Ülkelerin  birçoğu,  dua  ile  tedavi merkezleri kurmuşlardır.Yukarıda da  ifade  ettiğimiz  gibi dua vasıtasıyla  insan  yaşamda karşılaşabileceği  her zorluğun  altından özgüvenini  kaybetmeden hatta özgüvenini arttırarak kalkması mümkün olabilmekte. Kur?an-ı Kerim?de insanlara model olarak gösterilen  Peygamberlerin ve Peygamberimiz Hz.Muhammed?in pek çok sıkıntıyla karşılaştıklarını ama özgüvenlerini kaybetmediklerini  görebiliyoruz.  Her  bir peygamber  ayrı ayrı zorluklarla  sıkıntı  ve meşakkatlerle  karşılaşmasına rağmen,kendilerine güvenlerini kaybetmemiş umutsuzluk ve cesaretsizliğe kapılmamışlardır.Bu  gibi  durumlarda  Peygamberlerin  kendi  dillerinden  yaptıkları  dualara Kur?an-ı Kerim?de pek çok örnek mevcut.

Örneğin Hz. Yunus, peygamber olarak gönderildiği halkına yapması  gereken tebliği görevini yapmış,onlara yaşamda  mutluluğun,huzurun  ve  güvenin yollarını  öğretmeye  çalışmış  ancak  halkı anlamamakta ısrar edince O da kendisine vahiy  gelmeden  bulunduğu  kenti  terk  etmiş ve  bir balığın karnına düşmüş.Orada hatasını  anlayıp hemen  Yaradanına  yönelmiş.  Bu  sıkıntı,zorluk anında neden, niçin, keşke demeden dualarıyla Yaradanına yönelmiş ve O?na: Senden başka hiçbir ilah yok (ben senden başka hiçbir yere gidemem, gideceğim ve güveneceğim,bana yardım  edebilecek olan sadece sensin).Bütün eksiklerden yücesin  (Senin  gücünü,  kudretini  ve  rahmetini  biliyorum).

Ben zalimlerden oldum (kendi hatamın farkındayım ve hatamı kabul ediyorum) (21/187) diyerek Yaradanına yönelmiş. Karşılaşılan sıkıntı oldukça büyük insanın acziyetinin ve çaresizliğinin tam bir  örneği. İnsan  peygamber  dahi  olsa  zaman  zaman  hata  yapabiliyor  ve  gerçekten çok  aciz  ve  çaresiz  kalabiliyor.Ama  bütün  bunlara  rağmen Hz.  Yunus  özgüvenini hiç  kaybetmiyor  ümit  ile  Yaradanına  yönelebiliyor.  En  çaresiz,  çözümsüz  görünen durumlarda bile inanan insan dualarıyla çözüm üretebiliyor. Böyle bir durum insanın özgüvenini güçlendirir.

Yine Hz.Eyyüb?e baktığımızda,sürekli hastalıklarla baş etmek zorunda olan bir  peygamber.Hastalık  gerçekten  sıkıntılı ve zor bir  süreç, direk insanın özgüven duygusunu  sarsabilecek  bir  zorluk.Çünkü  insan  hastalığı  dolayısıyla  yetersizlik hissine kolayca kapılabilir. Ama Hz. Eyyüb büyük bir güvenle Yaradanına yöneliyor ve diyor ki: ?Rabbim bana zarar (sıkıntı, hastalık) dokundu.Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin?.Hz.Eyyüb sıkıntısını dile getiriyor.?Bana zarar (sıkıntı, hastalık)  dokundu,  başıma  böyle  bir  hal  geldi?  diyor  ve  Rabbinin sonsuz merhametini ifade etmek istiyor, ?Benim bir sıkıntım var ama sen rahmetle muamele edersen o  sıkıntının  benim  için  sıkıntı  olmaktan  çıkacağına  inanıyorum.Bana  en merhametli  davranacak  olan  yine  sensin.?

Büyük  bir  güven ve huzur içinde  kendini ifade ediyor.Karşılaşılan problem zor bir problem ama Hz. Eyyüb?de korku ve kaygı yerine huzur ve güven hakim.Ve Peygamberimiz Hz.Muhammed; halkı ilk önce O?na inanmıyor ve 13 yol boyunca  da  inanmamada  devam  ediyor,öyle  ki  en  yakınlarından  bile  tam  destek göremediği zamanlar oluyor ve amcası, kendisi hakkında indirilen beddua ayetleri ile Kur?an-ı  Kerim?in  direk  muhatabı  oluyor.O ise bunlara rağmen özgüvenini  hiç  kaybetmiyor. İnancı,  duası  ve  Yaradanına  duyduğu  sonsuz  güvenle

karşılaştığı  her  zorluğun  üstesinden  gelebiliyor.Bütün bu  sıkıntılar  anında  Allah O?na  nasıl  dua  edeceğini  özgüvenini  nasıl koruyacağını  öğretiyor: ?Senden yüz çevirilerse (sana inanmaz sana arkalarını dönerlerse) de ki: Allah bana yeter. O?ndan başka  ilah  yok.  Ben  O?na  tevekkül  ettim.O Arş-ı  Azim?in  Rabbi?dir.?.Siz iyiliği  huzuru  ve  mutluluğu  için  uğraşın,  ferdi  ve  toplumsal  boyutta  insanlığın  içine düştüğü  akıl  almaz  sıkıntılardan  kurtulmanın  yollarını  gayet  açık,  net  ve insan yaradılışına  en  uygun  formda  anlatmaya  çalışın,  onlar  sizinle  dalga  geçsinler,sizi alaya  alsınlar,hatta  size  iftira  atsınlar? Karşılaşılan  sıkıntı  öyle  herkesin kaldırabileceği türden bir şey değil ve özgüveni direkt olarak sarsabilecek bir durum. Ama Hz. Peygamber?de hiçbir güvensizliğe sebep olmuyor.

Çünkü O, bütün bunlara rağmen Allah?ım bana yeter demenin huzurunu yaşıyor.Ve son  olarak  da  Kur?an-ı  Kerim?den  insanların  dualarına  bir  örnek vermek istiyoruz.?Onlar(inananlar) öyle kimselerdir ki. Bakın size karşı bir ordu toplanmış,onlarda korkun dendiği zaman bu onların sadece imanını (güvenini) arttırdı. Dediler ki,  Allah  bize  yeter  O  ne  güzel  vekildir.?. İnsanın,  kendisine  zarar  vermesi muhtemel çok büyük ve güçlü bir  topluluk karşısında korkuya ve kaygıya kapılması beklenirken,onlar  Allah?a  duydukları  inanç  ve  güven  sayesinde, kendilerine güvenleri  artıyor ve cevapları ?Yaradanımız bize  yeter? demekle  oluyor. Duaları  ise Allah?ım sen bütün bunlara rağmen bize kâfi gel oluyor.

Bunlara  benzer  Kur?an-ı  Kerim?den  pek  çok  örnek  bulmak  mümkün. Dua hayatta karşılaşılan sıkıntılar karşısında önemli bir dayanaktır.Bu anlamda yukarıda vermeye çalıştığımız örnekler  hepimizin başına gelebilecek sıkıntılar.Mesela Hz.Yunus örneğinde  olduğu  gibi çaresizlik,Hz.Eyyüb  örneğinde olduğu gibi hastalık,Hz.Peygamber?in örneğinde olduğu gibi bütün  emeklerine  rağmen  insanların nankörlüğü  ve son olarak insanın değişik  şekillerde  yaşayabileceği  korku durumları? bunların  hepsi  hepimizin  başına  gelebilecek  sıkıntılar,bu gibi durumlarda  Peygamberlerin ve inananların inanç ve dualarıyla nasıl özgüvenlerini kaybetmediklerini görebiliyoruz.Aksine özgüvenlerini koruduğunu ve  geliştirdiğini düşünüyoruz.Bu  yüzden  inanç  ve  duanın  özgüvenin  korunmasında  ve geliştirilmesinde,güçlenmesinde herkes  ama  herkes  için  önemli  bir  manevi  değer olduğunu düşünüyoruz.

Hakkında İdris Gündüzalp

İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü mezunuyum. Milli Eğitim Bakanlığı ve Özel Sektörde çeşitli deneyimlerim oldu.Uzun yıllardır PdrGünlüğü Sitesinin Editörlüğü yapmaktayım.Temel mesleki amacım Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanına katkı sağlamaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>