Anasayfa / Egitim / Doyumsuzluğun Kökeninde Aile Var

Doyumsuzluğun Kökeninde Aile Var

Günümüzde, bilgi çağı ve hızına yetişemediğimiz teknolojiyle birlikte ivme kazanan doyumsuzluk; toplumu tüketim çılgınlığına iterken, kişisel değerlerde olumsuz değişikliklere neden oluyor. Bu nedenle, anne ve babalara önemli görevler düşüyor.

Bilinçli anne babalar, sağduyulu miniklerle geleceğe yatırım yapıyor

Geleceğin büyükleri olan çocuklar, rol model olarak anne babalarını örnek aldıklarından, anne babalara bu anlamda önemli görevler düşüyor. Çocuklarla yapılan alışveriş, ailece sahip olunan tüketim alışkanlıkları, ailede tasarrufa verilen değer; tüketim çılgınlığını engelleme konusunda belirleyici oluyor.

Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, konuyla ilgili görüşlerine şu şekilde yer veriyor: “Sağlıksız ve ölçüsüz tüketim alışkanlıklarına sahip ebeveynler, sürekli tüketmeye meyilli çocuklar yetiştiriyorlar. Anne babanın bilinçlenmesi, çocuklarda ilerideki yaşlarında tüketimde ölçüsüz davranma, kişisel değerlere verdiği önemi yitirmeye başlama, öz güvensiz olma ve depresyona eğilim gösterme gibi olumsuz duygu durumları ve davranışları engeller. Ebeveyn olarak, kendinizin ve çocuklarınızın hayatlarının, doyumsuzluktan uzak ve mutlu geçmesi için, şu önerilere kulak asmanızda yarar var:

Çocuklarınızı, kumbarada para biriktirmek gibi, tutumlu davranış geliştirmelerini sağlayacak aktivitelere yönlendirin.

Sosyal yaşantının ve hediyeleşmenin, büyük bütçeler gerektirmediğinin bilincine varın. Bu bilinci, çocuklarınıza da aktarmaya çalışın.

Karnınız açken ve sinirliyken alışveriş yapmayın. Aksi halde, sonradan pişman olacağınız, sağlıksız şeyler yiyebilir veya ihtiyacınız olmayan ürünler satın alabilirsiniz.

Çocuklarınızla alışveriş yaparken, ihtiyaç odaklı düşünün. Gerçekten ihtiyacınız olmayan şeyleri satın almayın. Bu tutumunuzu, çocuğunuza da aşılayın.”

“Doyumsuzla savurganlık kardeştir. Bir aileye ve topluma zarar vermeye, bu iki kardeş yeter.”

Psikolog Ayşe Yanık Knudsen’e göre, doyumsuzla savurganlık kardeş ve birbirini besliyor. Doyumsuzluk ve savurganlık, ebeveynlerin doğru tutumlarıyla, aileden ve toplumdan uzaklaştırılabiliyor.

Knudsen, tüketim çılgınlığına son vermek için ebeveynlere öncelikle, sosyal hayatı alışveriş merkezlerine indirgemeyerek, başka alanlarda da aktivitelerde bulunmalarını öneriyor. Knudsen, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuklarımızı sıklıkla alışveriş merkezlerine götürmek yerine; parklara, tarihi yerlere, hayvanat bahçelerine, eş dost ve akraba ziyaretlerine de götürmeliyiz.

Alışveriş merkezlerine arada gitmek bir sorun değil, ancak hemen hemen tek aktivite haline gelmeye başlamışsa, bu bir sorundur. Ayrıca, eskiyen eşyalarımızı onararak, evde başka görevlerde kullanmamız; çocuklarımıza savurganlık yerine, eskileri değerlendirerek tutumlu olma davranışını aşılaması açısından önemlidir.” Knudsen’in de belirttiği gibi, doyumsuzluk davranışı aile içinde kazanılıyor ve çocuğun içinde bulunduğu sosyal çevreyle giderek büyüyor. Bu nedenle, geleceğimizin büyükleri olan çocukları, doyumsuzluktan ve tüketim çılgınlığının bir parçası olmaktan korumak konusunda, ebeveynlere önemli görevler düşüyor.//milliyet

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Çocuğun Anne Babasına Mektubu

Sevgili anne babacığım biliyorum ki ben sizden küçük ve tecrübesizim ama bunlara rağmen sizden daha …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir