Anasayfa / Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik / Depresyonda Olduğumuzu Nasıl Anlarız?

Depresyonda Olduğumuzu Nasıl Anlarız?

Çoğu zaman depresyon olarak adlandırmadığımız, günlük hayatın öğeleri olarak gördüğümüz bazı durumlar aslında tam da bu hastalığın belirtilerine işaret edebiliyor. Her yaşta, hatta çocuklarda bile görülebilen bu hastalık insanları çok çeşitli şekillerde etkiliyor. Emsey Hospital’dan Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Orhan Karaca, hayatımızı psikolojik, sosyal ve fiziksel açıdan etkileyen depresyon ile ilgili görüşlerini paylaşıyor.

Depresyon Nedir?

En az 2 hafta süren duygu durum çökmeleri depresyon olarak adlandırılır. Duygusal olarak çöken hasta karamsarlaşmaya ve zihinsel olarak (kendine zarar verme dahil) kötü düşüncelerle meşgul olmaya başlar.Vücudunda ağırlık ve yavaşlama ortaya çıktığı için, davranışları da içe kapanma yönünde değişir. Gün içindeki gelip geçici moral bozulmaları depresyon olarak adlandırılmaz.

Beynin Kimyasını Bozabilen Depresyonun Nedenleri

Beyindeki kimyasal dengenin bozulması bu hastalığın oluşmasında önemli yer tutar. Beyinde bulunan seratonin ve noradrenalin adını verilen kimyasal maddelerin sinir hücreleri arasındaki sinaps ismi verilen boşluktaki miktarları azalır. Bu azalma, depresif bulguların ortaya çıkmasına neden olur. Kimi zaman kendiliğinden olan bu azalma, kimi zaman da bazı zorlayıcı yaşam olaylarından sonra gerçekleşir.Geçmişte yaşanan travmalar, kayıplar, üzüntü ve zorlanmalar, hala devam eden sorunlar, yeni ortaya çıkmış zorlayıcı yaşam olayları, düşük eğitim düzeyi, yoksulluk da depresyona neden olabilir. Ailesinde depresyon olan kişi depresyon açısından risk altındadır, yani kalıtsallık bu hastalığın önemli nedenlerindendir.

Kadın cinsiyeti erkeklere göre daha fazla depresyona girme riski taşır. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hormonal, kadının günlük yaşamdaki yükünün fazla oluşu, sorumluluğunun artması,erkeklere göre psikiyatriye daha kolay başvurmaları (tanı konulan vaka sayısının çok oluşu), erkeklerin depresyonlarında görülen alkol ve madde kullanımının depresyon tanısını koymayı geciktirmesi olabilir.

Hormonal bozuklukların içinde özellikle hipotiroidi (tiroid bezinin yavaş çalışması) önemli bir depresyon nedenidir. Tiroid hastalığı düzelen vakalarda depresyon da düzelebilir. Bazı vakalarda depresyon ilerler ve ağırlaşır. Bu durumda, tek başına hipotiroidi tedavisi yeterli olmaz.

Yas yaşayan bazı kişiler yas sürecinin beklenenden daha uzun sürmesi sonucunda depresyona girebilirler.Ağır düzeydeki kaygı bozukluklarında da bireysel ve sosyal yaşam bozulacağı için depresyon ortaya çıkabilir. Sosyal fobide depresyon görülme sıklığı %40’tır. Bu oran eş hastalanmanın (sosyal fobiye bağlı depresyon ortaya çıkması gibi) önemini vurgulaması açısından çarpıcıdır.

Depresyonda olduğumuzu nasıl anlarız?

Kişide gün boyu süren bir depresif duygu duruma ek olarak, ilgi ve istek kaybı, zevk alamama, kilo kaybı ya da artışı, uykusuzluk ya da uyku artışı, hareketlerde yavaşlama, yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı,huzursuzluk, değersizlik ve suçluluk duyguları, odaklanma zorluğu, kararsızlık, kendine zarar verme düşünceleri varsa kişi depresyonda olabilir. Ancak depresyon denebilmesi için, bu belirtilerin iki haftadan daha fazla sürmesi gerekir.

Depresyon Türleri

Maskeli Depresyon: Tipik depresyon belirtilerinin, sanki maskelenmiş gibi görüldüğü depresyon türüdür.Vücudun değişik yerlerinde ağrı, sızı, uyuşmalar, iştah artışı veya azalması, alkol veya madde kullanımı görülebilir.

Atipik Depresyon: Depresif duygu durum görülmesine rağmen, depresyon tanısı koymada kullanılan tipik belirtilerin görülmediği depresyon türüdür.

Postpartum (Doğum sonrası görülen) Depresyon: Doğumdan sonraki 4 hafta içinde annede ortaya çıkan, duygu durumda çökme, halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, moral bozukluğu, ilgi ve istek kaybı,unutkanlık,dikkat dağınıklığı, sinirlilik, uyku ve iştah bozukluğu, umutsuzluk, değersizlik düşüncesi,kendine zarar verme şeklinde olumsuz düşüncelerin olduğu depresyon türüdür.

Distimik Bozukluk: En az iki yıl boyunca, hemen her gün ağır olmayan düzeyde depresyon belirtileri vardır.

Organik Kökenli Depresyon: Bu depresyon türü, fiziksel bir hastalığa bağlı ortaya çıkar. Kanser, hormonal bozukluklar (özellikle hipotiroidi), fiziksel travmalar, tekrarlayan ya da ağır ameliyatlar, enfeksiyonlar örnek olarak verilebilir.

Psikotik Belirtili Depresyon: Depresyon belirtilerine kimi zaman halüsinasyon (varsanı) ve hezeyan (sanrı) eklenmesidir. Halüsinasyonlar, beş duyu organımızla ilişkilidir. Yani görme, işitme, tat, dokunma, koku şeklinde halüsinasyonlar görülebilir. En sık görülenler işitme ve görme halüsinasyonlarıdır. Hezeyanlar ise,düşüncelerde meydana gelen bozulmalardır. Bu bozulmalar çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Başlıca değersizlik, günahkarlık, cezalandırılma yönünde olan hezeyanlar zarar görme, aşırı alınganlık ve anlam çıkarma, bedensel hastalık olduğuna dair kuvvetli inanç şeklinde de görülebilir.

Mevsimsel Depresyon: En az iki yıl üst üste olmak kaydıyla, yılın belli dönemlerinde ortaya çıkan, sebep olarak herhangi bir yaşam olayının gösterilemediği duygu durum çökmelerine mevsimsel depresyon denir.Gün ışığının azalmaya başladığı sonbahar ve kış ayları mevsimsel depresyon açısından yüksek risk taşıyan dönemlerdir. Ancak, ilkbahar ve yaz aylarında da görülebilir. Soygeçmişte Bipolar Bozukluk (Manik Depresif Bozukluk), depresyon gibi hastalıkların olması, kadın cinsiyet, zor yaşam koşulları, ağır fiziksel hastalıklar, gün ışığından az yararlanan bölgeler (kutuplara yakın olan bölgeler gibi) mevsimsel depresyon açısından riski artırır.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Depresyon ve Üzüntü Arasındaki Fark Nedir?

Depresyon genellikle üzüntünün uç noktası olarak düşünülse de, klinik depresyon ve üzüntü arasında büyük bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir