Anasayfa / Pedagoji / Çocukların Okul Fobisi İle Nasıl Başaçıkılır

Çocukların Okul Fobisi İle Nasıl Başaçıkılır

Çocukların normal hayatlarından okul hayatına geçiş sürecinde yaşadıkları okul sendromunu aşmanın yolu ebeveynlerin davranışlarından geçiyor. Uzman Psikolog Eda Yavaş çocukların okula adapte olma sürecinde yaşadıkları sendromu ebeveynlerin sabırlı ve ilgili tutumlarıyla aşılabileceğini söylüyor.

Uzun bir yaz tatilinin ardından çocuklar, bu hafta ders başı yaptılar. Psikolog Eda Yavaş, uzun bir tatilin sonunda planlı bir hayata geçiş yapan miniklerin yaşayabileceği stresin ebeveynlerin sabırlı ve ilgili tutumuyla aşılabileceğini söylüyor ve mutlaka çocuklarını dinlemeleri gerektiğini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi’nden Uzman Psikolog Eda Yavaş, uzun bir tatil döneminin ardından okula yeniden başlayan çocukların okul sendromunu en kolay şekilde aşması için ailelere önerilerde bulundu.

Çocuklar ne hissediyor

Üç aylık tatilin ardından çocuğu hem duygusal, hem zihinsel, hem de psikolojik olarak okula hazırlamak gerekir. Bu dönemde ailelere de birtakım görevler düşmektedir. Öncelikle aileler, onların neler hissettiğini, korkuları kaygıları olup olmadığını anlamaları için çocuklarıyla konuşmalı, onları dinlemeli, okul ile ilgili konular konuşulurkenki davranışlarını gözlemlemeli, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmedirler.

Kullanacağı araç gereci kendisi seçmeli

Bu dönem yumuşak bir geçiş için çok önemli. Öğretmenleri ile tanışılmalı, ders kitaplarını, araç ve gereçlerini birlikte almalı, yeni döneme, yeni deneyimlere duygusal olarak hazırlanması sağlanmalıdır. Aynı zamanda kullanacağı araç ve gereçleri de kendisinin seçmesi okula motive olması konusunda etkili bir faktör olacaktır.

İsteksiz çocuk aşağılanmamalı

Çocukların üzerine okul ve eğitimle ilgili fazladan sorumluluklar yüklenmemeli, okulun kendi gelişimi ve sosyal hayatı için gerekli olduğu sade bir biçimde anlatılmalıdır. Bunun yanında okula gitmeye isteksiz olan çocuklarda ailelerin sabırlı olması, çocuklarına bu durumun normal olduğu ancak gitmedikleri zaman okulda kaçıracağı şeyler olacağı ve neden gitmesi gerektiği yumuşak bir dille, çocuk aşağılanmadan, yargılanmadan anlatılmalıdır. Dönem içinde zaman zaman zorluklarla karşılaşabileceği, böyle zamanlarda aile fertlerinin ona destek olacağı, çocuğa karşı sevginin ders başarısına göre değişmeyeceği mesajı verilmelidir. Okula uyum ile ilgili daha büyük zorluklar çeken çocuklar için, sabırlı ve kararlı olunmalı, gerektiği durumlarda uzmanlardan yardım alarak, okul korkusunu yenmesi sağlanmalıdır.

Uyku düzeni sağlanmalı

Tatilde bol bol dinlenmeye ve oyun oynamaya vakit ayıran çocukların, okulların açılmasıyla birlikte alışkanlıklarını değiştirmek durumunda olmaları oldukça zordur. Yaz tatilinde geç vakitlere kadar uyuyan, akşamları geç yatan çocukların, okullar açılmadan birkaç gün öncesinde kendilerini okul saatlerine ayarlamaları, gerekiyorsa biraz daha erken yatarak kendilerini alıştırmaları önerilmektedir.

Oyun her zaman olmalı

Oyun çağındaki bir çocuğun yaşına uygun oyun oynaması, çocuğun fiziksel, psikolojik ve psiko-sosyal gelişimi için önemli bir unsurdur. Bu sebeple okula başlayan çocuğun da oyun çağında olduğu göz önünde bulundurulmalı ve okula hazırlık ve ödev yapma saatlerinin dışında oyun oynaması desteklenmelidir. Hatta oyun oynamaya teşvik edilmelidir. Yaşları küçük olan çocukların oyun saatine ayırdıkları vakit elbette yaşları daha büyük olan çocukların ayırdığı vakte göre daha fazla olacağı da unutulmamalıdır.

Sorumluluklarını ihmal etmemeli

Daha büyük sınıflarda olan çocukların, konsantrasyon sürelerinin daha fazla olabileceği, derslerinin daha zorlaştığı ve daha çok tekrara ihtiyaç duyulması sebebiyle oyuna ayrılan saatin azaltılması gerekmektedir. Ders çalışma saatlerinin arasına oyun saatlerinin eklenmesi, ancak belirlenen sürelerin aşılmaması da önemli bir konudur. Çocuğun oyun saatlerinin belirlenen saatlerin dışına çıkarak sorumluluklarını ihmal etmemesine dikkat edilmeli, sorumluluk bilincinin bu şekilde kazandırılması sağlanmalıdır.

Sorumluluk duygusu ödevlerle aşılanır

Ödev yapmak bir zorunluluk olmasından ötürü öğrenciler tarafından sevilmeyen, yapılması zor bir etkinlik haline gelmiştir. Çocukların öğrendiklerinin pekiştirilmesi, sorumluluk bilincinin kazanılması, bilgi birikimleri ve problem çözme becerilerine katkısı olan ödevlerin yapılması ile ilgili isteksizlik de çocuğun ailesiyle çatışmasına, öğretmen-öğrenci ilişkisinin bozulmasına kadar gidebilmektedir.

Ödevin gerekliliği anlatılmalı

Çocuğun küçük yaşlardan edinmesi gereken sorumluluk bilincinin yerleşmesinde büyük rol oynayan ödevlerin çocuk tarafından daha istekli bir şekilde yapılması için en başta, ödevlerin neden gerekli olduğu ve kendisine neler kazandıracağı onun anlayacağı bir şekilde anlatılmalı, sonrasında çocuğun çalışma ortamının ders çalışmaya elverişli olmasına( aşırı soğuk / aşırı sıcak/ gürültülü), dikkat dağıtıcı unsurların olmamasına, çocukların yaşına, eğitimine, olgunluğuna uygun ödevler verilmesine dikkat edilmelidir. Ders çalışma aralarında kısa molalar verilmesine, ödev saatlerinin belli olması kadar çocuğun oyun oynama ve dinlenme saatlerinin de önceden belirlenmesine ve bu saatlere uyulması konusunda anlaşma yapılmasına ve ders yapmanın kendisine kazandıracakları ile ilgili motive edilmesine özen gösterilmelidir.

Sınavların yayılması kaygıyı azaltabilir

Eğitim sistemine yapılan son değişiklikle çocukları yıl içerisinde 12 sınav bekliyor olacak. Bir yıl içinde 12 sınava girecek olan öğrenciler için yeni bir sınav sisteminin gelmesi sebebiyle kaygı düzeylerinde artış olabileceği gibi sınavın sene içine yayılmış olması da performans kaygısının azalması için etkili olacaktır. Sınav kaygısı açısından değerlendirildiğinde öğrencileri rahatlatacak bir sistem olarak görülmektedir.

Rehber öğretmenle plan yapılmalı

Öğrenciyi bir yıl boyunca ilk dönem 6 sınav, ikinci dönem 6 sınav olmak üzere 12 sınav gençleri bekliyor olacak. Sistemin yeni olmasından kaynaklanan kaygının azaltılması için öğrencilerin sistemi doğru kaynaklardan öğrenerek, kafalarında belirsizlik kalmaması sağlanmalıdır ve öğrenci fazla vakit kaybetmeden yeni çalışma sistemlerini belirlemelidir. Tüm seneye yayılacak olan puan sistemiyle öğrenciler gerektiğinde rehber öğretmenleriyle birlikte planlarını yapmalı, ilk günden itibaren düzenli çalışma sistemini oturtmalıdır.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

 2-3 Yaş Döneminde Çocukların Sosyal Gelişim Özellikleri

Sosyalleşme, bebeğin 3 ay dolaylarında insanla objeler arasındaki farkı görerek, değişik tepkiler göstermesiyle başlar. Bebekler …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir