Anasayfa / Özel Egitim / Dil ve Konuşma Güçlüğü / Çocuklarda Görülen Dil ve Konuşma Bozuklukları

Çocuklarda Görülen Dil ve Konuşma Bozuklukları

Başlığımız her ne kadar çocuklar olarak başlasa da aşağıda sayacağımız tüm bozukluk türleri yetişkinlik dönemine kadar devam dil konuşma bozukluklarıdır.

Bireyin, çocuğun en temel gereksinimi ve sosyal köprüsü olan dil, yaşanılan problemlerle birlikte çocuklar üzerinde yaşlılık dönemine kadar birçok yıkıcı etkiye sahip olabilmektedir. Bu nedenle özellikle erken çocukluk döneminde belirlenip önlem alınması gereken dil konuşma bozuklukları hakkında sizleri bilgilendirmek istedik.

Gecikmiş Dil ve Konuşma: Otizm, dudak damak yarıklığı, zihin engeli, SLI, işitme engeli, öğrenme güçlüğü, disleksi, nedeni bilinmeyen olumsuz çevre koşulları vb. gibi nedenlerden ötürü çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerilerinin yaşından beklenen düzeyde gelişme göstermemesi demektir. Bu bozuklukta çocuğun konuşması yaşından beklenenden çok daha geri ya da konuşma gelişimi açısından beklenenden yavaştır. İşte karşınızdaki çocukta böyle bir tablo varsa o çocuğun konuşması gecikmiş konuşma olarak değerlendirilmelidir.

Sesletim-Sesbilgisel Bozuklukları (Artikülasyon- Fonolojik Bozukluklar): Çocuk yada yetişkinlerin konuşma seslerini, hecelerini ya da sözcüklerini doğru biçimde üretemediği ve bundan dolayı dinleyicinin karşısındaki kişinin ne dediğini anlamayıp daha dikkatli dinlemek zorunda kaldığı durumlarda o çocuk yada yetişkinde sesletim-sesbilgisel bozukluğu olduğunu söylenebilir. Örnek vermek gerekirse çocuk yada yetişkinin; kapı yerine, tapı; kitap yerine, kipat demesi gibi.

Konuşmanın Akıcılığı Bozuklukları: Konuşma ritminin, akıcılığının ve hızının etkilendiği konuşma bozukluğu türüdür. Bu bozukluk altında yer alan ve görülme sıklığı yüksek olan Kekemelik; konuşmanın akıcılığı ve ritminin, duraklamalar, tekrarlar, uzatmalarla ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğraması olarak tanımlanmaktadır. Kekemelik bireyde, istemsiz olarak sesleri uzatması, kimi sesleri üretirken zorluk çekmesi, bir sesi heceyi, ya da sözcüğü tekrarlaması biçiminde görülebilir. Kekemelik insanın içyapısını, özgüvenini, hayata bakışını, kendisine saygısını ve diğer insanlarla etkileşimini etkileyen bir olaydır. Bu başlık altında yer alan bir diğer konuşma bozukluğu Takipemi (Cluttering); ise konuşma hızının artması, uygun olmayan yerlerde durak yapma ve genelde konuşmadaki problemin farkında değilmiş gibi görünme durumudur.

Ses Bozuklukları: Sesin perde, şiddet ya da kalitesi gibi özelliklerinden biri ya da birkaçı konuşanın ne söylediğinden daha fazla dikkat çekici ise ses bozukluğu akla gelmelidir. Bu duruma ses telleri üzerindeki ya da seviyesindeki organik sorunlar ya da sesin yanlış kullanımı neden olabilmektedir. En çok rastlanan ses bozuklukları; ses kısıklığı ya da sesin tamamen kaybolmasıdır.

Rezonans Bozuklukları: Ses tellerinde oluşan ses, ses teli üstündeki boşluklarda şekillenir ve uygun olmayan frekanstaki sesler bu boşluklarda filtrelenirken, uygun olan seslerin şiddeti kişi tarafından otomatik olarak arttırılır. Burun rezonans bozuklukları iki çeşittir: Hipernazalite; konuşma sırasındaki nasal rezonansın normalden fazla olması yani kişinin rezonansının aşırı nazal olmasıdır. Hiponazalite; burun boşluğunun rezonansa yetersiz katılmasından/katılamamasından kaynaklanır. Kişinin nazal rezonansının yetersiz olmasıdır.

Yutma Bozuklukları: Nörolojik hastalıklar, tümör, beyin kanaması, ameliyat ya da felç gibi nedenlerden ötürü kişinin yutma fazlarında sorun yaşamasıdır. Bu durum, yiyeceğin ağız boşluğundan mideye geçişinde gecikme, engellenme ve yanlış bir yol izleyerek nefes borusuna kaçması şeklinde ortaya çıkar. Yutma bozukluğu her yaş grubundan hastada ve sinirsel (nörojenik), mekanik, psikolojik nedenler ve kas hastalıklarına (myojenik) bağlı olarak oluşabilir.

Motor Konuşma Bozuklukları Apraksi: Çocuklar, öğrendikleri daha önce yapabildikleri beceri gerektiren hareketleri nasıl yapmaları gerektiğini öğrenirler. Bu bozukluk nörolojik hasara bağlı ortaya çıkar. Bu durumda istemsiz hareketler sağlam kalırken, istemli ve amaçlı programlamada bozulmalar görülür. Dizartri Konuşma; düzeneğini kontrol eden kas kontrolünde anormallik, koordinasyon bozukluğu, paralizi veya zayıflık sonucu konuşmanın  solunum, sesleme, sesletim gibi özelliklerinin etkilendiği ve dolayısıyla anlaşılabilirliğinin sınırlandığı bir konuşma üretimi bozukluğudur. Değişik sinir ve kas hastalıklarına bağlı olarak konuşma organlarında (gırtlak, dudaklar, dil, damak ve çene) açığa çıkan güçsüzlük ya da koordinasyon bozukluğu sonucunda ortaya çıkar.

Afazi (Söz Yitimi) Nörolojik kaynaklı dil ve konuşma sorunudur. Beynin sol yarı küresini etkileyen bir hasar sonucu ortaya çıkar. Afazik olan kişi dili anlama, biçimlendirme ve kullanmada kısmi ya da tam olarak sıkıntı yaşamaktadır. Beyindeki konuşma merkezlerinde meydana gelen hasar sonucunda konuşma, konuşulanı anlama, adlandırma, tekrarlama, okuma veya yazma gibi beceriler kısmen ya da tamamen kaybolma görülür. Afazi, beyin damar hastalıkları, beyin kanamaları, beyin tümörleri, kafa travması, enfeksiyon hastalıkları vb. nedenlerle oluşur. Afazisi olan kişi bir işe nereden ve nasıl başlayacağını belirlemekte, o işi yerine getirmek için gerekli basamakları oluşturmakta güçlük yaşayabilir. Afazi Türleri Akıcı afazi, Tutuk afazi, Global afazi, Anomik afazi, Kondüksiyon (iletim) afazisi, Transkortikal afazi olmak üzere çeşitli şekillerde görülür.

Psikolojik Konuşma Bozuklukları: Bu bozukluk, çok yoğun bir duygusal coşkunluğa karşı gösterilen savunma türü tepkidir. Bu tür hastalarda yapısal bir yatkınlık görülmektedir. İnsan hayatında çok önemli, üzücü ve kaygılandırıcı olaylar yaşanabilir ancak insanlar bunlardan bazılarıyla baş edilebilir, bazılarıyla ise baş edilemeyebilirler. Bu tür başedilemeyen travmaların bazıları da psikolojik konuşma bozukluklarına yol açabilmektedir.  Psikolojik kökenli konuşma bozuklukları çok farklı şekilde sınıflandırılabilir. En sık karşılanılan psikojenik kökenli konuşma bozukluğu mutizmdir. Mutizm; bireyin, yeterli konuşma gelişimi ve bilinç düzeyine rağmen konuşma ile iletişimi reddetmesidir. Hiç olmayan veya çok az olan sözlü iletişim ile normal veya normale yakın alıcı dil yetenekleri arasındaki büyük fark mutizmin en çarpıcı özelliğidir. Mutizmde ses telleri yoluyla üretilen ses tamamen yok olmaz. Bu kişi iletişimde bulunmak amacıyla isteyerek veya kendiliğinden gürültü yapabilir. Fakat bu konuşma sesi değildir. Mutizm bireyin konuşabilme özelliğine ve yeterli bilinç seviyesinin olmasına rağmen,konuşma iletişimi için isteksizlik halidir. İletişim, tamamen bireyin isteğine bağlı kalmaktadır.

Sıralamış olduğumuz bu konuşma bozuklukları unutulmamalıdır ki erken dönemde tespit edilerek gerekli müdahaleler ile çözümlenebildiği gibi kesin çözüm bulunmayabilir de, bu nedenle mutlaka bu tür durumlarda bir profesyonelden yardım almalısınız.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir