Anasayfa / Özel Egitim / Çocuk Gelişimini Etkileyen Önemli Bir Hastalık Serabral Palsi (Beyin Felci)

Çocuk Gelişimini Etkileyen Önemli Bir Hastalık Serabral Palsi (Beyin Felci)

Serebral palsi, çocukluk çağının sık görülen gelişimsel bozukluklarından biridir. Gelişmiş ülkelerde sıklığı, her bin çocuktan ikisinde görülürken, ülkemizde yapılan çalışmalarda sıklığı bin çocukta 4 ila 5 arasında bulunmuştur. Bu hastalıkla ilgili merak edilenleri Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Pediatrik Rehabilitasyon Ünitesi?nden Prof. Dr. Şehim Kutlay?dan öğrendik.

Serebral palsi nedir?

Serebral palsi; doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğumdan sonraki dönemde yani gelişmekte olan beyindeki hasar sonucu ortaya çıkan, ilerleyici olmayan ancak yaşla değişebilen, hareketi kısıtlayıcı, kalıcı motor fonksiyon kaybı, postür ve hareket bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Motor geriliğine; duyusal, bilişsel, iletişim, algılama, epilepsi, davranış bozuklukları ve ikincil olarak gelişen kas iskelet sistemi sorunları eşlik eder. Serebral palside, beyindeki hasar ilerleyici değildir.

Serebral palsiye ne neden olur?

Serebral palsi nedenleri çok çeşitlidir. Genel olarak 3 gruba ayırabiliriz: doğum öncesi, doğum sırasındaki ve doğum sonrası nedenler. Doğum öncesi nedenler arasında anneye ait hastalıklar; örneğin tiroid hastalıkları, diyabet, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, annede pıhtılaşmaya neden olan hastalıklar, hipertansiyon, yüksek ateş, vitamin eksiklikleri, plasenta yerleşim bozuklukları, toksinler, ilaçlar ve annenin travmaya maruz kalması olarak sıralanabilir. Bebeğe ait nedenlerde ise; çoğul gebelikler, kordon dolanması ve beyinde oluşan çeşitli anomalileri sayabiliriz.

Doğum sırasındaki nedenlere örnek vermek gerekirse; zor doğumlar, erken doğum (prematürelik) veya geç doğum (postmatürite), kordon dolanması/sarkması, kordon kısalığı/uzunluğu, bebeğin kalp atım sayısının azalması, gebelik kesesinin erken açılması gibi nedenler sayılabilir. Doğum sonrası nedenler arasında ise; sinir sistemi enfeksiyonları, beyinde oksijensizliğe bağlı olarak gelişen hasarlar, kan uyuşmazlığına bağlı sarılıklar, kafa travmaları, beyin kanamaları gibi nedenler sayılabilir.

Serebral palsinin belirtileri nelerdir?

Serebral palsi belirtileri çok çeşitli olup, beyinde etkilenen bölge ile ilişkili olarak farklılıklar gösterir. En sık görülen belirtiler; kaslarda aşırı kasılma hali ile ortaya çıkan spastisite, beyinde tutulan bölge ile ilişkili olarak çeşitli vücut bölümlerinde felçler, denge bozuklukları, görme, işitme, konuşma problemleri, epilepsi nöbetleri, beslenme problemleri, tükürük kontrolünde sorunlar, öğrenme, algı ve davranış problemleri ve kas iskelet sistemi sorunları olarak sayılabilir. Bahsettiğimiz bu problemlerin bir kısmı, çocukta zaman içinde ortaya çıkar. Örneğin; spastisite nedeniyle zaman içinde eklemlerde şekil ve fonksiyon bozuklukları görülebilir. Ancak hiç şüphesiz aile ve hekimler açısından en önemli durum, serebral palsili çocuğun erken dönemde tanınmasıdır.

Yeni doğan döneminde serebral palsi için ipuçları; hareketsizlik, aşırı ağlama, konvülsiyon nöbetleri, emme ve yutma güçlükleri, kaslarda aşırı gerginlik, motor hareketlerde azlık, yeni doğana ait kıpır kıpır hareketlerin olmaması, bir yaş altında, el tercihi ve normal gelişim basamaklarına ulaşmama (örneğin baş kontrolü, oturma veya geri kalma) dikkat çekici olmalıdır. Dokuz aydan sonra erken belirtiler ise; gelişim basamaklarında gecikme (oturma, emekleme, sıralama, yürüme), istemsiz hareketler, denge problemleri, parmak ucuna basma, w pozisyonunda oturma gibi belirtiler özellikle aileler açısından uyarıcı olmalıdır.

Serebral palsinin yaygınlığı nedir?

Serebral palsi, çocukluk çağının sık görülen gelişimsel bozukluklarından biridir. Gelişmiş ülkelerde sıklığı, her bin çocuktan ikisinde görülürken, ülkemizde yapılan çalışmalarda sıklığı bin çocukta 4 ila 5 arasında bulunmuştur. Özellikle 1500 gramın altındaki düşük doğum ağırlıklı ve gebelik yaşı küçük bebeklerde ve ayrıca in vitro fertilizasyon ile doğan bebeklerde sıklığı artmaktadır.

Hastalık tedavi edilebilir mi?

Serebral palsi tedavisinde, beyinde oluşmuş hasarı tedavi etmek günümüzde mümkün olmasa da, var olan belirti ve bulguları azaltmaya yönelik tedaviler ve uygun rehabilitasyon yaklaşımları ile çocuğun kazanabileceği en üst bağımsızlık düzeyini kazanması, tedavinin temelini oluşturur.

Serebral palsi tedavisi nedir, ne kadar sürer ve kimler tarafından uygulanmalıdır?

Serebral palsi tedavisi yaşam boyu sürer ve her çocuk için tedavi hedefleri farklı olup, uygulanacak tedavi yöntemleri de değişiklik gösterir ve tedavide ekip yaklaşımı son derece önemlidir. Tedavi ekibini tanımlamak gerekirse; pediatrik nörologlar, fiziksel tıp ve rehabilitasyon hekimleri, ortopedistler, pediatrik cerrahi uzmanları, fizyoterapistler, iş uğraşı terapistleri, konuşma terapistleri, özel eğitim uzmanları, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, ortez ve protez teknisyenlerinden oluşur.

Uygulanacak yöntemleri; ilaç tedavileri, cerrahi tedaviler ve rehabilitasyon uygulamaları olmak üzere 3 ana başlık altında toplayabiliriz. Serebral palsi rehabilitasyonunda; fiziksel tıp ve rehabilitasyon hekimi; kas iskelet sistemini ilgilendiren problemler ve hareket bozukluklarının tanısı, tedavi ve takibinde, spastisitenin tedavisinde, uygulanacak cihazların belirlenmesi ve reçete edilmesi ve çocuğun motor gelişiminin desteklenmesi ve ihtiyaçlarının belirlenmesinde önemli rol alır ve çocuğun izlemini yapar.

Tedavide önemli olan serebral palsili çocuk için doğru zamanda doğru tedavi yaklaşımının belirlenmesi ve uygulanmasıdır. Serebral palsi rehabilitasyonunda, ekibin en önemli üyelerinden biri çocuğun ailesi ve pek tabii ki serebral palsili çocuktur. Ailelerin bilgilendirilmesi, tedavide aktif olarak yer almalarının sağlanması yanında, aileye her anlamda destek verilmelidir. Bu arada unutulmaması gereken bir diğer nokta da, sonuçta serebral palsili çocuk da diğer çocuklar gibi oyuna ve eğlenceye ve kendi yaş grubundan çocuklarla birlikte olmaya, yani hayatını yaşamaya ihtiyaç duymasıdır. Serebral palsili çocukların, kendileri için uygun eğitim programlarına katılımlarının sağlanması son derece önemlidir. Bu konuda hem çocuğa hem aileye destek olunmalı ve toplum bu konuda bilinçlendirilmelidir.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Çocuklar Ekran Bağımlısı Oluyor

Prof. Dr. Haluk Yavuzer, ekran bağımlılığının, madde bağımlılığı kadar tehlikeli olduğunu belirtti. Ekrandaki görüntülerde hareketlilik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir