Anasayfa / Pedagoji / Çocuk Gelişimi / Çocuk Gelişiminde Zeka ve Gelişimsel Özellikler

Çocuk Gelişiminde Zeka ve Gelişimsel Özellikler

Dünyaya geldiğinde hiçbir zihinsel yapıya sahip olmayan çocuk, acaba nasıl yetişkin gibi düşünebilir hale gelmektedir?? İşte bu soruyu sorarak araştırmalarına başlayan Jean PIAGET, çocukların zihinsel gelişimleri ile ilgili pek çok gerçeği ortaya çıkarmıştır. Bir çocuk ve yetişkin arasındaki iletişimi etkileyen en önemli faktör aralarındaki zihinsel farklar olduğundan, anne-babaların, çocuklarının dönemsel özelliklerini iyi tanımaları, onları anlamalarını kolaylaştıracaktır.

Örneğin çocuğunun neden aynı davranışları tekrar tekrar yapıp durduğunu anlayamayan bir ebeveyn, özellikle bu davranışlar kendisini bıktırdığında, olayı bir inat, otorite meselesi haline getirmekten kaçınamayabilir. Bu tip tartışmalar çocuk ve ana-baba arasındaki iletişime zarar verici nitelikte olduklarından, kaçınılması gereken durumlardır.

Zeka, tanımlaması zor bir kavramdır. Bunun yanında, zekayı işe yarayacak kadar tanımlamak da mümkündür. Piaget, zekayı, çevreye uyum yapabilme yeteneği olarak tanımlar. Zekamız sayesinde önümüze çıkan problemleri aşmak için çözümler üretiriz. Tüm çocukların, gelişim dönemleri boyunca yaptıkları şey de tam olarak budur. Bazı hareketleri yapabildiklerini keşfederler ve bunları kontrol altına alabilmek için sürekli tekrarlarlar. Kas gelişimi böyle sağlanır. Örneğin kollarını sallar dururlar veya ses çıkarabildiklerini fark ettiklerinde sürekli bu yeni yeteneklerini dener ve cıvıldama dönemi adlı süreci geçirirler. Bu durum çocuk gelişimindeki en önemli etmenin ne olduğunu da ortaya koymaktadır. Tecrübe, yaşam deneyimi özellikle okul öncesi dönemdeki bir çocukta kritik önem taşır. Bu dönemdeki çocuk başka bir kaynaktan beceri veya bilgi edinemez. Okul öncesi çocuklar için tecrübe denince anlaşılması beklenen bilgiyi kısaca söylersek:

0-2 yaşları arasındaki gelişimde tecrübe edinme konusunda bir problem yaşanması zor olduğundan bazı temel beceriler her bebekte aşağı yukarı elde edilir. Örneğin kolunu kontrol edebilme becerisi için tecrübe ortamı bulmak pek de zor değildir. Bir nesneye ilgi duyduğunda onu eline almak ister ve bu hareketi yapmayı öğrenme fırsatı bulmuş olur. Aynı zamanda nesneye karşı duyduğu  öğrenme ihtiyacını da gidermiş olur. Daha karmaşık ve toplumsal bazı özelliklerin kazanılması ise çok daha farklı zamanlarda gerçekleşir. En belirgin örnekler konuşma ve yürümedir. Çocuklar ihtiyaç duymadıkça bir beceriyi edinmezler. Bu nedenle eğer bir şeyi istediklerinde bunun kendilerine sağlanmasını bir parmak işareti veya ağlamak gibi sahip oldukları alternatif bir beceri ile gerçekleştirebiliyorlarsa konuşmaya ihtiyaç duymazlar. Böylece, genellikle çocuklarının işaretlerine karşı fazlaca duyarlılık gösteren ve ihtiyaçlarını hemen gideren ebeveynlerin çocukları daha geç konuşur.

Çocuk, konuşması gerekmediği için kendini bu yönde geliştirmez. Ta ki buna ihtiyaç duyana dek. Ne de olsa sosyal yaşantı geliştikçe konuşma ihtiyacı gittikçe daha fazla kendini gösterecektir. Bu nedenle çocuğun ne zaman ihtiyaç duyduğuna bağlı olarak, konuşma becerisinde yetkinleşme 2 yaşında da ortaya çıkabilir, 4-5 yaşlarına kadar ortaya çıkmayabilir de. Yürüme ihtiyacı da aynı şekilde kendini gösterir. Bazı nesne ve kişilere ulaşma isteği kucakta taşınarak giderilebiliyorsa veya ebeveynin mikrop kapma, kaza geçirme gibi endişelerle çocuğu engellemesi gibi durumlar söz konusu ise yürüme davranışı başka bir çocuktan çok daha sonra ortaya çıkabilmektedir. Her çocuğun gelişimi bireyseldir ve keskin bir doğru gelişim süreci tanımı yoktur. Gelişimin farklı zamanlarda olmasını normal karşılamak gerekir.

Ebeveynin yapması gereken şey çocuk için yaşam tecrübeleri kazanacakları imkanları yaratmaktır. Sobaya dokunacak diye çocuğu parmaklıklı bir yatağa kapatmak yerine sobayı bir parmaklığın ardına alarak çocuğa geniş bir yaşam alanı sağlamak davranışı buna bir örnektir. Hatırlarsanız zekayı çevreye uyum yapabilme yeteneği olarak tanımlamıştık. Eğer çevre ve etkileşimde bulunulan nesne ve durumların çeşitliliği kısıtlanırsa bu durumda zekanın bir anlamı kalmaz. Onu kullanacak bir alan olmadığı için gelişim gerçekleşmez.

Çocuk gelişiminde sosyalleşmenin ağırlıklı olarak önem kazandığı dönem aşağı yukarı 3 yaşında başlar.Dil kullanımı gittikçe gelişir, nesneleri zihinde canlandırabilme gibi zihinsel beceriler edinilir. Bu dönemde devresel tepki denilen özellik, aslında eskiden beri yoğun olarak var olmasına rağmen, kolayca gözlenebilen bir hal aldığından dikkat çekici olur. Devresel tepkide çocuk yaptığı bir davranışı tekrarlamaktadır. Örneğin, bir espri öğrenen çocuk o espriyi etrafındaki yetişkinlere gına gelinceye kadar tekrar eder. Bu durum, çocuğun ilgili olayı özümlemeye çalıştığını gösterir.

Benmerkezcilik de yine bu dönemin önemli bir özelliğidir. Çocuğun algıladığı dünyanın merkezi kendisidir. Kendini başkasının yerine koyamadığı için, onun bildiğini herkesin bildiğini, gördüğünü herkesin gördüğünü zanneder. Örnek olarak, çocuk bu dönemde telefonda konuştuğu birinin orada bulunanları gördüğünü düşünür.

Benmerkezciliğin bir uzantısı da bu dönem çocuklarında görülen paralel oyun özelliğidir. Çocuklar bir arada oynarlar ama birlikte oynamazlar. Herkes kendi oyununu oynar. Arabacılık oynayan iki çocuk bazen birbirleriyle karşılaşırlar, bazen kaza da yaparlar ama işbirliği yapmaz veya rekabet etmezler. Bunlar için öncelikle başka insanların farklı algı dünyaları olduğunu kavrayabilmiş olmak gerekir ancak çocuk henüz zihinsel olarak bu gelişimi göstermemiştir.

Animizm, cansız nesnelere de canlıymış gibi davranmak anlamına gelir ve dönemin karakteristik özelliklerinden biridir. Çocuk bebeğiyle konuşur ve onun da kendisiyle konuştuğunu veya en azından söylediklerini anlayabildiğini düşünür. Bunun tam tersi olarak canlılara cansız gibi davranma da görülür.Oyuncak köpeğine nasıl davranıyorsa gerçek bir köpeğe de öyle davranır. Hayvanların canlarının olduğunu ve acı çekebileceklerini düşünemez. Kafesteki bir kuşu avucunda sıkarak öldüren pek çok çocuk vardır. Bu davranışın sebebi bazı yetişkinler tarafından sadizm gibi davranış bozukluklarına yorulmaktadır ancak gerçek sebep canlı-cansız gibi kavramları anlamakta zihinsel olarak yetersizlik yaşanmasıdır.

Çocukların dil ve kavram gelişimlerini arttırmaya önem vermek gerekir. Bunun için çocuklar ile onlar da birer yetişkinmiş gibi sohbet etmek, sorularına ciddi yanıtlar vermek önemlidir.Onlara hikayeler okumak ve bilgisayar, televizyon gibi araçları uygun şekilde kullanarak öğrenme imkanı tanımak da etkili olacaktır.
Çocukların nesnelerle ilgili deneyimlerinin arttırılması için kum havuzu, oyun hamuru gibi oyuncaklar nesne deneyimini etkin bir şekilde sağladıkları için en çok rastlanan çocuk oyuncaklarıdır.

Yetişkinlerin sağlaması gereken şey çocuğun güvenliğidir. Bundan sonra çocuk, tecrübe kazanması ve yaşayarak öğrenmesi için sağlanan güvenli ortamda serbest bırakılmalıdır. Diğer önemli bir konu ise akranlarıyla ilişki kurmasının sağlanmasıdır. Sadece yetişkinlerin arasında vakit geçiren çocuk, sosyal gelişim açısından deneyim eksikliği yaşayacaktır.

Okul öncesi dönem çocuklarının girişimciliğini destekleme konusunda ebeveynlere verilebilecek bazı tavsiyeler ise şunlardır:

  • Çocukların kendileri için seçim yapmalarına izin verin. (Özellikle meşgul olmak istedikleri öğrenme etkinliklerinde)
  • Çocukların seçtikleri etkinliklerde başarılı olmalarına yardım edin. Çocukların farklı rolleri oynamalarına imkan tanıyan etkinlikler geliştirin.
  • Çocukların yaptıkları şeyleri değerlendirmek için yetişkin standartları kullanmayın.
  • Mükemmel bir şekilde ortaya çıkmasa bile, çocukların yapmaya çalıştıkları şeye destekleyici olun.
  • Çocuklara öğrenme ve oyun çevrelerinin bazı yönleri için sorumluluk aldırın.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Beş Yaş Çocukların Sosyal Gelişim Özellikleri

Bu yaş grubu çocuklar düzenli cümleler ile insanlarla olan kişisel ve sosyal ilişkileri artmıştır (Yavuzer, 1996,). …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir