Anasayfa / Pedagoji / Çocuk Cinsel İstismarcı Profilinde Etkin Risk Faktörleri

Çocuk Cinsel İstismarcı Profilinde Etkin Risk Faktörleri

Genel Özellikler;

Cinsel istismarcıların/suçluların sadece yetişkin bireylerden oluşmadığı aksine çocuk yaştaki cinsel istismarcı sayısının azımsanmayacak düzeyde olduğu ve çocukların birçok cinsel istismar olayından sorumlu oldukları belirtilmektedir. Cinsel istismar yapan çocuklar, yetişkinlere benzer olarak herhangi bir yaş, gelişim ve psikolojik olgunlaşma düzeyinde olabileceği gibi; ek olarak, herhangi bir ırk, din sosyoekonomik veya kültürel gruba mensup olabilmektedir.

National Adolescent Perpetration Network?un raporuna göre çocuk cinsel istismarcı yaşının ortalama 14 olduğu, bu değerin erkekler için 15 yaşa yakınken, kızlar için 13 yaşın hemen üzeri olduğu belirtilmektedir. Literatürde, ÇCİ bireylerde dürtü kontrol zorluğu, öğrenme güçlüğü, mental hastalıklar ve bazı olgularda sapkın cinsel uyarılma paterni olabileceği bildirilmektedir.

Bu popülâsyonda, daha küçük çocukları istismar edenler ve kendi akranları veya yetişkinleri istismar edenler şeklinde iki temel tipoloji olduğu ifade edilmektedir. Daha küçük yaştaki çocukları istismar eden kişilerin genelde fırsat, kandırma, rüşvet ve tehdit yöntemlerini kullanarak sıklıkla kendi kardeşlerini veya diğer akraba çocuklarını istismar ettikleri, düşük özgüven veya zayıf sosyal yeterliliğe sahip oldukları,depresif duygu durum sergiledikleri belirtilmektedir. Diğer yandan, akranlarını veya yetişkinleri istismar edenlerin ise katı suçlu bir tavır sergiledikleri, silah veya fiziksel güç kullanarak yabancı kişileri istismar etmeyi tercih ettikleri bildirilmiştir.

Bireysel Özellikler;

Yapılan çalışmalarda cinsel saldırgan/agresif davranış modelinin 6-9 yaşlarında ortaya çıkmaya başladığı, ergenlik öncesi dönemde bu davranış modelinin ortaya çıktığı olgularda kız sayısının erkeklere göre daha yüksek olduğu belirtilmektedir. İşlenen ilk cinsel istismar eyleminden sonra bu çocuklar için üç olası yol olduğu; bunların,

1. Suçu tamamen terk etme,

2. Cinsel suçlara ek olarak diğer adi suçlara da devam etme,

3. Sadece cinsel suçlara devam etme şeklinde sınıflandırılabileceği ifade edilmektedir.

Biyolojik Faktörler: Yapılan çalışmalarda, biyolojik faktörlerin çocukların cinsel suç işlemesinde etkili olduğuna dair çok sınırlı ampirik bulgular elde edilmiştir. Yetişkinlere yönelik çalışmalarda; yüksek androjen düzeylerinin libido arttırdıkları ve bu nedenle antiandrojenler, luteinleştirici hormon salıcı hormon antagonistleri ve seratonerjiklerin cinsel suç olgularında faydalı oldukları gözlenmiştir.

İstismar ve İhmale Uğrama Öyküsü: Geniş ve farklı vaka serilerinde, cinsel istismara ergenlik öncesi dönemde başlayan olgulardan erkeklerin %50-75?i ve kızların %100?e yakınının cinsel istismar mağduru olduğu, bu oranın genelde %40-80 arasında değiştiği belirtilmektedir. İstismarcı olarak karşımıza çıkan çocukların mağduru oldukları cinsel eylemde sıklıkla genital kontakt veya penetrasyona maruz kalmış oldukları dikkati çekmektedir. Genel anlamda, erken dönemde maruz kalınan, şiddet derecesi yüksek istismar ve ihmal?in çocukluk çağında cinsel istismarcı olma noktasında etkin rol oynan bir risk faktörü olduğu anlaşılmaktadır.

Psiko-sosyal Özellikleri:

Bu popülasyonda belirgin sosyal iletişim beceri eksikliği, davranış bozuklukları,dürtü kontrol problemleri ve depresif semptomatoloji olduğu ifade edilmektedir. McElroy ve ark.çalışmasında, bu popülasyonda parafili prevalansının %58?e kadar çıktığı, diğer psikiyatrik durumlardan en yüksek olarak madde kullanım problemi (%83), dürtü kontrol bozukluğu (%39), anksiyete bozukluğu (%36), duygu durum bozuklukları (%22), yeme bozuklukları (%17) olduğu dikkati çekmektedir.

Çocuk cinsel istismarcıların entelektüel ve bilişsel fonksiyonelliklerine yönelik çalışmalar kısıtlıdır. Diğer suçları işleyen çocuklarla karşılaştırıldıklarında, cinsel suç işleyen çocukların IQ düzey ortalamalarının çok hafif düşüklük gösterdiği, cinsel suç işleyenlerin %25?inde IQ değerinin 80 altında iken bu oranın diğer suçları işleyen çocuklarda %11 olduğu, ancak istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı ifade edilmektedir.Diğer yandan, hafif veya orta düzeyde mental retardasyonu olan istismarcıların daha çok saldırgan özellik içermeyen teşhircilik gibi durumlara meyilli olduğu ifade edilmektedir.

Çocuk cinsel istismarcıların okulda bir takım problemler yaşadığı ifade edilmektedir. Yapılan çalışmalarda, bu bireylerin okulda uyumsuz davranış sergileme, okul devamsızlığı ve öğrenme güçlüğü problemlerinden en az birini yaşadıkları, bu nedenlerle yaklaşık yarısının en az bir kez sınıf tekrarı yaptıkları belirtilmektedir.

Çocuğun madde kullanım öyküsünün cinsel suç işlemesi noktasında bir risk faktörü olup olmadığı hususuna dair çok farklı sonuçlar elde edilmiştir. Lightfoot ve Barbaree tarafından yapılan bir çalışmada cinsel suç işlediği sırada madde etkisi altında olan çocukların oranlarının %3,4-72 arasında değiştiği görülmektedir. Madde kullanımının cinsel suç işleyen çocukların önemli bir problemi olduğu ifade edilse de bunun cinsel suç işleme üzerine etkisi halen netleştirilememiştir.

Çocuk cinsel istismarcıların %62?si alkol kullandıklarını, %39?u ise uyuşturucu madde kullandıklarını ifade etmiştir. Alkol kullananların %11?i, uyuşturucu kullananların ise %23?ü kullandıkları maddelerin cinsel dürtülerini arttırdıklarını belirtmektedir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Çocuklarınızı Cinsel Tacizden Nasıl Koruyabilirsiniz

Cinsiyet toplumdaki en temel kategorilerden birisidir. Cinsiyeti belirleyen şey ise biyolojik yapıdır. Temelde cinsiyet rolleri …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir