Anasayfa / Pedagoji / Cinsel İstismar,Çocuk Cinsel Suçluluğu İle İlgili Sonuç ve Öneriler

Cinsel İstismar,Çocuk Cinsel Suçluluğu İle İlgili Sonuç ve Öneriler

Cinsel istismar veya cinsel şiddet; toplumların gelenek, görenek, ahlaki değerler ve yasal düzenlemelerine göre faklı değerlendirilselerde; cinsel amaçlı bir dokunuştan ırza geçmeye kadar geniş bir spektrumu kapsar. Cinsel şiddet, insana yönelik şiddetin en ağır formlarından biridir. İnsanlık tarihi ile yaşıt olan bu olgu; kültür, dini inanç, sosyoekonomik düzey, rejim farkı olmaksızın, bütün toplumlarda, bireyin mahremiyetine, kişiliğine, fiziksel ve ruhsal varlığına ve çevresine karşı işlenen, en ağır suçlardan olan bir şiddet biçimidir.

Çocuk yaştaki Cinsel İstismarcı/Suçlu (ÇCİ), her hangi bir yaş grubundan bir mağdura isteği-rızası dışında ve/veya şiddet uygulayarak, zor kullanarak herhangi bir cinsel içerikli eylemde bulunan on sekiz yaşının altındaki birey olarak tanımlanabilmektedir. Bu bireyler herhangi bir sosyoekonomik düzeye, etnikkültürel yapıya ve dine mensup olabildiği gibi; entelektüel işlevlerine, motivasyonlarına, seçtikleri kurbana ve uyguladıkları istismar yöntemine göre çok çeşitlilik gösterirler.

Cinsel istismar yapan ve/veya cinsel davranış problemi olan çocuklar için tipik bir profil çıkarmak mümkün olmamakla birlikte; bazı ortak özellikler esas alınarak, risk gruplarının tespit edilebileceği düşünülmektedir. Buna ikincil olarak, çocukluk çağı cinsel davranış problemleri gösteren olguların, davranış özellikleri ile erken dönemde fark edilebileceği öngörülmektedir. Bu durumda çocuk ve ailenin sosyal izlem, peryodik ziyaret, aile terapileri ile takip edilmesi, eğitilmesi gerekmektedir. Cinsel davranış problemli çocuk ve ailesinin desteklenmesi, tedavi kaynaklarının düzenlenmesi hususunda ilgili sosyal destek birimlerinin ve eğitim kurumlarının günümüz koşullarında yetkin ve yeterli olmadıkları gerçeği göz önüne alındığında, bu kurumların güçlenmeleri ve geliştirilmeleri gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Dünya genelinde, çocuk suçluluğuna yönelik yasal yaklaşımlar ele alındığında, uygulamada toplum güvenliğinin sağlanması adına çocukların işledikleri fiillerden sorumlu tutulmaları yönünde genel bir yaklaşımın hâkim olduğu ve bu modelin konuya yeni ilgi duyan ülkeler tarafından da örnek alınarak benimsendiği görülmektedir.

Çocuk suçlulara yaklaşımda birincil yöntemin cezalandırılma olması gerektiğini savunan ülkelerde, cinsel suç işleyen çocukların yetişkinlerin küçük versiyonları oldukları ve hemen hepsinin yetişkin cinsel istismarcı olacakları düşüncesi hâkim olup, bu nedenle aynı muameleye tabi tutulmaları gerektiğine inanılmaktadır.Ancak, yasal yaptırım modelinin; toplum güvenirliğinin sağlanması ve çocuk cinsel suçluluğunun önlenmesi konusunda önemli katkılarının olduğu gösterilememiştir. Örneğin ABD?de eyaletlerin hemen hemen tamamına yakınında çocuk suçluluğuna dair çok ciddi yasal değişiklikler yapılmış olmasına, yaptırımların katılaştırılmasına rağmen çocuk cinsel suçluluğu olguları süreklilik arzetmeye devam etmektedir.

Çocuk ve yetişkin cinsel istismarcıları eşit tutan bu düşünce, çocuk cinsel suçluların halka açık ya da kapalı yasal kayıt altına alınmalarına/ fişlenmelerine ve artan oranlarda mahkûmiyet almalarına da kaynaklık etmektedir. Becker ve Hicks, bu durumda; çocuk hakkında danışmanlık ile koruma tedbirleri alma ve tedavi yöntemlerinin kullanılamayacağı, buna ek olarak, çocuğun hapse konulmasının sonucu ciddi suçlar işleyen yetişkinlerle iletişime geçmesine, tekrar suç işleme olasılığının artmasına yol açacağı savını ileri sürmektedirler. Ülkemizin de dâhil olduğu birçok ülkede, toplumu koruma refleksi ile hazırlanan yasalarda suçlunun rehabilitasyonu ikincil amaç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu noktada, çocuk ceza yasaları kapsamında değerlendirilerek indirimli olsa bile hapis ceza alan çocukların ilk mahkumiyetlerinde kendileri için en uygun rehabilitasyon ortamı olan aile, arkadaş, okul ve toplumdan yoksun kalacağı, dolayısı ile ıslah olmasının güçleşeceği düşünülmektedir. Literatürde, yetişkinlere verilen cezalara benzer olarak cezalandırıcı yaptırımlarla karşılaşan çocuk suçluların, işledikleri suçları tekrar etme olasılıklarının iki kat arttığı ve daha ciddi suçlara sürüklendikleri belirtilmekte, amacın etkin sonuç alma olduğu dikkate alındığında istenen sonucu vermeyen bu yöntem önerilmemektedir. Diğer yandan, uygun yaklaşım modelleri, yöntemler ve sosyal kaynaklarla desteklenen önemli sayıdaki çocuk cinsel suçlunun yetişkin olmadan önce davranışlarını değiştirerek suç işlemeyi terk edebildikleri ifade edilmektedir.

Bu noktada, iyi niyetli olsalar bile, yetişkin veya çocuk/ergen, saldırgan veya flört eden farkını gözetmeden cinsel davranış gösteren kişilere aynı yasaların uygulanması veya sadece cezayı öngören yaklaşımların tekrar gözden geçirilmesi ve amaca uygun şekilde modernize edilmesi, yapılacak olan çalışmalarla bireyin ve toplumun korunması ile suçun önlenmesine yönelik etkin yaklaşım model(ler)inin belirlenmesi gerekmektedir.

Çocuk haklarının, birçok ulusal ve uluslar arası sözleşme ile koruma altına alındığı gerçeği göz önüne alındığında özellikle ABD?de yaygın olarak çocuk cinsel suçluların yetişkinlerle eşit muameleye tabi tutulup yetişkin mahkemelerinde yargılanmasının bir hak ihlali olduğu düşünülmektedir. Buna ek olarak, topluma açık yasal kayıtların/fişlemenin ya da ülkemizdeki gibi kitle iletişim araçları ile soruşturmanın gizliliğini ihlal etme derecesinde henüz suçluluğu kanıtlanmamış kişilerinin bile kimliğinin ifşa edilmesi durumlarının da insan hakkı ihlali olduğu kanısındayız.

İnsanlık tarihi boyunca, ilkel veya modern hukuk ekolleri çocuk/ergen/genç erişkin bireyler ile erişkin bireylerin farklılıklarını gözeterek şekillenmişlerdir. Yetişkinlerden farklı olarak, çocukların silah bulundurması/edinmesi, alkol kullanması, evlenme, mülkiyet edinme? vb. medeni haklara sahip olması ya yasaklanmış yada ciddi ölçütlerle sınırlandırılmıştır. Florida 2005 yılı yasal politika öneri raporunda; yasada kullanıldığı şekli ile ?çocuk cinsel suçlu? kavramının kişinin hayatını bir ömür etkileyecek bir etiketleme olduğu, bu nedenle bu ?cinsel suçlu? yerine ?Cinsel davranış problemi olan çocuk? kavramının kullanılmasın daha uygun olacağı, ancak çok ciddi cinsel suç işlediği kanıtlanan ve bu nedenle yetişkin mahkemelerinde yargılanmasına karar verilen çocuklar için ?çocuk cinsel suçlu? tanımlamasının kullanılabileceği önerilmektedir. Birçok ülkede, çocukların henüz gelişimlerini tamamlayamamış, eğitilmeye ve korunmaya muhtaç bireyler oldukları gerçeği dikkate alınarak çocuklara özel yasa metinleri geliştirilmiş ve çocuk mahkemeleri kurulmuştur. Bu bağlamda; ülkemizde de çocuklara özgü adalet/yargılama sisteminin modernize edilerek işletilmesi, profesyonel çocuk mahkemelerinin yaygınlaştırılması önerilmektedir.

Çocuk, normal gelişimsel basamaklarında cinsellik olgusunu; cinsel merak/sorgulama/ soru sorma, cinsel oyunlar, cinsel inceleme şeklinde ?öğrenme amaçlı? basamaklı cinsel davranışlarla geliştirecektir. Günümüzde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde birincil öğrenme kaynağı konumunu ele geçiren kitle iletişim araçları ile sınırlı düzeyde sağlıklı cinsel bilgiye ulaşılabilinirken, ?sapkın cinsel davranışları/inanışları? tetikleyebilecek ölçüde yoğun erotizim, pornografi, yanlış cinsel inanışlara ulaşılabilmektedir. Bu durumda, cinsel davranış problemlerinin önlenmesi amacıyla; çocukluk çağında sağlıklı cinsel bilgi kaynaklarına ulaşılmasının sağlanmasına dair eğitsel ve toplumsal politikalar geliştirilmesi, kültürel-toplumsal önyargılar ile mücadele edilmesi, okullarda cinsel eğitim ve ergenlik danışmanlığı verilmesi önerilmektedir.

Batı dünyasında ağırlıklı olmak üzere, 1980?lerden bu yana çocuk cinsel suçlulara yönelik artan oranda etkinliği kanıtlanmış tedavi çalışmaları yapılmakla birlikte, halen bu popülasyona müdahale yöntemlerine kılavuzluk edecek ampirik literatür sıkıntısı yaşanmaktadır. Öncelikle bu sorunun, sosyo-kültürel yönü nedeniyle her toplumda ayrı ayrı ele alınarak; aile, akranlar, okul ve toplum kaynaklı olası risk faktörlerinin bilimsel çalışmalarla ortaya konması gerekmektedir. Uygulanacak tedavi veya güvenlik tedbirlerinin belirlenerek, tedavi yöntemlerinin, uzun dönem tedavi sonuçlarının tartışılması ile en etkin yöntemin belirlenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.

Günümüze kadar uygulana gelen ve artan yoğunlukta devam eden ?mağdur merkezli? tıbbi ve sosyal çalışmaların mağdurun tanınması ve rehabilitasyonu noktasındaki faydaları çok önemli yer tutmaktadır. Ancak, fail konumundaki cinsel davranış problemli çocuğun; salt zarar verme ve suç işleme niyetiyle hareket etmeyebileceği, buna ek olarak çocuk faili cinsel davranışa iten çoklu risk faktörlerinin ağırlığı da dikkate alındığında kişisel gelişim basamaklarında ve sağlıklı birey özellikleri kazanmasında kesinti bulunan failin de aslında dolaylı bir mağdur olabileceği ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda, çocuğun çocuğa yönelik cinsel suç işlemesi olarak kabul edilen cinsel davranış göstermesinin ve bu davranışların tekrarının önlenmesi amacıyla ?çocuk fail/cinsel davranış problemli çocuk? merkezli çalışmaların yapılması ve bu konudaki politikaların gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Geçmişten bu yana cinsel istismarcı olarak kabul edilen ?cinsel davranış problemli çocuklar? üzerinde pek durulmamıştır. Failin çocuk olduğu cinsel istismar veya saldırı olguları ya örtbas edilmiş ya da fail konumdaki çocuk yetişkin cinsel suçlularla aynı kurallara yargılanmışlardır.  Failin yaşının çok küçük olduğu durumlarda olay ?cinsel merak?, ?cinsel oyun? olarak nitelendirilmiş, failin ergen-genç erişkin olması halinde ?ergenlik uyum reaksiyonları? sorumlu tutulmuştur.

Çocuğun kendi vücudunu tanıması, cinselliğin farkına varması, cinsel rol veya davranışları anlamaya çalışması biyo-psiko-sosyal gelişim basamaklarından biridir. Bu süreçte, akranları ile bir takım cinsel içerikli davranışlar sergileyebilmektedir. Burada aynı yaş ve gelişim basamaklarındaki çocuklar arasında; karşılıklı ilgi ve rıza ile oyun tarzında, sınırlı ölçü ve sıklıkta cinsel yönelimli aktiviteler veya karşı cinsi tanıma amacıyla flört etmeler söz konusu olabilmektedir. Bu yaş grubunun gösterdiği cinsel davranışlar incelenirken cinsel oyun, anatomik merak inceleme ve flört ilişkisi durumlarının; fiziksel güç ve tehdit gibi şiddet öğeleri ile kandırma ve duygusal yönlendirme ile karakterize cinsel istismardan ayrılması gerekmektedir.

Çocukluk çağında merak ya da oyun kapsamında cinsel davranışlar içinde bulunanların, yakın yaşlarda olup flört ilişkisi içinde olanların ya da akranlar arası cinsel aktivite içinde yer alanların; şiddet içeren cinsel davranışlar gösterenler ile aynı kapsamda değerlendirilmesi ve yetişkinlerin yargılandığı ceza maddeleri uyarınca cezalandırılmaları uygun görülmemektedir. Bu bağlamda, yapılacak yeni çalışmalarla yaş farkı, flört-akran ilişkileri, şiddet-hile-kandırma-zorlama içermeyen cinsel eylemleri gözeten, ensesti ayrı başlık altında ele alan düzenlemelere ihtiyaç olduğu kanısındayız.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Çocuklarınızı Cinsel Tacizden Nasıl Koruyabilirsiniz

Cinsiyet toplumdaki en temel kategorilerden birisidir. Cinsiyeti belirleyen şey ise biyolojik yapıdır. Temelde cinsiyet rolleri …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir