Anasayfa / Klinik Psikoloji (sayfa 4)

Klinik Psikoloji

Kişiliğin gelişmesi ve davranış bozukluğu üzerinde araştırmaları yapan psikolojinin alt dalları arasında yer alır. Bireye kişilik gelişimi için yardım etmekte ve davranış bozukluğunu giderici gerekli araç, teknik ve yöntemleri geliştirmektedir.

Depresyondaki Birine Nasıl Davranmalıyız

Depresyondaki kişi çoğu zaman çevresindekiler tarafından anlaşılamıyor. Yorgun, bitkin olduğundan, hiçbir şeye karşı ilgi duymadığından çevresindekiler tarafından ‘tembellik’ ile suçlanabiliyor. Oysa depresyon irade sorunu değil.Tamamen hastalığın yarattığı bir durum. Bu durumdaki kişilere karşı daha dikkatli ve özenli davranmak gerekiyor.’Bir şeyin yok, kafana takma’ gibi cümleler kullanıldığında depresyondaki kişiler anlaşılmadıklarını düşünerek iyice içlerine kapanabiliyorlar. Hastanın yakınında olanların hastaya bir şey telkin etmeden onu nötr bir şekilde anlamaya,değerlendirmeye çalışması çok önemli. Yargılamadan, üzmeden konuşulmalı ve ‘Bir şeyin yok’ sözünü asla kullanmamalı.Eğer tedavi görüyorsa, mutlaka tedavi alması yönünde desteklemeliler.Eğer tedavi görmüyorsa, bir uzmandan yardım alması için cesaret vermeliler… Nasıl Davranmalıyız Depresyondaki bir kişiye …

Devamı

Günümüzde En Çok Görülen Psikolojik Problemler

Modern çağın yaşamsal kaygıları ile birlikte en çok psikolojik sorunlarda bir başkalaşım geçirmiş olup sıkça görülen psikolojik sorunlarda değişmiştir. Peki günümüzde en çok görülen psikolojik sorunlar nelerdir. Anoreksiya Nervoza Anoreksiya Nervoza bireyin beden imgesinin (kendi bedenini algılamasının) bozulması ve sonuçta kendisini kilolu algılaması, beslenmeyi reddetmesi, bu nedenlerle de aşırı kilo kaybına uğraması olarak tanımlanabilir.Kişi bu kilo vermeye kendi isteği ile başlar ve sürdürür. Anoreksiya’nın sözlük anlamı iştah kaybıdır. Nervoza ise sözlük anlamı olarak emosyonel (duygusal) nedenlere işaret etmektedir. Aslında hastalığın ismi kendisi ile zıtlık taşımaktadır çünkü pek çok anoreksiya hastası yemeye karşı ilgisini ve iştahını kaybetmez. Tam tersi, kendileri yememelerine …

Devamı

“Yas Tutma” Sürecini Sağlıklı Atlatabilmenin Yolları

Her birey mutlaka kayıplar yaşamıştır ya da yaşayacaktır.İnsan bunu bilse de, hatta bazen kendini buna hazırlasa da, bir yakınını kaybedince, duygusal dengeleri altüst olur ve bununla baş etmek zordur. Yas tutma; çok sevilen bir insanın ölümü, önemli bir ilişkinin bitmesi gibi kayıplar sonrasında yaşanılan normal bir süreçtir. Bu süreci doğal olarak yaşadığında, kişi kayıpla sağlıklı bir şekilde baş etmiş ve güçlenmiş olur. Bu yas tutma süreci sonunda insan yaşadığı kaybı, yaşamının parçası haline getirerek bununla yaşamayı öğrenir. Bu, kaybedilen kişiyi unutmak ya da artık sevmemek anlamına gelmez. Sadece kaybı ve bununla ilgili hisleri kabullenmeyi ve böylece yaşamı sürdürmeyi sağlar.Yas tutma …

Devamı

Çocuk ve Yetişkinlerde Sosyal Fobinin Belirtileri

İlk kez 1966 yılında psikiyatrist “Isaac Marks” tarafından tanımlanan sosyal fobi, temelde başka insanların bulunduğu ortamlarda hata yapma, diğer kişiler karşısında küçük düşme korkusu olarak tanımlanıyor. Bir sosyal fobiğin düşünce zinciri olumsuz düşüncelerle harekete geçer. Kişi kendini büyük bir zincirle bağlar ve o zincirin gidebildiği yere kadar gider. Yani durmadan kendi içinde döner, hareket edemez,yalnızca endişe duyar, tedirgin olur. Performans göstermesi gereken bir durumla karşılaştığında daha çok kaygı duyar ve ani tepkiler göstermeye başlar. Bir alarm altında önce buradan kaçmalıyım duygusu, sonrasında ise kalp çarpıntısı,titreme, boğazın düğümlenmesi, terleme ya da aniden buz kesme hali yaşanır. Anne-babalara Çocuğunuz göz temasında bulunmuyorsa …

Devamı

Cinsel İsteksizlik Bozukluğu Nedir ?

Cinsel isteğin varlığı çeşitli etkenlere bağlıdır, biyolojik etkenler, yeterli kendilik saygısı,cinsellikle ilgili daha önceki olumlu deneyimler, uygun bir partnerin varlığı, cinsel olmayan alanlarda da partnerle iyi bir ilişkinin olması. Bu etkenlerden herhangi birinde sorun olması isteği azaltabilir. Cinsel istek çeşitli biyolojik, gelişimsel, psikolojik, kişiler arası, kültürel ve çevresel faktörlerden etkilenmektedir. Etkili biyolojik faktörler hormonal dengesizlik veya yetersizlik, nörotransmiter dengesizliği, ilaç yan etkileri, akut veya kronik hastalıklardır. Etkileyen gelişimsel faktörler cinsel eğitim ve izin eksikliği; duygusal, fiziksel, sözel ve şefkat yoksunluğu ile geçen çocukluk veya ergenliktir. Psikolojik faktörler ise anksiyete, depresyon, bağlanma güçlükleri, kişilik bozuklukları ve diğer psikiyatrik bozukluklardır. Kişiler arası …

Devamı

İntihar Etmek Önlenebilir Bir Davranış mı?

İntihar için risk faktörleri olduğu gibi bazı koruyucu faktörlerin de olduğunu belirten uzmanlar, her zaman olmasa bile çoğu durumlarda intihar eyleminin önlenebileceğini söylüyor. İntihar için risk faktörleri olduğu gibi koruyucu bazı faktörlerinde olduğunu ifade eden Kurt, bunları şu şekilde sıraladı: Düzenli aile yaşantısı, stresle baş etme becerilerine sahip olma, hobilere sahip olma, düzenli olarak spor yapma, iyi iletişim becerilerine sahip olma, günlük tutmak, şiir yazmak gibi kendini ifade araçlarını kullanıyor olma, iyi ve tutarlı sosyal desteklere, dini inançlara sahip olma ve yardım almaya/tedaviye motive olma. İntiharla ilgili halk arasında revaçta olan bazı yanlış bilgi ve dolayısıyla yanlış inanışlardan söz eden …

Devamı