Gündem
Anasayfa / Egitim / Bir Ögrenme Süreci Olarak Aktif Ögrenme
Bir Ögrenme Süreci Olarak Aktif Ögrenme

Bir Ögrenme Süreci Olarak Aktif Ögrenme

Öğretim programlarında yapılan değişimlerle, öğrencilerin öğrenmeye etkin olarak katılımlarını sağlayan, öğrenme ortamına getirdikleri ön bilgilerini dikkate alan, yaşam boyu öğrenmeyi temel alan, yaparak yaşayarak öğrenmeye olanak tanıyan bir öğretim anlayışının ön plana çıktığı görülmektedir.

Öğrenci merkezli öğretimin adeta bir ?slogan? haline geldiği günümüzde, gerçekte öğrenci merkezli öğretim ile öğrenmede öğretmenin hiçbir rolünün olmadığı düşünülmemelidir. Tersine öğrenci merkezli öğretim ile öğrenme sürecinde hem öğrenciler, hem de öğretmenler daha etkin bir rol oynamaktadırlar.

Aktif öğrenme düşüncesi yeni değildir. Yüzyılın başından beri çeşitli araştırmacılar tarafından zaman zaman dile getirilmiştir. Ancak özellikle son yirmi, otuz yıl içerisinde popüler bir öğrenme alanı olmuştur. Bunun başlıca nedenleri arasında; öğrenme anlayışında 1970?lerden sonra meydana gelen değişimler, bilgi çağında yaşıyor olmamız nedeniyle yaşam boyu öğrenmeye duyulan gereksinim, geleneksel öğrenimin yetersizliği ve aktif öğrenmenin diğer öğrenme süreçlerine göre daha yeterli oluşu sayılabilir.

Aktif öğrenme, ?öğrencilere öğrenme prosesi üzerinde önemli bir kontrol yetisi veren öğrenme etkinlikleriyle meşgul olmaları? olarak tarif edilebilir.

Bu katılımı sağlayabilmek için öğrenenlere okuma, yazma, konuşma, tartışma, geçmiş yaşantılarla bağ kurma, edindiği bilgileri günlük yaşamda uygulama ve problem çözme işlemlerini kendi kendine yapma imkânının verilmesi gerekir.

Aktif Öğrenmede:

  • Yavaş öğrenen ve üstün yetenekli öğrencilere daha çok zaman ayrılır.
  • Öğrencilerin öz denetim geliştirme yolları iyileştirilir.
  • Farklı öğrenme biçimleri için farklı programlar oluşturulur.
  • Yaşam boyu öğrenme sağlanır.
  • Öğrenciler, araştırma çalışmalarında kaynaklara kendileri ulaşır, değişik kaynaklardan bilgiye ulaşmanın yollarını öğrenirler.
  • Öğrencilerin elde ettikleri bilgiyi örgütlemelerine ve sunmalarına imkân sağlanır.
  • Öğrenciler, bireysel ve grup projelerinde sorumluluk alır ve bunu paylaşırlar.
  • Öğrenciler, bilgileri paylaşır, etkileşimde bulunur ve ortak bilgi üretimi için iş birliği yaparlar.

Çeşitli deneysel araştırmalar aktif öğrenme yoluyla öğrenmeyi ve düşünmeyi öğrenmenin başarı düzeyi düşük öğrencileri etkilediğini ortaya koymuştur.Okullarda genellikle en iyi öğrencilerin etkin olması beklenmektedir. Ancak aktif öğrenme bu bakış açısını değiştirmiştir. Geleneksel eğitimde baskın olan ezbercilik,bu sistemde yerini merak duyma, kuşku duyma,deneyerek öğrenme araştırma ve uygulama yapmaya bırakmıştır.Öğrenenler,bir ekip içinde nasıl çalışacağını,yardımlaşmayı, işbölümü yapmayı ve tartışarak ortak görüş oluşturma yollarını öğrenmiş olurlar.

Aktif öğrenme ?dinlemekten? daha çok ?yapmak? ile ilgilidir.Öğrenciler, okumalı, yazmalı tartışmalı veya problemin çözümü ile meşgul olmalıdırlar.En önemlisi ise analiz, sentez ve değerlendirme vazifesini üstlendikleri düşüncesi zihinlerinde yer etmelidir.

Aktif Öğrenmede Kullanılan Bazı Yöntemler

Bu modelin dayandığı teori ve uygulamalar;

  1. Yapılandırıcılık,
  2. Problem-tabanlı öğrenme,
  3. Kaynak-tabanlı öğrenme,
  4. Keşfederek öğrenme,
  5. Yaratıcı drama,
  6. Soru-cevap,
  7. Tartışma,
  8. Küçük grup çalışması,
  9. Bilgisayarla öğrenme ve
  10. İşbirliğine dayalı öğrenme şeklinde sıralanabilir.

Öğretmenler bilginin, çocukların oluşumuna aktif olarak katıldığı bir süreç olmasından çok çocuklara kendilerinin verdiği bir şey olduğuna inanırlarsa aktarma yaklaşımını benimsemiş olurlar.Bu yaklaşımdaki öğretmenler sınıfın önünde durur ve çocuklara bilmeleri gerekenleri anlatırlar.Ancak öğretmenler bilginin çocuklar tarafından oluşturulduğunu kabul ederlerse çocukların bir kavramı öğrenmeleri veya bir beceriyi kazanmalarına yardımcı olacak faaliyetlerle meşgul olmalarını sağlayan yollar ararlar.

Dahası, bilginin sabit olduğuna inanan bireyler yeni bilgiler peşine düşmez, varolan bilgiyi sorgulamaz, kendi yolunda ilerleyemez ve bağımsız öğrenciler olamazlar. Bilginin göreceli niteliğinin farkında olmak, öğretmenleri yenilikçi olmaya ve alternatif öğrenme yolları aramaya teşvik eder.

Aktif öğrenme düşüncesinin yayılmasındaki gecikmenin nedeni yüzyılın başından beri psikoloji ve eğitim bilimi alanlarında davranışçılık anlayışının egemen olmasıydı. Davranışçılık anlayışına göre öğrenme, uyaran-tepki bağının oluşması ve bu bağın pekiştireçlerle güçlendirilmesi süreci olarak ele alınmaktaydı. Bu yaklaşımın en büyük eksiği yalnızca öğrencinin edimi üzerinde durması, edimin nedenleri, uyaran-tepki bağı oluşurken olup bitenler üzerinde durulmamasıydı. Davranışçılar öğrenmenin gözlenemeyen kısmı ile ilgilenmiyordu. Öğrencinin anlayıp anlamadığı da pek dikkate alınmıyordu.

Buna göre, öğreticiler öğrencinin neyi, ne zaman ve nasıl öğreneceğine karar verir ve genellikle onların sessiz, pasif durdukları bir süreçte onlara bildiklerini aktarırlardı. Daha sonra yapılan sınavlarda öğrenciden kendisine aktarılanları tekrarlaması istenirdi.

Aktif Öğrenmenin Amacı

  1. Bilimsel düşünceyi öğretmek
  2. Bilgi kaynaklarına ulaşmayı öğretmek
  3. Problem çözme becerisi kazandırmak
  4. Neden-sonuç ilişkisi kurmayı öğretmek
  5. Kendilerini yenilemeyi öğretmek
  6. Toplumsal bilinç kazandırmak
  7. iletişim becerisi kazandırmak
  8. Akıl, bilgi, teknoloji üretebilmeyi sağlamak
  9. Yönetici ve girişimci insan olmayı öğretmek
  10. Sosyal becerileri geliştirmek

Aktif öğrenme, öğrencinin dikkatini öğrenme faaliyetlerine odaklayarak ve kavramlarla konular arasında ilişkiler kurmak amacıyla bir şeyler yaparak öğrenme sürecini yürütmesini gerektirir.Öğrencilerin sınıf içi bilişsel ve fiziksel aktif katılımı teşvik edilmektedir.Bunun anlamı,öğretmenlere yeni bir görevin yüklenmesidir ki bu da rehber,yol gösterici rolüdür.Öğretmenin talimatlarını azaltmasına rağmen bu yöntem yine de öğretmenin yükünü hafifletmemektedir.Üstelik tersine bir durum söz konusudur.Öğretmen, arzulanan öğrenme sonuçlarına ulaşmak için gerekli faaliyetleri planlamaya daha fazla zaman harcamak zorundadır.

Aktif Öğrenme Metodunun Ana Noktaları

  • Öğretmenler bilgiyi inşa edilmiş bir varlık olarak kavramlaştırmalı ve görevlerinin sadece inşa sürecini yürütmek olduğunu, bilgi vermek olmadığını bilmelidir.
  • Öğretim, öğrenme için en uygun ortamı yaratmak anlamına gelmelidir. Öğretim, sınıf duvarları ile sınırlandırılmamalıdır. Yeni öğretme/öğrenme ortamında, tek bilgi kaynağı öğretmen olmayacaktır. Okul faaliyetlerine velilerin ve toplumun katılımı da mümkün olacaktır.
  • Öğretmen bilginin tek kaynağı değil, daha ziyade yol gösterici olmalıdır.
  • Çocukların topluluk içinde daha iyi öğrendikleri bilinmektedir. Bu nedenle, grup çalışmaları proje takımları, sınıf ilişkilerini sistematik olarak çözümlemekte, deneyimleri ve değerleri incelemekte kullanılmalıdır.
  • Öğrencilerin kişisel tecrübelerle edindikleri bilgiler en kolay özümsenenlerdir.Bu nedenle çocuğun ön bilgilerini anlamak ve yeni ile eski bilgileri bütünleştirmek önemsenmelidir.
  • Öğrenciler bilişsel ve fiziksel açıdan aktif olarak öğrenime katılmalıdır.
  • Öğretmenler öğrencilerin düşünme, mantık yürütme, karar verme, yansıtma, anlam çıkarma ve problem çözme becerilerini teşvik etmelidir.

Aktif Öğrenmede Öğretmen

Aktif öğrenmede öğrencilerin, önemli ölçüde sorumluluk duygusu ve karar verme yetileri gelişir.Öğrenme sürecine doğrudan katılan öğrencilerdir. Ancak bu, öğretmenin, öğrenme sürecinde sorumluluklarının azaldığı, sınıfta fonksiyonel olmaktan çıktığı anlamına gelmemelidir.Çünkü bir kişinin bilmediği konularda tamamen doğru sonuca götürecek kararları alması oldukça zordur.

Öğrencilerin bu noktada, öğretmen tarafından yapılacak bir takım önerilere ve yönlendirilmelere gereksinimi vardır. Öğretmen bunu, öğrencinin öğrenmesiyle ilgili kararlar için seçenekler sunarak,öğretimsel amaçlardan sapıldığında önlem alarak, öğrencilere takıldıkları yerleri açıklayarak yapar. Öğrencilere öğrenme süreciyle ilgili fikirler verir. Öğrenmek için ne yapması nelere dikkat etmesi gerektiğini öğrencilere öğretir. Öğrencilerin dikkatini önemli noktalara ve inceliklere çeker.

Aktif Öğrenmede Sınıf Düzeni

Aktif öğrenme sınıflarında öğrenciler sıralar halinde hareketsiz oturmazlar.Sınıf düzeni değişkendir. Uygulanan aktif öğrenme tekniğine göre öğrencilerin; kümeler, iç içe halkalar, U, O ve V harfleri şeklinde oturmaları gerekebilir. Bazen kimi öğrenciler ayakta diğerleri oturarak çalışabilir.

Bütün bunlardan açıkça görülmektedir ki, aktif öğrenme ezberciliği önlemekte; araştırmacı, yaşam boyu öğrenen, eleştirel düşünceye sahip, üretken bireylerin yetiştirilmesini sağlamaktadır. Elbette bütün bunların gerçekleşmesinde eğitimin tüm paydaşlarının katkısı gerekmektedir.

Kaynak:Orhan ERCAN, Talim ve Terbiye Kurulu

Hakkında İdris Gündüzalp

İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü mezunuyum. Milli Eğitim Bakanlığı ve Özel Sektörde çeşitli deneyimlerim oldu.Uzun yıllardır PdrGünlüğü Sitesinin Editörlüğü yapmaktayım.Temel mesleki amacım Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanına katkı sağlamaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>