Anasayfa / Pedagoji / Çocuk Gelişimi / Bebeklik Döneminde Bağlanmanın Oluşumu ve Kişiliğin Temelleri

Bebeklik Döneminde Bağlanmanın Oluşumu ve Kişiliğin Temelleri

Bebekler doğduktan  çok kısa bir süre sonra yaklaşık 2. ayda nesneler yerine daha fazla insanlara yönelmeye ve onlara daha fazla dikkat etmeye, onları izlemeye dinlemeye ve kucağa alınmaktan hoşlanmaya başlarlar. Etrafındaki tüm insanlara aynı şekilde tepki verirler. Yaklaşık 3-4. aylardan sonra tanıdıkları yüzlere yabancılardan daha farklı şekilde tepki vermeye başlarlar. Aynı zamanda bebek, kendisine bakan kişiye (ya da kişilere) daha fazla olumlu tepki vermeye ve onu diğerlerine tercih etmeye başlar. Böylece o kişinin  davranış ve etkileşim stillerini daha çabuk öğrenir  ve onu memnun eden davranışlar sergilemeye çalışır. Bebekler kendi kendilerine hareket etmeye başladıklarında ise annenin yakınlığını aramak için daha aktif olurlar. Annenin peşinden gider, ona asılır ve kendine bakmasını sağlamaya çalışırlar.  Bakıcı ya da anneden ayrı kalmak istemez ve yabancılardan korkmaya başlarlar. Seyrek olarak gördüğü akrabalara ya da sizin çok yakın arkadaşlarınızın bile kucağına gitmek istemeyebilir ve dokunmalarına izin vermeyebilir.

Bebek annenin yakınlığını ısrarla aradığında ve bu yakınlığı sürdürmek için aktif olarak çaba gösterdiğinde ve anne de buna karşılık verdiğinde anne-bebek arasındaki bağlılık kurulmuştur. Bebeklerin anneleriyle kurdukları bağlanma ilişkileri de farklılık göstermektedir. Bazı bebekler anneleri ayrılırken ağlamalarına rağmen kolay yatıştırılırlar ve anneleri döndüğünde de buna çok sevinir, gülerek anneye yaklaşırlar. Bazı bebekler ise annelerinden ayrılırken ağladıkları gibi hem zor yatıştırıcılar hem de anneleri döndüğünde anneyi görünce ağlamaya başlarlar. Hem annelerine yakın olmak için çabalar hem de bakışlarını ondan kaçırırlar. Diğer bir grup bebek ise anneyle yakın bir fiziksel temas aramaz, anneden ayrılırken  ağlamaz ve ona  kızgınlıkla tepki vermez. Yeniden bir araya geldiklerinde de bir memnuniyet ifadesi göstermezler. Yaklaşık 12-14 aylık bebeklerde ayrıştırılabilen bu tepkiler 18. ayda da değişmeden devam ediyorsa çok büyük olasılıkla okul öncesi yıllarda da kalıcı olur. Çocuğun hem arkadaşlarıyla hem öğretmenleriyle hem de diğer yetişkinlerle olan ilişkilerini biçimlendirir.

Bebeklerin anneleriyle ne tür bağlanmalar kurdukları annenin davranışlarından  oldukça etkilenmektedir. Annenin, emzirme ya da besleme tarzı, bebeğiyle kurduğu  fiziksel temas ve onu  rahatlatma biçimi, bebeğin ihtiyaçlarına duyarlılığı, bebeğe duygusal yakınlığı  ve yanında olduğu konusunda verdiği güven hissi gibi bazı özelliklerinin bebeklerin bağlanma stilleriyle yakından ilişkili olduğu bulunmuştur. Örneğin genellikle bebeğiyle yakın, sıcak, duyarlı ve tutarlı bir ilişki içinde olan annelerin bebeklerinin, annesine güvenen, diğerlerine göre daha az ağlayan, akranlarıyla kolay ilişkiye giren bebekler olduğu görülmektedir. Annenin davranışının tutarsız olduğu; yani annenin bazen sıcak ve yakın bazen de duyarsız ve aldırmaz davrandığı durumlarda bebeklerin, anneyle olan ilişkilerinde genellikle kaygılı, öfkeli, sürekli anneye asılan ve şikayetçi tarzda ağlayan bebekler olduğu saptanmıştır.

Burada  özellikle vurgulanması  önemli olan nokta, bağlanma ve bağımlılık arasındaki farktır. Bebeğin anneye, babaya ya da bakıcıya bağlanması, bebeğin gelecekte bağımlı bir kişi olmasından tamamen farklıdır. Bağlanma, hareketlenip bilmediği dünyayı keşfe çıkan bir bebek için güvenli bir yer edinme gereksinimidir. Eğer siz bebeğinizin size yakın olmak için verdiği sinyallere duyarsız kalırsanız bebek size daha fazla asılacak ve aranızda kısır bir döngü başlayacaktır. Oysa size bağlanır ve sizi güvenli bir yer olarak elde ederse dış dünyaya daha kolay açılıp araştıracak ve daha sağlıklı bir bağımsızlaşma gösterecektir. Çocuğunuzun size bağımlı olması ise siz olmadan bir şey yapamayacak duruma gelmesidir. Eğer siz ortalığı kirletecek, size iş çıkaracak ya da daha fazla zaman ayırmanıza neden olacak düşüncesiyle çocuğun kendi kendine becerebileceklerini onun yerine yaparsanız, örneğin yedirme, giydirme ve el yıkama gibi, o zaman bebeği bağımlı hale getirirsiniz.

Bebeklikten Çıkış (1,5 – 2,5 yaşlar)

Bebeklikten kurtulmanın ilk yılları genellikle ana baba için zor yıllardır. Bağımsızlık  mücadelesinin öne çıktığı bu yıllar anne babayı disiplin problemiyle yüz yüze getirir. Bir iki yaşlarındaki bir çocuğun yapmak istediklerine izin verilmelidir. Ancak yapmak istediklerinin kötü sonuçlarına karşı da korunmalıdır.

Çocuğu korumak adına alınan önlemlerin konulan kuralların onu aptal yerine koymamasına özellikle dikkat edin.  Üstesinden gelebileceği deneyimleri yaşamasına izin verin. Bu yaşlardaki çocukların bellekleri zayıf  olduğu için yaşadıklarından belleklerinde iz bırakıncaya kadar ders almazlar. Ayrıca çocuk, geçmişi  hatırlayamadığı için geçmişte yaşadıklarıyla bugünkü durum arasında bir seçim yapması gerektiğinde yapamaz ve böyle bir durumda sık sık karar değiştirir. Eğer iki seçenek de önündeyse seçim yapabilir. İleriyi düşünemediği için de çok fazla bekleyemez, istediği “şimdi” olmalıdır. Nasıl ineceğini düşünmeden merdivene çıkar ve inemediği için orada kalır.

Ayrı bir birey olmaya çalışırken ona bebek gibi davranırsanız sizle mücadele edecektir. Eğer bir çocuk gibi görüp disiplin altına almaya çalışırsanız da aranızdaki sevgi zedelenecektir. En iyisi disiplini bir oyun haline getirmektir.  Yürümeye başlayan çocuğun dünyası da hızla genişlediği için bağımsızlık önem kazanır ve bağımlı olma ile bağımsız olma arasında gider gelir. Tehlike yaratan durumlarda ya da ısırma, vurma ve tırnaklama gibi davranışlar karşısında sakin olup fiziksel ceza vermeden çocuğa kendi kendisini nasıl kontrol edeceğini öğretmek gerekir.  Örneğin bir alışveriş gününde bir şeyi bahane ederek öfke nöbetine giren, ağlayıp tepinen çocuğa vurmanın ya da onu azarlamanın bir yararı yoktur. Çocuk fazla uyarıcıyla yüklenmiştir ve üstelik de sizin ilginiz üzerinde değildir. Böyle bir durumda çocuğu kenara çekip sakinleşmesini sağlamaya çalışın ve sakinleşinceye kadar bir yere kımıldamayacağınızı söyleyin eğer durum uygunsa sizin çocuğunuz değilmiş gibi davranın.  Sakinleşince de “Bak böyle davranınca kendini çok kötü hissettin değil mi?” diyerek kendine olanları anlamasını sağlayın. Kendini kontrol etmeyi öğrenene kadar onunla bir daha bir yere gitmeyeceğinizi anlatmaya çalışın ve dediğinizi yapın.

Bu dönemde ebeveynin her ricası çocukta bir ikilem yaratır. Kazanacak mıyım kaybedecek miyim? Hem anne babasını sever hem de kendini ortaya koymak ister.  Çocuğun her türlü kontrole direndiği  böyle bir dönemde tuvalet eğitimine başlanmamalıdır. Yaşıtlarını taklit çok fazladır ve en iyi arkadaş grubu bir-iki kişilik gruptur. Arkadaşlar arasındaki saldırganlıklar daha çok  kontrolün kaybedildiği durumlarda ortaya çıkar ve gerçek saldırganlık değildir. Bu yaş grubundakiler için ayrılıklar da çok üzücüdür; ancak bebeğin tepkisi ne olursa olsun ayrılıklar önceden çocuğa bildirilmelidir. Bu hem ayrılık anını kolaylaştırır hem de bebeğin gelecekte insanlara  güven duymasını sağlar. Bebeğiniz daha fazla çocuk oldukça daha fazla sözel tepki verecek ve daha makul hale gelecektir.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Bebeklerle Konuşmak Daha Zeki Olmalarını Sağlıyor

İngilterede yapılan araştırmalara göre bilim adamları bebekler daha konuşmaya başlamadan aylar önce onlarla konuşmaya başlamanın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir