Anasayfa / Psikiyatri / Baş Ağrıları ve Psikiyatrik Anlamları

Baş Ağrıları ve Psikiyatrik Anlamları

Gerilim başağrısı en sık görülen baş ağrısıdır. Süresi ve sıklığı değişiktir. Hafif dakikalar içinde geçen bir ağrıdan, günlerce süren veya devamlı, şiddetli ağrılara kadar değişebilir. Devamlı olsa bile bazen artmalar ve azalmalar ile seyredebilir. Ara ara gelen gerilim tipi başağrıları seyrek olarak ortaya çıkabildiği gibi günde birçok defa tekrarlayabilir. Bu tür baş ağrıları gerilim tipi başağrılarından gelişebileceği gibi bazen migren tipi başağrılarının sıklaşması sonucu da gelişebilir. Bazen sürekli gerilim baş ağrısının üstüne migren atakları eklenir. Bu durumda migren ve kronik gerilim başağrısının birlikteliğinden bahsedilir.

Gerilim Tipi Başağrısının Özellikleri

Gerilim başağrısı hasta tarafından künt, zonklayıcı olmayan, başta ağırlık, sıkışma, gerilme, çekilme, basınç, uyuşma, yanma, üşüme sözleriyle tanımlanan bir ağrıdır. Hastalar “başımda sanki taş var”, “başım ağır”, “başıma sanki tas geçmiş gibi”, “başımın etrafında bir çember sanki sıkıştırıyor” ifadelerini sıklıkla kullanırlar. Baş ağrısının zonklayıcı niteliği migrene has bir özellik olarak ele alınmasına rağmen gerilim baş ağrısında da, ağrı zonklayıcı karakterde olabilir. Ağrı tipik olarak başın bütününe yayılmıştır, yani yaygındır, fakat migrende olduğu gibi tek yanda da olabilir.

Baş ağrısıyla beraber çoğu zaman boyun ve omuz kaslarında da gerilme ve ağrı vardır. Ağrı çoğu zaman boyun kaslarından başlar, başa çıkar, alına, şakaklara kadar gelir. Bazen boyundan başlayıp sadece başın arka kısmına yayılır. Baş hareketiyle, migrende olanın aksine, baş ağrısı artmaz.

Başağrısıyla beraber boyun kaslarında sertlik olabilir. Seyrek olarak hastalarda hafif iştahsızlık ve bulantı olur, kusma olmaz. Işıktan ve sesten rahatsızlık olabilir, migrendekine kıyasla daha hafif derecededir. Hasta muayene edildiğinde boyun, ense ve çene kaslarında, özellikle ağrı sırasında, gerginlik saptanabilir. Ayrıca başı çevreleyen kaslarda, sık olarak, sert ve ağrılı noktalar bulunur. Ağrılar genellikle günün ilerleyen saatlerinde öğleden sonra veya, akşama doğru artar. Başağrılarına uykuya dalma güçlüğü, sık uyanmalar eklenebilir.

Gerilim Tipi Başağrılarının Tanımlanması

Gerilim tipi baş ağrısı ağrının ara ara gelişi ya da devamlı oluşuna göre aralıklarla gelen gerilim tipi baş ağrısı (epizodik) ve süregen (kronik) gerilim tipi baş ağrısı olmak üzere iki ana gruba ayrılır, bunların her biri kafa çevresi kaslarda kasılma olup olmamasına göre iki alt gruba ayrılır. “Aralıklarla tekrarlayan (epizodik) gerilim tipi başağrısı” şu şekilde tanımlanmıştır: Dakikalar veya günlerce süren tekrarlayıcı baş ağrısı atakları. Ağrı tipik olarak basınç, gerilme niteliğinde, hafif veya orta şiddette, iki yanlı yerleşimlidir ve günlük bedensel hareketler sırasına ağırlaşmaz. Bulantı yoktur, fakat ışık veya sesten rahatsızlık olabilir. “Kronik gerilim tipi baş ağrısı” teşhisinin konulması için ise ağrının en az 6 aydan beri süregitmesi ve bir ay içinde en az 15 gün baş ağrısı olması gerekir.

Gerilim Tipi Başağrılarının Nedenleri

Değişik faktörler gerilim tipi başağrısını ortaya çıkarabilir. Psikolojik stres, anksiyete, depresyon, somatizayon bozukluğu, kas zorlanması (uzun süre araba kullanmak, kötü oturuş pozisyonunda monitore bakmak gibi), gerilim tipi baş ağrısını gidermek amacıyla aşırı ilaç kullanmak bunlar içinde sayılabilir.

Gerilim başağrısı, öteki birincil baş ağrılarında olduğu gibi tanım olarak yapısal bir bozuklukla ilgili olamamalıdır. Hastada görüşme ve muayene sonucu organik lezyon kuşkusu olmamalı, organik lezyon kuşkusu olan hastalarda, uygun incelemelerle bu ihtimal dışlanmalıdır. Organik lezyonlar birincil başağrıları tipinde başağrılarına yol açabilir. Bu durumda hastaya başağrısına yol açan hastalığın tanısı konulur. Organik lezyon olmaksızın ortaya çıkan primer başağrılarında baş ağrısının kendisi bir hastalık gibi alınır. Epizodik gerilim baş ağrısı migrene benzer özellikler gösterebilir ve migren kriterlerini doldurabilir. Bir hasta hem migren, hem gerilim baş ağrısının kriterlerine uygun düşüyorsa, sıralamadaki ilk başağrısı tipinin teşhisi konulur (burada migren). Kronik gerilim tipi başağrıları sinuzit başağrılarıyla, hipertansiyon, hipotansiyon ve kafa içi basınc artmasınada görülen başağrılarıyla karıştırılabilir. Temporo mandibuler eklem bozukluğunu, servikal artrozu ve bazı ruhsal hastalıklara bağlı başağrılarını gerilim tipi baş ağrısından ayırmak güç olabilir.

Tedavi

Hastadan ayrıntılı bilgi alınması, klinik muayene, yardımcı muayene yöntemleri ile hastanın araştırılması tedavinin parçasıdır. Deneyimli bir psikiyatrist hastayla görüşmesinin ilk birkaç dakikasında hastada gerilim tipi başağrısı olduğunu doğru olarak söyleyebilir. Önemli olan hastada tanıya varmak değil, koyduğumuz tanının doğru olduğuna hastayı inandırmaktır. Hasta hekime, hekimlere gelmiştir, muayeneler, bir dizi tetkik yapılmıştır. Sonunda hastaya beyninde bir hastalık, bir bozukluk olmadığı, beyninin ve yüz yapılarının tamamiyle normal olduğu söylenmektedir. Yapılan muayene ve tetkikler sonunda hasta tekrar başağrısıyla baş başa kalmıştır.

Bu noktada, hekim, bildiğimiz kadarıyla, bu başağrısının ortaya çıkış mekanizmalarını hastaya anlatmalıdır. Beyninde hiç bir şey olmadığı halde ağrı nasıl olmaktadır, yaşam olayları ve alışkanlıklarıyla başağrısı arasında ne gibi ilişkiler vardır. Hangi yaşam olayları başağrısını nasıl etkilemektedir. Hasta başağrılarını ortaya çıkaran ya da artıran yaşam olaylarını gözlediği, takipler boyunca bu konularda bilinçlendiği oranda, başağrılarını kontrol etme yönünde kendine özel yöntemler geliştirecektir. Çünkü her hastanın ağrısını başlatan faktörler ayrı olabilir. Bu uzun ve sonucu baştan belli olmayan bir süreçtir.

Artık başağrılarının çoğunluğunun, başka bir tıbbi bozukluk yoksa, psikiyatrik bozukluklara bağlı olduğu bilinmekte ve tedavi edilmektedir. Migrenin ortaya çıkış nedeni nörolojik bir mekanizma ile açıklanmasına rağmen migren tipi başağrılarını yaşayan birçok hastada ağrıyı ortaya çıkaran en önemli sebep bu kişilerin strese dayanıklılık eşiklerinin düşük olmasıdır ve psikiyatrik kökenlidir. Artık gerilim başağrılarını ve migren başağrılarını psikiyatrik tedavilerle iyileştirmek mümkündür. Gerilim başağrılarının kökeni tamamen psikiyatrik nedenlere bağlı olması nedeniyle “Psikiyatristler” tarafından tedavi edilmesi gereken bir başağrısı tipidir.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir