Anasayfa / Aile / İlişkiler / Aşkın Psikolojimiz Üzerindeki Etkileri Onu Vazgeçilmez Yapıyor

Aşkın Psikolojimiz Üzerindeki Etkileri Onu Vazgeçilmez Yapıyor

Aşkın psikolojik ve fizyolojik açıdan kişiyi daha enerjik ve sağlıklı bir hale getirdiği uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Âşık olunması durumunda kişi; dopamin, serotonin ve noradrenalin gibi hormonların aktif ve dengeli şekilde salgılanmasıyla, bedensel ve zihinsel anlamda farklı bir deneyime adım atıyor.

İlk görüşte aşkın gerçekleşmesinde, aşkın beyinde bağımlılık etkisi yaratmasında, sadakatin gelişmesinde hormonlar aktif olarak rol alıyor. Beynin de bizzat yer aldığı aşk süreciyle ilgili olarak Reem Nöropsikiyatri Merkezi?nden Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Yavuz görüşlerini paylaşıyor.

Aşk,  Zaman ve Akılla Çelişir

Aşkta yoğun bir arzulama hali öne çıkıyor. Romantizm kişileri esir alarak, bazen mantıklı düşünmekten de alıkoyabiliyor. Âşık olan kişi diğer kişiye odaklanarak, başka hiçbir şey düşünemez hale geliyor. Böylece aşk esnasında, alt benlik, benlik ve üst benlik (akıl) arasında çatışmalar yaşanabilir. Bazen aşkın meydana getirdiği coşku ve heyecanın her şeyin üstünü örtebilir.

Aşkın Psikolojimiz Üzerindeki Etkileri Onu Vazgeçilmez Yapıyor

Aşk her yerde, her zaman insanları güzelleştiriyor. Aşk esnasında salgılanan hormonlar cilde parlaklık,gözlere canlılık ve kişiye maksimum yaşam enerjisi veriyor. Kişi kendini müthiş dinamik, zinde ve sağlıklı hissetmekle kalmıyor; her şeye, her olaya pozitif bakmaya başlıyor. Karşılıklı aşkta özgüven artarken, özbenlik yükseliyor; kişi kendini hiç olmadığı kadar güçlü hissediyor.

Aşık olunduğunda etraftaki insanlar da bu değişimi hemen anlayabilir. Aileniz, iş arkadaşlarınız, dostlarınız için fiziksel ve psikolojik değişiminiz oldukça belirgindir. Aşk, hayatınıza neşe ve gülümsemeyi getirir.İstisnalar olmakla beraber aşkın ömrü 2,5 yıldır. Daha sonra dopamin ve noradrenalin hormonları aradan çekilir, yerlerini sevgi hormonu olan oksitosine bırakır. Sevgi ve zamanla oluşan alışkanlıklar, hatıralar ya kişileri bir arada tutmaya devam eder ya da bireyler yeni aşklara, yeni arkadaşlıklara yelken açar.

Âşk Hormonu Uyuşturucu Etkisi Yapıyor

Aşk esnasında beynin fonksiyonel MRI ve PET incelemeleri ile elde edilen bulguların, madde bağımlıları ile benzerlik gösterir. Aşk da aynı uyuşturucular gibi haz ve keyif veren endorfin hormonunun salgılanmasına neden olur. Diğer taraftan uyuşturucu bağımlısının uyuşturucu bulamaması durumunda gösterdiği belirtilerin,aşık olan kişinin terk edildiği zamanki bulgularıyla paralellik gösterir. Her iki durumda da fiziksel ve ruhsal çöküntü hali olabilir.

Sadakatin de Kimyası Var

Aşkın kimyasal yönünü incelediğimizde, insanları evlilik ve tek eşliliğe iten olayın sadece sosyal gelenekler olmadığı anlaşılıyor. Sadakatin temelinde, dışarıdan fark edilemeyen kimyasal ve hormonal bir karışımın rol aldığını belirtiliyor. Dopamin 1 reseptörü devre dışı kalmışsa ya da iyi çalışmıyorsa, sadakat duygusunda aksama olur ve o erkek ya da kadın çapkın biri olarak karşımıza çıkabilir.

Bu noktada akla, ?Çapkınlık bir beyin hastalığı mıdır?? diye bir soru gelebilir. Düzenli aile yaşamı ve seviyeli beraberlikler için, Dopamin 1 reseptörünün iyi çalışması şarttır. Diğer bir deyişle, çapkın bir kişide ya Dopamin 1 yetersizdir ya da Dopamin 2 aşırı etkindir. Dolayısıyla reseptör algılamalarındaki dengesizlikler, kişinin düzenli sosyal hayatını ve aile hayatını tehlikeye sokabilir.

Sadakat Testi

Bugün sadakat duygusunu öngörebilmek için Dopamin 1 reseptörlerinin mutlaka iyi çalışması gerekir.Reseptörlerin iyi çalışmasının kişinin tek evliliğe yönelmesini sağlar. Kim bilir belki de ilerde Dopamin 1 reseptörlerini somut olarak gösteren bir tetkik geliştirilir ve bu geliştirilen sadakat testi ile evlenecek kadın ya da erkekler, karşı cinsi önceden değerlendirme imkânına sahip olabilir.

Aşk ve Seks Hormonlarının İlişkiler Üzerindeki Etkileri

Dopamin, oksitosin, noradrenalin, feniletilamin, vazopressin ve serotonin hormonlarının aşk hormonlarıdır.Dopamin ödül sisteminin temel molekülüdür. Özlemek, sevgiliyi görmeden duramamak ve tutku onun işlevidir. Oksitosin eşler arasında bağlanmayı sağlayan moleküldür. Normalde emzirme ve orgazm sırasında artar ve sosyal bağlanmaya hizmet eder. Eşler arasında sevgi, şefkat ve empati başlıca işlevleridir. Noradrenalin; sevgi ve aşk esnasında yüz kızarması, göz bebeklerinde büyüme, çarpıntı ve heyecandan sorumludur.

Adrenalinin etkisi de eklenirse mide krampları, ellerde titreme ve terleme görülebilir. Vazopressin de oksitosin kadar olmasa da bağlılığı ve sadakati temsil eder, ancak asıl görevi vücuttan idrar atımıdır.Feniletilamin aslında bir dopamin türevi olup, aşığın heyecanından ve her an enerjik olmasından sorumludur. Serotonin ise mutluluk hormonudur, eksikliğinde depresyon ve panik atak gibi nevrotik bozukluklar baş gösterir. Testosteron, androjen, östrojen, progesteron başlıca seks hormonlarıdır. Aşk ve seks hormonlarını birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü bu homonlar, bazen zıt etki bile gösterebilir. Örneğin oksitosin tek eşliliği, sadakati, şefkati temsil ederken, testosteron ise aksine çok eşliliği teşvik etmektedir.Testosteron kadınlarda az erkeklerde çok olan bir hormondur. Bu hormon bir erkekte ne kadar yüksekse,onun çapkın olma ihtimali de o kadar yüksektir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Yatak Odanızda Mutluluğu Yakalamanın Yolları

Çiftlerin en büyük korkularından biri mutlu bir birliktelikleri varken bunu yatak odasındaki mutluluğa taşıyamamasıdır. Çok …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir