Anasayfa / Psikiyatri / Antisosyal (Psikopat) Kişilik Bozukluğu

Antisosyal (Psikopat) Kişilik Bozukluğu

Kişinin başkalarının haklarını gözetmediği, onları hiçe saydığı davranışlarla giden bir kişilik bozukluğudur.Manüplatif davranan kişilerdir. Yalan söyleme gibi dürüst olmayan davranışları, evden kaçıp gitmeleri olur. Rastgele cinsel ilişkilere girdiği öğrenilir. Bu kişiler vicdan azabı çekmezler, pişmanlık duymazlar. Dürtü denetimi bozuklukları olur, tasarlayarak davranmazlar. Başkalarına karşı duyarlı ve düşünceli değildirler. Huzursuzluk içindedirler ve saldırgan tutumlar sergileme eğilimindedirler. Başkalarını aldatma ve sorumsuzluk yaşam biçimleridir. Bu kişiler başkalarının ve kendilerinin güvenliğini umursamazlar.

Epidemiyoloji

Antisosyal kişilik bozukluğunun yaygınlığı erkeklerde % 3 kadınlarda % 1’dir. Kentlerin fakir bölgelerinde yaşayanlarda ve buraların yer değiştiren sakinleri arasında daha yaygın olduğu görüşü hakimdir. Erkek hastalar kadınlarla karşılaştırıldığında, genellikle kalabalık aileler içinden çıkmaktadır. On beş yaşından önce başlamaktadır. Kızlarda belirtiler genellikle puberteden önce başlarken, erkek çocuklarda daha da küçük yaşlarda görülmektedir.

Etiyoloji

Geçmişte “psikopat”, “sosyopat” ve karakter bozukluğu olarak da adlandırılan ve geleneksel olarak tedavi edilemez olarak kabul edilen, tedavi ortamında bile yalan söyleyen, hırsızlık yapan, tehdit eden ve sorumsuz davranışlarda bulunan bu grup, kişilik bozuklukları içinde en kapsamlı bir biçimde incelenmiş olan bozukluklardan bir tanesi olarak kabul edilmektedir.

Hervey Cleckley, 1941 yılında yayımladığı ve sonradan klasikleşen “The Mask of Sanity” adlı çalışmasında bu kişilik bozukluğunda görülen klinik belirtilerin ayrıntılı bir tanımını yapmıştır. Cleckley psikopat kişiyi, ilk bakışta psikotik olmayan ancak davranışları görünenin ardında psikoz olduğunu düşündürecek derecede toplumun beklentilerine ve gerçeğine uymayan bir kargaşayı yansıtan kişi olarak tanımlamıştır.

Psikopat” terimi sonraki yıllarda giderek terk edilmiş, onun yerine bu durumun kökeninin psikolojik olmaktan çok toplumsal olduğu varsayımından esinlenilerek “sosyopat” terimi kullanılır olmuştur. Daha sonra APA (American Psychiatric Association) 1968’de yayınlanan DSM-II’de antisosyal kişilik terimini kullanmıştır ve 1980’de DSM-III’de antisosyal kişilik bozukluğu olarak son haline dönüştürülmüştür.

Antisosyal kişilik bozukluğunun nedenlerini belirleme amacıyla yapılan evlat edinme çalışmalarından elde edilen bulgulara göre hem genetik hem de çevresel faktörler bu bozukluğun gelişimine katkıda bulunmaktadırlar. Antisosyal kişilik bozukluğuna bu bozukluğa sahip olan kişilerin birinci dereceden biyolojik akrabalarında da sık bir şekilde rastlanılmaktadır. Çocuklukta görülen davranım bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun, yetişkinlikte meydana gelen antisosyal kişilik bozukluğu olasılığını artırdığı ifade edilmektedir. Ebeveynlerin çocuklarına karşı tutarsız ve ihmalkar davrandığı durumlarda davranım bozukluğunun antisosyal kişilik bozukluğuna dönüşme olasılığının artabileceği de belirtilmektedir .

Bazı araştırmacılara göre (Meloy 1988, Kernberg 1984), antisosyal kişi narsisistik kişilik bozukluğunun bir alt kategorisi olarak da değerlendirilebilir. Narsistik kişilik bozukluğunda olduğu gibi bu kişiler rahatlatıcı annenin içselleştirilmiş imgesinden yoksundurlar. Bu sebeple de narsistik kişiler gibi iddialı ve şişmiş bir benlik geliştirirler. Antisosyal kişiler asla başkalarının duygu ve düşüncelerine karşı duyarlı olmazlar. Kendi duyguları ve ihtiyaçları için başkalarını kullanmaktan çekinmezler. Ahlaki bir bilinçlerinin olmaması içselleştirme sürecindeki en önemli bozulmalardan bir tanesidir.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

İntihar Etmek Önlenebilir Bir Davranış mı?

İntihar için risk faktörleri olduğu gibi bazı koruyucu faktörlerin de olduğunu belirten uzmanlar, her zaman …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir