Anasayfa / Psikiyatri / Anoreksiya Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Anoreksiya Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Temizliğe, düzene, sayılara, sağlık durumuna, elektrikli cihazlardan yayılabilecek tehlikeye takanlar olduğu gibi kilosuna takanlar da vardır. Daha ince olmak için kendilerini açlığa mahkum ederler, dayanamayıp bir şey yediklerinde de en yakın lavaboya koşup parmaklarına boğazlarına sokarlar, midelerine gireni dışarıya boca ediverirler.

Bu rahatsızlık, son yıllarda manken hastalığı adıyla şöhret buldu. Tıpta anoreksiya nervoza adıyla anılır. ‘Anoreksiya’ iştahsızlık, ‘nervoza’ sinirsel, ‘anoreksiya nervoza’ sinirsel iştahsızlık anlamına gelir. Halbuki anoreksiya nervoza hastası iştahsız değildir. İnce görünmek için yemeyi reddetmektedir. Hastalık ince görünme arzusundan da ibaret değildir. Asıl problem, kişinin ne kadar zayıf olursa olsun, hala şişman olduğuna inanmasıdır!

Zayıflama hastalığı, genellikle genç kızlarda görülür. Bir hanım hastalığa yakalandığında diyelim 17 yaşında,1.65 boyunda, 55 kilo ağırlığında. Zaten vücut ölçüleri yeterince zarif. Ama yine de kendisini kalın, hantal, biçimsiz bulup perhize başlar. 50 kiloya düşer, hala kendisini şişman bulur. 45 kiloya düşmek de yeterli gelmez. 40 kilo olduğunda vücudunda görünmeyen kemik kalmamıştır, ama kimse genç bayanı ince olduğuna inandıramamaktadır. 35 kiloya düştüğünde orta boylu bir kadın adetten de kesilir. Hormonları onu artık bir kadın olmaktan çıkarmıştır. Anoreksiya nervoza hastası için hiç fark etmez, incelmelidir o!

Çoğu hasta yemeden içmeden elini çekmekle kalmaz, başka yollarla da vücudunu ‘hafifletmeye’ çalışır. En çok başvurulan yöntem, yukarıda bahsettiğimiz gibi, kendi kendini kusturmaktır. Boğaza parmak atılır, diş fırçası sokulur, hatta daha ‘sofistike’ kızlar tarafından kusturucu ilaçlar alınır. Müshil kullananlar, idrar söktürücü haplar yutanlar vardır biraz daha zayıflamak uğruna.

Bu hastalığın çok güç bir başka tarafı da, hastanın tedaviyi reddetmesidir. Çünkü 25 kilo da olsa kalın olduğu takıntısından bir türlü kurtulamaz hasta. Artık hayatı tehlikeye girdiğinde hastaneye yatırılır (ki bu da ailenin zoruyla olur), serumlarla, iğnelerle sağlığına yeniden kavuşturulur. Ardından psikiyatriye gönderilir. Gitmek istemez elbette, ama aile gözlerinin önünde eriyip biterken ‘Şişmanım’ diyen evlatlarını psikiyatriste cebren götürür. Psikiyatristle hiçbir şekilde işbirliğine yanaşmaz zayıflama hastası. Herkes zaten yağ tulumundan farksız olan gövdesini daha da çirkinleştirmeye çalışmaktadır! Ve incelme tutkusu sonunda ölüme götürür bazı müptelalarını. Her 10 anoreksiya hastasından biri hayatını kaybeder. Evet, manken hastalığı, maalesef öldürücü bir hastalıktır.

Bazı hastalarda işe aşırı yeme nöbetleri ortaya çıkar. Arada bir, krize girmiş gibi, normal bir insanın yiyeceği yemeğin iki üç katını yerler. Sonra da kendilerini kustururlar. Hızla kilo alıp yine hızla verebilirler.

Zayıflama hastaları, kafayı incelmeye ‘takmış’ olmaları açısından, takıntı hastalarına benzerler.En mühim farklılık ise şudur:  Takıntı hastalarının takıntılarını mantıksız bulduklarını, durumlarından rahatsız olduklarını sık sık tekrarlıyoruz. Zayıflama hastaları ise ne yaparsanız yapın gerçeği göremezler, kendilerini hasta kabul etmezler ve incelme çabalarına devam ederler.

Anoreksiya nervozanın kızlarda sık görüldüğünü belirtmiştik. Ancak nadir olmakla birlikte erkeklerde de görülür. Genellikle 12-18 yaş arası başlar. Hastalık-kültür arasındaki ilişkiyi göstermek açısından enteresan bir bulgu da şudur: Anoreksiya nervoza, zengin batı toplumlarının hastalığıdır. Afrika ve Asya’nın çok fakir ülkelerinde bu hastalık bildirilmemiştir.Türkiye’de ise bizim gözlemlerimiz ve ‘duayen’ hekimlerin tecrübeleri, zayıflama hastalığının giderek sıklaştığı yönündedir. Acaba zenginleşme, kentleşme ve batılılaşma mı anoreksiya nervozayı yaygınlaştırıyor? Bu sorunun cevabı kolay değildir. Ama batı toplumlarının bedene, özellikle kadın bedenine yükledikleri anlam ve imaj herkesin malumu.
Şimdi trajikomik bir durumla karşı karşıyayız: Doğulular açlıktan ölüyorlar, batılılar gıda bolluğundan.

Hakkında Admin

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Şifrone Nedir, Belirtileri ve Nedenleri Nelerdir?

Şizofreni Nedir? Şizofreni dünyada yüz kişiden birini etkileyen oldukça sık görülen bir hastalıktır. Bu, hayatın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir