Anasayfa / Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik / Akran Zorbalığını Önlemek İçin Neler Yapılmalı

Akran Zorbalığını Önlemek İçin Neler Yapılmalı

İnsanların sağlıklı, mutlu bireyler haline gelmelerinde sosyal etkileşimin önemi kaçınılmazdır. Çocuklar da anne- babaları, diğer yetişkinler, kardeşleri ve akranları ile çeşitli ilişkilere girerler.  Çocuk doğduğu andan itibaren anne ya da bakım verenle ilişki içindedir. Okul çağına geldiğinde çocuk yaşam alanı ile birlikte ilişkiye girdiği çevreyi de genişletmiş olur. Önceden anne ya da bakım verene karşı önemli olan ilişkiler yerini akranları ile olan ilişkilerine bırakır.

Akran, yaş grubu arkadaşlarıyla bağlantılı çocuk ya da ergenlerde aynı yaş gruplarını ifade eden bir kavramdır ( Fiyakalı & Kapıkıran, 2006). Akranları ile olumlu ilişkiler geliştirme çocuğun sosyal gelişimi için oldukça önemlidir. Havinghurst (1972), çocukluk döneminin gelişimsel görevlerinden birini, yaşıtları ile iyi geçinmek olduğunu tanımlamaktadır (Akt; Oral, 2007). Bu gelişim görevinin tamamlanması, çocuğun gelecekteki gelişimini ve başarısını olumlu etkileyecektir. Çocukluk döneminde sosyal onay ihtiyacının karşılanmasında, akranları tarafından kabul edilmesi önem taşımaktadır.

Akranlarla kurulan ilişkiler, genel olarak eşit düzeyde yer alan ilişkilerdir. Taraflar bu ilişkiden çoğunlukla aynı ölçüde yararlanır ve katkıda bulunurlar (Oral, 2007). Taraflar arasındaki genel güç dengesi çocuğun gelişiminde olumlu iken bu dengedeki bozulma tam tersi etki yapması açısından dikkat çekicidir. Özellikle çocuk ve ergenlerin eğitim ve öğretim nedeniyle bir arada bulundukları okul ortamlarında gösterilen güç dengesizlikleri ve örseleyici eylemler gelişimsel süreci olumsuz etkilemeleri nedeniyle önemlidir. Bahsedilen güç dengesindeki bozulma, akran örselemesi veya akran zorbalığı adı ile toplumsal yaşantının sürdürüldüğü her ortamda kendini gösteren önemli bir sorundur.

Okul, hem kendini oluşturan eğitim iş görenlerinden hem de davranışları üzerinde çalıştıkları öğrencileri yüzünden çok daha karmaşık bir yapıdadır. Okul, eğitimi üreten ve değişik adlarla anılan tüm sistemlere verilen addır (Durmuş, Gürgan, 2005).

1980?li yıllar sonrası Milli Eğitim Bakanlığı?na bağlı okullardaki şiddet olaylarının medyaya yansıması iki şekilde değerlendirilir. 1990?lı yıllara kadar okul çalışanları tarafından öğrencilere uygulanan şiddet olayları medyada geniş yer tutarken, 1990?lı yıllardan sonra okullardaki şiddet olayları, öğrenciler arasında ya da öğrenciler tarafından okul çalışanlarına yönelik şiddet davranışları şeklinde medyada geniş yer tutmaya başlamıştır. Okullarda şiddet sadece Türkiye?ye özgü bir sorun değildir. Okullarda şiddet olgusunu bazen farklı yapı ve içerikte olmasına rağmen, gerek gelişmekte olan, gerekse gelişmiş pek çok ülkenin sorunu olduğu görülmektedir. Okullarda şiddet konusu ilk kez 1950?li yıllarda çocuk suçluluğu ile ilişkisi çerçevesinde incelenmiş, ?okullarda şiddet? kavramı 1992 yaygın olarak kullanılmıştır ( Balkıs, Duru, Buluş, 2005).

Genel olarak zorbalık, saldırganlık yolu ile kişiler arası güçlülüğün vurgulanmasıdır ( Sabuncuoğlu, Ekinci, Bahadır, Akyuva, Altınöz, Berkem, 2006).  Zorbalık, saldırganlık sınıfında yer alan görece yeni bir kavram olması açısından saldırganlık ile ayrımının iyi yapılması gerekmektedir.

Zorbalığı önlemeye ilişkin müdahale yöntemleri iki başlık altına toplanabilmektedir. Bunlardan ilki, zorba veya kurban öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılama ve dinamik olarak öğrencilere destek olması gerektiğini vurgulayan, iskele başlığı altında toplanmaktadır. İkincisi ise öğrencilerin akran gruplarındaki sosyal yapıları inceleyerek bu gruplar içinde öğrencilerin olumlu ilişkiler kurması yönünde yetişkinlerin müdahalelerini kapsayan sosyal yapı olarak tanımlanmaktadır (Totan, 2007).

Totan (2007), bu iki yaklaşıma dayalı olarak yaptığı alan yazı taraması sonucunda elde ettiği bilgileri zorbalık öncesi ve sonrası alınacak önlemleri, eğitimciye ve aileye öneriler şeklinde aşağıda sunulmaktadır.

Eğitimcilere öneriler

Zorbalığı önleyebilmek için okulda çalışan tüm personelin ve öğrencilerin zorbalığın ne olduğunu bilmesi gerekmektedir. 

Öğretim yılı başında hazırlanan okul rehberlik ve psikolojik danışma planlarında içerisine zorbalığı tanıtıcı ve önleyici etkinlikler eklenerek öğrencilerin ve öğretmenlerin zorbalık hakkında farkındalık kazanmalarına, zorbalığın hoş karşılanmadığı yönünde bakış açısı kazanmalarına yardımcı olacaktır. 

Okul temelli zorbalık önleme programlarının etkili olabilmesi için zorba ve kurban öğrencilerin gelişimsel profillerinin çıkarılması ve çevre ile olan ilişkilerinin bilinmesi gerekmektedir.  

Okul çalışanlarının katıldığı toplantılarda zorbalığı önlemede kullanılacak yöntemlerle ilgili kararlar alınmalı ve belirgin kurallar ortaya konmalıdır. Bu kurallar öğrencilere, ebeveynlere, eğitimcilere ve okul personeline ulaştırılarak kuralları anlamaları sağlanmalıdır. 

Zorbalığı önleyici çalışmalarda okulun bulunduğu bölgenin kültürel özelliği dikkate alınmalıdır.  

Okullarda zorbalığın yaygınlığı ve riskli grupları, sınıfları belirleyebilmek için çeşitli tanıma tekniklerinden (test, anket vb.) yararlanabilinir.  

Zorbalığın var olduğu bilinen okullarda öğretmenler, öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini tanımalı ve akran danışmanlığı gibi zorbalığı azaltıcı faaliyetlerde bulunmalıdırlar. 

Öğretmenler öğrencilerin zorbalık hakkında konuşmalarını cesaretlendirilmeleri ve başlarına gelen olayları anlattıkları takdirde herhangi bir sorunla karşılaşmayacakları yönünde öğrencilere güven kazandırmalıdırlar. 

Zorba öğrenciler öfkelerini dışa vurarak saldırganlaşabilmektedir. Öğrencilere öfkelerini kontrol etmeye yönelik teknikler öğretilmesi zorbalığı azaltmada etkili olacaktır. 

Çocuklarının zorbaca davranışlar sergilediğini öğrenen aileler, çocuklarını cezalandırmaya başvurabileceklerdir. Bunu iyi bir problem çözme becerisi olmadığı yönünde eğitimcilerin aileye bilgi vererek farkındalık kazandırılması gerekmektedir.

Yaş olarak daha büyük öğrenciler, kendilerinden daha küçük öğrencilere destek olma yönünde cesaretlendirilmelidirler.

Aileye Öneriler

Aileler çocuklarının diğer arkadaşlarının yanında popüler olması yönündeki arzularını, çocuklarına yansıtmaktan kaçınmalıdır.

Ailelerin çocuklarına daha çok zaman ayırması, zorbalık davranışlarına karşı dikkatli, özenli olması önerilebilir.

Ailelerin belli zaman dilimleri içerisinde çocuklarını üzen veya kızdıran arkadaşları olup olmadığını ve bu durumun nasıl olduğunu sorması çocuklarının zorbalığa kurban veya zorba olarak katılmasını önlemede faydalı olacaktır.

Çocuğu zorbalığa karışan ailenin öncelikle çocuğunu dikkatle dinlemesi, çocuğuna nasıl yardım edebileceği üzerinde düşünmesi, okul ile iş birliği yapması ve olanak varsa okul dışı uzmanlardan da destek alarak çözüm üretmede işbirliği yaklaşımları kullanması önerilmektedir.

Zorba ve kurban olan öğrencilerin ailelerin çocukları ile empati kurması ve durumu tartışmak yerine çocukların duygularını ve hissettiklerini anlamaya çalışması önerilmektedir.

Zorbalığın nerede meydana geldiğini, nasıl oluştuğunu öğrenmek ailelerin yapması gerekenler arasında yer almaktadır.

Son olarak aile başka ebeveynlerle ve öğretmenlerle konuşarak ortak çözüm yolları belirlemeye çalışması yararlı olabilir. Ancak aile çocuğunu buna zorlamamalı çocuğunun hazır olduğundan emin olduğunda bu çözüme başvurmalıdır. Unutmamalıdır ki aileler okuldan gittiğinde çocuklar kendisini korumasız, zayıf,yetersiz olarak hissedebilmektedirler.

Hakkında İdris Gündüzalp

PdrGünlüğü sitesinin kurucu ve editörü olarak yaklaşık 6 yıldır burada yazıyorum. Uzmanlığım çocuk ve ergen psikolojisi olmakla beraber temel amacım mesleğimiz için faydalı paylaşımlarda bulunmaktır.

İlginizi Çekebilir

Anne Babaların En Sık Yaptığı Hatalar Nelerdir?

Çocuk yetiştirmek aslında dünyanın en profesyonel mesleği ama bu konuda bir eğitim merkezi veya okul …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir